Şiir (22)
  • Aklın Ötesinde Şiirler by: Işık Sükan  6,50

    Akıl bizim meclisimize geldi, pek muteber bir misafir olmadığını anlayınca çıktı gitti.  (Hz. Mevlana)

    Işık Sükan çok köklü bir İstanbul ailesinin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Küçük yaşta başlayan okuma tutkusu sayesinde on bir yaşına geldiğinde dünya klasiklerinin tamamını okuyup bitirmişti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile bearber İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine bağlı Gazetecilik Yüksek Enstitüsüne devanm etti. “Mehmet” mahlasıyla köşe yazarlığı yaptı. Kriminoloji alanında uzmanlaşarak ağır ceza avukatı olarak isim yaptı.

    Aynı zamanda küçük yaşta başlayan resim çalışmalarına hız vererek merkezi Paris’teki Union Feminine Artistic et Culturel adındaki beynelmilel federasyona Türkiye’nin üye olmasını sağladı.

    İstanbul’un Fethi Derneğinde Nihat Sami Banarlı, Yahya Kemal Beyatlı, Reşat Ekrem Koçu, Abdülhak Şinasi ve Ekrem Ayverdi’nin oluşturduğu gruba şerik olarak katıldı, önemli kültürel çalışmalarda bulundu.

    Işık Sükan’ın ses kaydını içeren bir bant, Kubbe Altı Cemiyeti Müdürü Nihat Sami Banarlı tarafından İstanbul şivesini en iyi konuşan kişinin sesinden Türkçe’nin en iyi örneği olarak Oxford Üniversitesine gönderildi.

    Prens Kardu, Altın Kalem Masalı adlı iki ciltlik çocuk kitabı Maarif Kitapevi tarafından basıldı ve Milliyet gazetesinde “çocuk edebiyatının en iyi örnekleri arasında” gösterildi. Yakın ve uzak akrabalarından olan İstanbul hanımefendilerinin ilk ağızdan anlattıkları anılara dayanarak Osmanlı’nın son dönemindeki toplumsal yaşam, örf ve âdetler ile İstanbul folklorü üzerine kaleme aldığı Asithane Efsaneleri yayına hazırlanmaktadır.

    Işık Sükan’ın 110 şiirini içeren bu kitapta mücadele, dostluk, tarih ve tasavvuf gibi konularda Türkçe’nin en temiz örneklerinden biriyle kaleme alınmış satırlar bulacak, son derece özgün ve etkileyici bir hayal gücüyle ifade bulan zengin bir dünyaya konuk olacaksınız.

  • Ankara İç Savaşında Üç Hainin Portresi by: Ahmethan Yılmaz  5,50

    Şiirleri, Albatros, Dergah ve Kaşgar dergilerinde yayınlanan Ahmethan Yılmaz’ın bu ilk kitabı 10 şiirden oluşuyor.

    Sembolleri, harfleri ve kelimeleri resim malzemeleri gibi kullanan şair sayfalara kazandırdığı bu görsellikle tamamlıyor ifade ettiği anlamı.

    Doğayı, dünyanın uzak köşelerindeki egzotik coğrafyayı ve teknolojik gelişmeleri duygularıyla birleştiren şair ruhundan kopanları  zekice seçilmiş kelimelerle somutlaştırmayı başarmış, yaşayan ve enerji saçan bir şiir yaratmış.

    Ahmethan Yılmaz’ın dizelerini okumak Walt Whitman ve Ezra Pound’un hayat dolu şiirlerinden aldığımız tadı orijinal Türkçe bir metinde yaşamak gibi…

  • Aşkoloji 1 by:  35,00

    Türkçe’de En Kapsamlı Aşk ve Tutku Şiirleri Antolojisi

    Aşkoloji, aşk ve tutkunun tüm çeşitlerini içinde barındıran tematik bir antoloji olarak, türünün en kapsamlı örneğini teşkil etmektedir.

