Deneme (9)
  • Buradayız by: Mehmet Efe  7,50

    Mehmet Efe’nin bu eseri, daha çok yakın dönemin medyatik boyutuna bir bakış ve medyanın arka planına bir yüklenme niteliğindedir. Kitapta, Medyakrasi, Hepimiz Seyirciyiz, Tetiği Dinç Bilgin Çekti, ATV Biraz Bastırsa, Nato Yönetime El Koyar Mı?, Sakin ve Kararlıyız , gibi dikkat çekici yazılar bulunuyor.

    Kitap dört bölümden oluşuyor: Hepimiz Seyirciyiz, Elveda Proleterya, Şarlatanlar Cumhuriyeti ve Bizi Yakar Bizim Ateş. Kitabın sayfaları arasında gezinirken “Medya Devleti”nin tıkanmış, baskıcı, zorba ve ilkel bir sistemin satır aralarını okumak mümkün.

    Burada olmaya çalışan ve burada olduğunu bütün âleme haykıran bu yazılar, günlük birer yazı olmasına karşın gayri resmi bir tarih-anlatı hüviyeti taşıyor.  Burada olup buralı kalmaya çalışanlara…

  • Ermiş by: Halil Cibran  7,00

    Yaşamının büyük bölümünü Amerika’da geçirmiş Lübnan asıllı felsefe yazarı, romancı, şair ve ressam Halil Cibran’ın başyapıtı. Dünyanın dört bir yanındaki binlerce okuyucu için küçük bir İncil haline gelecek kadar çok okunan ve Amerika’da İncil’den sonra en çok satan kitap olan bu yapıt Amerikan başkanlarının ve generallerin dahi başucu kitabı olmuştur. Kimilerine göre şiir, kimilerine göre ise “bilgelik kitabı”dır.

    Okuyucu bu kitapta hem gücü hem de saflığı bulmuş ve Cibran’ın dizelerine uymuştur: “Aşk size işmar ettiğinde izleyin onu…/Ve sizinle konuştuğunda da inanın ona…”

    İlyas Arslan, Ermiş’i Türkçe’deki kutsal kitap çevirilerine aşina olanların yabancılık çekmeyeceği bir tarzda Türkçeleştirdi. Cibran’ın kaynak dildeki metinde üslup ve kelime düzeyinde yaptığına Türkçede de vefa gösterdi. Sonuçta Ermiş’i dört yılda tamamlayan bir kelime nakkaşı olan Cibran’ın gayreti boşa gitmedi.

  • Fırtınalar by: Halil Cibran  11,00

    Arap edebiyatında, yeni ufuklara işaret ederek var olan, sancılı bir yazarın denemelerini, öykülerini içeriyor, elinizdeki eser. Bu kitap, göç edebiyatının en parlak siması olan Halil Cibran’ın (1883-1931) gençlik dönemine ait Gözyaşı ve Gülümseyiş ile olgunluk dönemi eseri olan Fırtınalar kitaplarından seçilerek bir araya getirildi. Dünyada yabancı olduğu duygusunu sürekli taşıyan bu fırtınalı kişilikte, bozulmamış bir dinî duyarlılık arayışı ve sosyal adalet fikriyle nihilizm, humanizm ve anarşizmin kurduğu şaşırtıcı ilişkilere şahit olacaksınız. Kimi zaman şair, kimi zaman masalcı, kimi zaman da devrimci ya da ıslahatçı ama mutlaka rahatsız bir yazar çıkacak karşınıza. İşte, yüzyılın başında Batı’dan yazan bir Doğu’lunun sonu gelmeyecekmiş gibi duran sıkıntıları, yakınmaları, Fırtınalar’ı…

  • Hiçbir Şeye Katılmıyorum Hiçbir Şeye by: Mehmet Efe  6,00

    Mehmet Efe’nin bu eseri, genç bir gazetenin bir köşesinde yazılmış, ancak ‘köşe’sinde kalmasına imkan olmayan yazıları içeriyor. Yine aynı hassasiyet, yine aynı heyecan… Kendi bulunması gereken yeri, bozulmadan ve çarklar arasında un-ufak edilmeden ‘kendisi’ olarak kalacağı yeri imleyen ve bunu bir gönül bağı ile paylaşan, yazmanın sorumluluğunu bir ‘insan’ olarak hisseden ve haksızlıklara ‘dur!’ diye haykıran bir ses var, sayfalar arasında.  O ses, bizi en nazik yerimizden yakalıyor ve sesleniyor:

     

    ‘Hiçbir şeye katılmıyorum, hiçbir şeye!’ Hiçbir şeye katılmamanın, aynı zamanda nelere katılındığını gösterdiğini anlayanlar için

  • İnsanım Benim by: Ahmet Ulukaya  5,50

    Sanal dünyamızda, bizi biz yapacak olan gerçeklerle aramıza gün geçtikçe kalınlaşan duvarlar örerek, her geçen gün biraz daha kendimizden uzakta yaşamak zorunda bırakılıyoruz.

    Miş gibi yaşamayı bir kenara bırakarak bir şekilde devam eden olgunlaşma sürecinde, hayatımıza ve kendimize anlam katmak, içimizi ısıtan ve bizi ehlileştiren bir sevgi ocağından damıtılarak hayatın anlamını çözmek isteyen bizler için birer işaret levhası konumunda olan hikmet pırıltılarını aklımız ve kalbimizle okumamız gerektiğine inanıyoruz.