    İnsanlığın ilk dönemlerinden başlayarak, dünyanın her ülkesinin önemli şairlerinin aşk ve tutku şiirlerini içeren bu yapıt, detaylandırıldığına Milattan Önce’sinin (Sümer, Akad, Hind, Japon, Çin, Fars, Babil, Mısır, Kızılderili, Moğol, Türk, Avustralya ve çeşitli Afrika kabileleri vb.) yüzlerce aşk şiirine yer vermesiyle, kişioğlunun tarihsel serüveninde aşk hususunda ne gibi bir yol izlediğini gözler önüne sermektedir. Bu şiirler sadece aşk şiiri olarak değil, tarih öncesinde kadın-erkek ilişkilerini, davranış kalıplarını, cinslerin birbirlerine bakış açılarını yansıtması itibariyle de önem taşımaktadır.

    Bilindiği üzere Tanzimat’la birlikte başlayan çeviri çalışmaları daha çok Batı dünyasını ilgi odağı olarak seçmiş, bu amaçla başta Fransız şiiri olmak üzere İngiliz, Alman, Amerikan, Bulgar, İtalya, İsveç, Polonya, Norveç, Yunan, Yugoslav, Macar şiirlerinden çokça çeviri yapılmıştır. Buna karşın Türk okuru Şark’tan pek haberdar olamamıştır. Aşkoloji, yayına hazırlanırken bu boşluğu kapatmak gibi bir işi kendine vazife edinmiş; bu amaçla İran, Irak, Suriye, Rusya, Azerbeycan, Mısır, Cezayir, Sudan, Fas, Malezya, Arabistan, Çin, Hint, Japon, Kore, Filistin, Pakistan gibi ülkelerden şiir örneklerine yer vermiştir. Özellikle İslamiyet öncesi ve sonrası Arap şiiri Türk okuruyla buluşturulmak istenmiştir. Bu nedenle Emevi ve Abbasi dönemi şiirleri Aşkoloji’de önemli bir yer işgal etmektedir.

    Aynı şekilde Aşkoloji’nin Klasik Dönem (Divanlar Dönemi) aşk şiirine ayırdığı sayfalar dikkatlerden kaçacak gibi değildir. Eserde, bugüne değin okurla buluşmuş divan şairleri rakamsal olarak ikiye katlanmış, 200’ü aşkın şairin aşk şiirlerine mümkün olduğunca çok örnek verilmiştir.

    Sırasıyla Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet dönemi ve ’75 sonrası şairlerine yer veren Aşkoloji hiçbir şairi ihmal etmemeye çalışmış, şairlere ait en başarılı şiirleri bir araya getirmiştir.

    Türk ve Dünya edebiyatından seçmeler yaparken şöhretli şairlerin şöhretli şiirlerini almamazlık etmemiştir. Örneğin Poe’den Annabel Lee, Baudelaire’den Balkon, Mallarme’den Rondel, Verlaine’den Green, Rimbaud’dan En Yüksek Kule, Sandburg’dan Duvarcının Aşkı, Blaice’den Restoranda, Mayakovski’den Lili, Aragon’dan Mutlu Aşk Yok ki Dünyada, Prevert’ten Barbara, Auden’den Alla’sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı, Ritsos’tan Tensöz, Lamartin’den Göl, Ovidius’tan Narkissos şiirlerine yer verilirken başka binlerce şiire de okurla buluşma fırsatı tanınmıştır.

  • Aşkoloji 2 by:  35,00

    Türkçe’de En Kapsamlı Aşk ve Tutku Şiirleri Antolojisi

    Aşkoloji, aşk ve tutkunun tüm çeşitlerini içinde barındıran tematik bir antoloji olarak, türünün en kapsamlı örneğini teşkil etmektedir.

    İnsanlığın ilk dönemlerinden başlayarak, dünyanın her ülkesinin önemli şairlerinin aşk ve tutku şiirlerini içeren bu yapıt, detaylandırıldığına Milattan Önce’sinin (Sümer, Akad, Hind, Japon, Çin, Fars, Babil, Mısır, Kızılderili, Moğol, Türk, Avustralya ve çeşitli Afrika kabileleri vb.) yüzlerce aşk şiirine yer vermesiyle, kişioğlunun tarihsel serüveninde aşk hususunda ne gibi bir yol izlediğini gözler önüne sermektedir. Bu şiirler sadece aşk şiiri olarak değil, tarih öncesinde kadın-erkek ilişkilerini, davranış kalıplarını, cinslerin birbirlerine bakış açılarını yansıtması itibariyle de önem taşımaktadır.

    Bilindiği üzere Tanzimat’la birlikte başlayan çeviri çalışmaları daha çok Batı dünyasını ilgi odağı olarak seçmiş, bu amaçla başta Fransız şiiri olmak üzere İngiliz, Alman, Amerikan, Bulgar, İtalya, İsveç, Polonya, Norveç, Yunan, Yugoslav, Macar şiirlerinden çokça çeviri yapılmıştır. Buna karşın Türk okuru Şark’tan pek haberdar olamamıştır. Aşkoloji, yayına hazırlanırken bu boşluğu kapatmak gibi bir işi kendine vazife edinmiş; bu amaçla İran, Irak, Suriye, Rusya, Azerbeycan, Mısır, Cezayir, Sudan, Fas, Malezya, Arabistan, Çin, Hint, Japon, Kore, Filistin, Pakistan gibi ülkelerden şiir örneklerine yer vermiştir. Özellikle İslamiyet öncesi ve sonrası Arap şiiri Türk okuruyla buluşturulmak istenmiştir. Bu nedenle Emevi ve Abbasi dönemi şiirleri Aşkoloji’de önemli bir yer işgal etmektedir.

    Aynı şekilde Aşkoloji’nin Klasik Dönem (Divanlar Dönemi) aşk şiirine ayırdığı sayfalar dikkatlerden kaçacak gibi değildir. Eserde, bugüne değin okurla buluşmuş divan şairleri rakamsal olarak ikiye katlanmış, 200’ü aşkın şairin aşk şiirlerine mümkün olduğunca çok örnek verilmiştir.

    Sırasıyla Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet dönemi ve ’75 sonrası şairlerine yer veren Aşkoloji hiçbir şairi ihmal etmemeye çalışmış, şairlere ait en başarılı şiirleri bir araya getirmiştir.

    Türk ve Dünya edebiyatından seçmeler yaparken şöhretli şairlerin şöhretli şiirlerini almamazlık etmemiştir. Örneğin Poe’den Annabel Lee, Baudelaire’den Balkon, Mallarme’den Rondel, Verlaine’den Green, Rimbaud’dan En Yüksek Kule, Sandburg’dan Duvarcının Aşkı, Blaice’den Restoranda, Mayakovski’den Lili, Aragon’dan Mutlu Aşk Yok ki Dünyada, Prevert’ten Barbara, Auden’den Alla’sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı, Ritsos’tan Tensöz, Lamartin’den Göl, Ovidius’tan Narkissos şiirlerine yer verilirken başka binlerce şiire de okurla buluşma fırsatı tanınmıştır.

  • Aşkoloji 3 by:  35,00

    Türkçe’de En Kapsamlı Aşk ve Tutku Şiirleri Antolojisi

    Aşkoloji, aşk ve tutkunun tüm çeşitlerini içinde barındıran tematik bir antoloji olarak, türünün en kapsamlı örneğini teşkil etmektedir.

    İnsanlığın ilk dönemlerinden başlayarak, dünyanın her ülkesinin önemli şairlerinin aşk ve tutku şiirlerini içeren bu yapıt, detaylandırıldığına Milattan Önce’sinin (Sümer, Akad, Hind, Japon, Çin, Fars, Babil, Mısır, Kızılderili, Moğol, Türk, Avustralya ve çeşitli Afrika kabileleri vb.) yüzlerce aşk şiirine yer vermesiyle, kişioğlunun tarihsel serüveninde aşk hususunda ne gibi bir yol izlediğini gözler önüne sermektedir. Bu şiirler sadece aşk şiiri olarak değil, tarih öncesinde kadın-erkek ilişkilerini, davranış kalıplarını, cinslerin birbirlerine bakış açılarını yansıtması itibariyle de önem taşımaktadır.