    Söze insanla başlayıp insanla bitiren; “İnsan, din ve bilimin ışığında yeniden tanımlanmalı” diyerek hamasetten uzak, net, realist bir tavır ortaya koyan, “Dünya sadece kendiniz gibi düşünen, inanan ve yaşayanlar için var edilmedi, sizi sizin gibi düşünmeyenlerin yaşama hakkına saygılı olmaya davet ediyorum” diyerek evrensel bir barış ve hoşgörünün altını çizen Ahmet Ulukaya’nın bütün anlatımlarında adeta her yol insana çıkıyor.

    Derunîbirzevkve estetikle sizi her dem saracak olan bu eser kendinizden kendinize doğru yaptığınız kutsal yürüyüşünüzde sizin hikayenize de çok şey katacak, kapılar açmak ve köprüler kurmakta size ilham kaynağı olacaktır.

  • Kale by: Antoine de Saint-exupéry  12,00

    Eleştirmenler Fransız yazar ve pilot, Antoine de Saint-Exupery’i (1900-1944), yaşamlarında eyleme ayrıcalıklı bir yer veren, yapıtlarını yaşamlarıyla besleyen yazarlar arasında anarlar. Küçük Prens’le tanınan Saint-Exupéry’nin Kale’de ve öteki yapıtlarında sık sık yinelediği ana tema, her insanın “kendinde kendinden daha değerli” daha “büyük” bir şey taşıdığıdır. Her gerçek insan da bu aynı zamanda kendinden “içeri” ve kendinden “öte” olana yönelir, varlığını ona adar, ona hizmet etmek için yaşar. Hiç kuşkusuz,  günümüzün alabildiğine bencilleşmiş, her şeye bireycilik açısından bakar olmuş insanları için benimsenmesi zor bir düşüncedir bu, ama Saint-Exupéry bu konuda ödün vermeye yanaşmaz: “Uygarlık insanlardan istenene dayanır, onlara sağlanana değil…”

    57 kısa deneme yazısından oluşan, yazarın bitiremeden öldüğü bu kitap, ilk defa 1948’de şu anki biçimiyle yayınlanmıştır. Kale’nin birçok bölümünün dilsel kusursuzluğu ve düşünsel derinliği karşısında hayranlıktan donup kalırız; kimi öyküleri her okuyuşumuzda gözyaşlarımızı tutamayız.

  • Ravza-i Aşk by: Zelkif Camadan  12,00

    Yere çöktü dizüstü; kollarını kavuşturdu, iki büklüm bir dem öylece bekledi durdu.

    Ceb-i bir aşk, bir lerze-i humma nöbetiyle sarsılınca üşüdü ruhu! Ve bir berk çaktı ki gönlüne mâveradan; nurun âlâ nur. Ve aşk-ı lâhutinin gizemli eli; ferec ve mahrec ile tarifsiz bir ummana çekti, kendine kattı onu!

    Başını kaldırdı ki; hâle hâle envâr yağıyordu âsumandan. Bir tahayyürle doğruldu, usûlce alnını yere koydu! Ağlıyordu… Ağladıkça tufanında boğuluyordu hıçkırıkların. Ağladı da ağladı; gözyaşları ceyhun olup o nur beldesinde aktıkça, menba-ı yaşı ansızın kurudu. Tufan sonrasının sükût denizinde; bir melceye ilticâ edip, kendini yeni bir aşkın koynunda buldu!

     

  • Viyana Yazıları by: Gürsel Dönmez  6,50

    Alaca Bir Şafak Vakti Tuna Nehri Kıyısında…

    Rüyaların şehri Viyana ve burada su gibi akıp giden günler üzerine yazılmış anılarla dolu, birkaç satır… Ne çok şey yazılır bu şehre ve bu şehirde yaşananlara dair… Tramvayı, metrosu ve deniziyle büyülü bir şehir…

    Hayata ve insana dair meselelerin ele alındığı bu kitapta felsefî, tasavvufî, siyasi ve mizahi ifadeler halinde satırlar boyunca, adeta sırtında yüzyıllar taşımış olan Tuna nehri akmaktadır.

    Kitap, hayatının önemli kesitlerini Viyana’da yaşayan Gürsel Dönmez tarafından 1988-2003 yıllarında, hayatın koşuşturmacası ve Viyana üzerine kaleme alınmış denemelerden oluşuyor.

  • Yaşama Sanatı by: Andre Maurois  13,00

    Yaşama Sanatı Hayatın Küçük Felsefesi

     Fransız yazar Andre Maurois’in (1885-1967) bu kitabı yedi bölümden oluşuyor ve her bölümde hayatın belli dönemlerinin farkındalığına nasıl varılacağı ve nasıl verimli bir şekilde yaşanılacağı anlatılıyor. Yazarın akademisyenlikten ticarete kadar çeşit çeşiti işle şekillendirdiği yaşamı ve deneyimleri bu kitaba rehberlik ediyor.

    Yaşadığımız her şeyi, her anı bir sanat eserine çevirmenin yollarını gösteriyor Maurois:

    “Düşünce Sanatı, Sevme Sanatı, Çalışma Sanatı, Yönetme Sanatı, Yaşlanma Sanatı, Ölme Sanatı ve Birkaç Gence Mektup”