    Bilindiği üzere Tanzimat’la birlikte başlayan çeviri çalışmaları daha çok Batı dünyasını ilgi odağı olarak seçmiş, bu amaçla başta Fransız şiiri olmak üzere İngiliz, Alman, Amerikan, Bulgar, İtalya, İsveç, Polonya, Norveç, Yunan, Yugoslav, Macar şiirlerinden çokça çeviri yapılmıştır. Buna karşın Türk okuru Şark’tan pek haberdar olamamıştır. Aşkoloji, yayına hazırlanırken bu boşluğu kapatmak gibi bir işi kendine vazife edinmiş; bu amaçla İran, Irak, Suriye, Rusya, Azerbeycan, Mısır, Cezayir, Sudan, Fas, Malezya, Arabistan, Çin, Hint, Japon, Kore, Filistin, Pakistan gibi ülkelerden şiir örneklerine yer vermiştir. Özellikle İslamiyet öncesi ve sonrası Arap şiiri Türk okuruyla buluşturulmak istenmiştir. Bu nedenle Emevi ve Abbasi dönemi şiirleri Aşkoloji’de önemli bir yer işgal etmektedir.

    Aynı şekilde Aşkoloji’nin Klasik Dönem (Divanlar Dönemi) aşk şiirine ayırdığı sayfalar dikkatlerden kaçacak gibi değildir. Eserde, bugüne değin okurla buluşmuş divan şairleri rakamsal olarak ikiye katlanmış, 200’ü aşkın şairin aşk şiirlerine mümkün olduğunca çok örnek verilmiştir.

    Sırasıyla Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet dönemi ve ’75 sonrası şairlerine yer veren Aşkoloji hiçbir şairi ihmal etmemeye çalışmış, şairlere ait en başarılı şiirleri bir araya getirmiştir.

    Türk ve Dünya edebiyatından seçmeler yaparken şöhretli şairlerin şöhretli şiirlerini almamazlık etmemiştir. Örneğin Poe’den Annabel Lee, Baudelaire’den Balkon, Mallarme’den Rondel, Verlaine’den Green, Rimbaud’dan En Yüksek Kule, Sandburg’dan Duvarcının Aşkı, Blaice’den Restoranda, Mayakovski’den Lili, Aragon’dan Mutlu Aşk Yok ki Dünyada, Prevert’ten Barbara, Auden’den Alla’sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı, Ritsos’tan Tensöz, Lamartin’den Göl, Ovidius’tan Narkissos şiirlerine yer verilirken başka binlerce şiire de okurla buluşma fırsatı tanınmıştır.

  • Aşkoloji 4 by:  35,00

    Türkçe’de En Kapsamlı Aşk ve Tutku Şiirleri Antolojisi

    Aşkoloji, aşk ve tutkunun tüm çeşitlerini içinde barındıran tematik bir antoloji olarak, türünün en kapsamlı örneğini teşkil etmektedir.

    İnsanlığın ilk dönemlerinden başlayarak, dünyanın her ülkesinin önemli şairlerinin aşk ve tutku şiirlerini içeren bu yapıt, detaylandırıldığına Milattan Önce’sinin (Sümer, Akad, Hind, Japon, Çin, Fars, Babil, Mısır, Kızılderili, Moğol, Türk, Avustralya ve çeşitli Afrika kabileleri vb.) yüzlerce aşk şiirine yer vermesiyle, kişioğlunun tarihsel serüveninde aşk hususunda ne gibi bir yol izlediğini gözler önüne sermektedir. Bu şiirler sadece aşk şiiri olarak değil, tarih öncesinde kadın-erkek ilişkilerini, davranış kalıplarını, cinslerin birbirlerine bakış açılarını yansıtması itibariyle de önem taşımaktadır.

    Bilindiği üzere Tanzimat’la birlikte başlayan çeviri çalışmaları daha çok Batı dünyasını ilgi odağı olarak seçmiş, bu amaçla başta Fransız şiiri olmak üzere İngiliz, Alman, Amerikan, Bulgar, İtalya, İsveç, Polonya, Norveç, Yunan, Yugoslav, Macar şiirlerinden çokça çeviri yapılmıştır. Buna karşın Türk okuru Şark’tan pek haberdar olamamıştır. Aşkoloji, yayına hazırlanırken bu boşluğu kapatmak gibi bir işi kendine vazife edinmiş; bu amaçla İran, Irak, Suriye, Rusya, Azerbeycan, Mısır, Cezayir, Sudan, Fas, Malezya, Arabistan, Çin, Hint, Japon, Kore, Filistin, Pakistan gibi ülkelerden şiir örneklerine yer vermiştir. Özellikle İslamiyet öncesi ve sonrası Arap şiiri Türk okuruyla buluşturulmak istenmiştir. Bu nedenle Emevi ve Abbasi dönemi şiirleri Aşkoloji’de önemli bir yer işgal etmektedir.

    Aynı şekilde Aşkoloji’nin Klasik Dönem (Divanlar Dönemi) aşk şiirine ayırdığı sayfalar dikkatlerden kaçacak gibi değildir. Eserde, bugüne değin okurla buluşmuş divan şairleri rakamsal olarak ikiye katlanmış, 200’ü aşkın şairin aşk şiirlerine mümkün olduğunca çok örnek verilmiştir.

    Sırasıyla Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet dönemi ve ’75 sonrası şairlerine yer veren Aşkoloji hiçbir şairi ihmal etmemeye çalışmış, şairlere ait en başarılı şiirleri bir araya getirmiştir.

    Türk ve Dünya edebiyatından seçmeler yaparken şöhretli şairlerin şöhretli şiirlerini almamazlık etmemiştir. Örneğin Poe’den Annabel Lee, Baudelaire’den Balkon, Mallarme’den Rondel, Verlaine’den Green, Rimbaud’dan En Yüksek Kule, Sandburg’dan Duvarcının Aşkı, Blaice’den Restoranda, Mayakovski’den Lili, Aragon’dan Mutlu Aşk Yok ki Dünyada, Prevert’ten Barbara, Auden’den Alla’sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı, Ritsos’tan Tensöz, Lamartin’den Göl, Ovidius’tan Narkissos şiirlerine yer verilirken başka binlerce şiire de okurla buluşma fırsatı tanınmıştır.

  • Bak Anne Geliyor Bir Kara Tren by: Bünyamin K.  5,50

    Her gün dokunduğumuz nesnelerin, iklimlerin, tabiatın hallerinin aslında bir şiirin parçaları olduğunu gösteren ve bu yanıyla gittikçe parçalı hale gelen hayatımızın düğümlerini yeniden atan bir şair Bünyamin K. Onun diğer bir başarısı da, insanı bütün naifliğiyle, bütünlediği dünyanın merkezine yerleştirebilmiş olması. Yazdığı şiirlerle, dökülen çağımızı yeniden topluyor.  Ali Ayçil

    Bünyamin K. bir taraftan, Türkçenin su başlarında, serin avlularda düşürdüğü kelimeleri taze bir dokunuşla hayatımıza iade ederken; diğer taraftan -modern olanın hükmüne boyun eğmediği için- kırlarda, kırılanlarda birikmiş ıssız duyguları ve merhameti, insanlığımıza doğru kabartıyor. Kelimelerle tanışılan yerin kültürel dokusu, folklorik ritmi de şiirine yeni söyleyiş imkânları tanıyor. Böylece, ‘kenarda’ tutulanın, dilin merkezine doğru akışını da görünür kılıyor şiirleri. Şeref Bilsel

    Bünyamin K. bizim kuşağın önemli şairlerinden biridir. Şiiri, bir iç kanama gibi sessiz ve derinden ilerler. Onun şiirinde insan olmanın basit ve ince özellikleri vardır. Bu yüzden, şu dize ya da söz, en çok onun şiirine yakışır: Şiirin canı vardır, çeker. İçli bir şiir kitabıyla karşı karşıyayız. Bu şiirlerin şairi, yüz metreyi on saniyenin altında koşup gelmiştir.  İbrahim Tenekeci

    Bünyamin K.’nın şiirleri, tabiatla uyarılmış bir şairin şiirleri. Ama onun şiirlerinden bir mutluluk değil; görünür bir keder, bir yabanıllık, “bir  tecrid duygusu yükseliyor. Yatışmayan bir ruhun şiirlerini, ehlileşmeye direnen bir dille yazıyor. Bunun, şiirlerine kattığı tazeliği fark etmemek imkansız.  Ahmet Murat

    Bünyamin K. şiirin ne, bazen içinde oturanların bile kızdığı gibi, ‘merkez’inde, ne de ihtiyaç halinde gidilecek yedek bir vatan gibi uzaktan sevilen ‘çevresi’nde. Bünyamin K. şiirle çepeçevre ve çepeçevre bir şiir halinde. ‘Şiir halinde’ olmanın dünyadaki karşılığı ‘yolda’ olmaksa, o zaman yolu da, şiiri de açık bir şair Bünyamin K. ‘Yolda, çünkü şair’, şair, çünkü çevresinde sözcük bırakmamış şiire taşımadık’. Şiiri büyütenlerden.  Haydar Ergülen

  • Bir Dolu Bakır Yaz by: Mustafa Aydoğan  5,50

     1964 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Mustafa Aydoğan şiire 1978 yılında başladı. Esra Yazıları (1981) ve Edebiyat Ortamı (1997) dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Bu eser, Kendini Aynalarda Çoğaltan Şehir adlı ilk şiir kitabının ardından çıkan ikinci kitabı.

     

  • Bir Güzelden de Güzeldir Mehlika Sultan by: Halil Gülel  10,00

    Ressam ve şaiir, 1955 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. Küçükken çocuk felçine yakalandı. 1995 yılından bu yana belden aşağısı tutmamaktadır ve hayatını tekerlekli sandelye üzerinde sürdürmektedir. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinin Yüksek Resim Bölümünden 1980’de mezun oldu. Yapmış olduğu resimler üzerine Mezun olunca aynı yıl Almanya Kunst Akademisinden aldığı davetle  ailesinin de  yaşadığı Almanyaya yerleşti.  1982’de Düsseldorf  Kunst Akademisinden yüksek lisans diploması aldı.

    1982 yılından itibaren Düsseldorf’ta Öğretmenliklik Yapıyor. Alman öğrencilerine resim, Türk öğrencilerine’de Türkçe öğretiyor. Bir çok kişisel sergi açıp, karma sergilere katıldı. Mistik ve lirik konuları işleyen, (hece ölçüsüyle) şiirler yazmaktadır. Şiir, hikâye ve araştırma yazıları Türkiye, Azerbaycan, Almanya ve Hollanda’da dergi ve gazetelerde yayımlandı

  • Cavidname by: Muhammed İkbal  22,00

    İkbal’in olgunluk dönemi eserlerinden olan Cavitname, bu büyük düşünürün düşünce silsilesinin devamı ve en önemli dönüm noktası durumundadır.

    Dante’nin (1265-1321) Divina Commedia’sına nazire olarak yazılmıştır, kelime anlamı „sonsuzluk ya da ölümsüzlük mektubu/kitabı” olan İkbal’in kendi oğlu Cavit’in adını taşır. Goethe’nin Faust’unun etkisinde yazılmış bulunduğu iddia edilse de aslında Miraç mucizesi planı üzerine oturtulan manzum eserde Mevlana Celaleddin Rumi’nin refakatinde yapılan ve gökler, çeşitli gezegenler ile cennetin katedildiği ve her safhada muhtelif fikir, siyaset ve kültür adamlarıyla çeşitli dini ve siyasi meseleler hakkındaki konuşmaların gerçekleştiği bir yolculuk anlatılmaktadır.

    Aşık mısın? Mekandan mekansızlığa yürü

    Kendine haram kıl şu korktuğun ölümü

    Ey mezar içinde ölü gibi yatan sen

    Dirilmek mümkün Sûr borusu ötmeden!

    Gırtlağında hoş ve güzel nağmelerin varken

    Nice sürer kurbağa gibi çamurda inlemen?

    Bin üzerine zamanın ve mekanın

    Çöz bağını şu dolaşmış zünnarın

    İki göz ve kulağını daha da keskinleştir

    Gördüğün her şeyi aklına yerleştir

    Karıncaların sesini işiten kişi

    İşitir zanneden zamanenin gizini

    Perde yakıp göze esir olmayan

    O etkili bakışı iyice öğren benden