Çocuk (0)
  • Ata Binmeyi Seviyorum (Ciltli) by: Françoise La Gloahec  25,00

    Maceralar, Hikâyeler ve Atlara Dair Bilmek İstediğiniz Herşey

    Her çocuğun rüyalarını süsler atlar. Bebeklikten çocukluğa geçişte parmakla gösterilir, kişnemeleri taklit edilir. Oyuncak sepetinde mutlaka bir oyuncak at bulundurulur. Odasının baş köşesinde sallanan bir tahta atı olan çocuklar, çok şanslıdır. Ama en şanslıları, üç dört yaşında midilliye binme fırsatını elde edenlerdir. İlk defa ata ya da midilliye binme deneyimi hiç unutulmaz.

    Yaşadığımız topraklarda atın ve biniciliğin ayrı bir önemi vardır. Türk insanı, doğada vahşi sürüler hâlinde yaşayan atları, ilk defa evcilleştiren millet olarak bilinir. Atalarımızın yaşamında at, ailenin bir parçası olarak görülürdü. Zamanla at, yaşamımızdaki vazgeçilmez niteliğini yitirdi. Ancak at sevgisi, küçük büyük hepimizin kalbindeki yerini hâlâ koruyor.

    Bu kitabı hazırlarken at sevgisini küçük yaşta gönlünüzce yaşamanıza yardımcı olmak istedik. Belki siz de ata binmeyi öğrenmek istiyorsunuz ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Sayfaları çevirdikçe sizin gibi ata binmeyi arzulayan yaşıtlarınızla tanışacaksınız. Kitapta yer alan 6 hikâyede, kahramanlarımızla birlikte Uçan At çiftliğinde ilk binicilik derslerinizi alacaksınız. Her hikâyede geçen, binicilikle ilgili kavramlar, her hikâyenin sonunda yer alan bilgi sayfalarında açıklanıyor.  En güzel at çizimlerinin şema şeklinde sergilendiği bu sayfalarda, atların anatomik özelliklerinden yürüyüş çeşitlerine kadar birçok konuda bilgi edinmeniz mümkün.

    Türkçe çeviri hazırlanırken Türklerin at kültürüyle ilgili bilgiler de kitaba dahil edildi.

    Bu kitap sayesinde ata binmeyi öğrenip öğrenmeme konusunda kesin kararınızı vereceğinize inanıyoruz. İlk dersinize giderken atlar hakkında bol bol bilgi edinmiş olmanızı istiyoruz. Böylelikle atları ve atların Türk kültüründeki yerini daha yakından tanıyacağınıza inanıyoruz. Atları tanıdıkça onlarla daha iyi dost olmanızı diliyoruz.

  • Ata Binmeyi Seviyorum (Ciltsiz) by: Françoise La Gloahec  17,00

    Maceralar, Hikâyeler ve Atlara Dair Bilmek İstediğiniz Herşey

    Her çocuğun rüyalarını süsler atlar. Bebeklikten çocukluğa geçişte parmakla gösterilir, kişnemeleri taklit edilir. Oyuncak sepetinde mutlaka bir oyuncak at bulundurulur. Odasının baş köşesinde sallanan bir tahta atı olan çocuklar, çok şanslıdır. Ama en şanslıları, üç dört yaşında midilliye binme fırsatını elde edenlerdir. İlk defa ata ya da midilliye binme deneyimi hiç unutulmaz.

    Yaşadığımız topraklarda atın ve biniciliğin ayrı bir önemi vardır. Türk insanı, doğada vahşi sürüler hâlinde yaşayan atları, ilk defa evcilleştiren millet olarak bilinir. Atalarımızın yaşamında at, ailenin bir parçası olarak görülürdü. Zamanla at, yaşamımızdaki vazgeçilmez niteliğini yitirdi. Ancak at sevgisi, küçük büyük hepimizin kalbindeki yerini hâlâ koruyor.

    Bu kitabı hazırlarken at sevgisini küçük yaşta gönlünüzce yaşamanıza yardımcı olmak istedik. Belki siz de ata binmeyi öğrenmek istiyorsunuz ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Sayfaları çevirdikçe sizin gibi ata binmeyi arzulayan yaşıtlarınızla tanışacaksınız. Kitapta yer alan 6 hikâyede, kahramanlarımızla birlikte Uçan At çiftliğinde ilk binicilik derslerinizi alacaksınız. Her hikâyede geçen, binicilikle ilgili kavramlar, her hikâyenin sonunda yer alan bilgi sayfalarında açıklanıyor.  En güzel at çizimlerinin şema şeklinde sergilendiği bu sayfalarda, atların anatomik özelliklerinden yürüyüş çeşitlerine kadar birçok konuda bilgi edinmeniz mümkün.

    Türkçe çeviri hazırlanırken Türklerin at kültürüyle ilgili bilgiler de kitaba dahil edildi.

    Bu kitap sayesinde ata binmeyi öğrenip öğrenmeme konusunda kesin kararınızı vereceğinize inanıyoruz. İlk dersinize giderken atlar hakkında bol bol bilgi edinmiş olmanızı istiyoruz. Böylelikle atları ve atların Türk kültüründeki yerini daha yakından tanıyacağınıza inanıyoruz. Atları tanıdıkça onlarla daha iyi dost olmanızı diliyoruz.

  • Atakan Boyama by: Sandrine Deredel Rogeon  7,00

    Atakan ile sadık dostu Çomar ile beraber boyama yapmak ister miziniz? Hadi boya kelemlerinizi getirin! Bir an evvel sayfaları renklendirin!

  • Atakan Okula Başlıyor by: Sandrine Deredel Rogeon  7,00

    Atakan serisi 3-7 yaş erkek çocuklar için hazırlanmış 8 kitaptan oluşuyor. Her kitap 16 sayfa, her sayfası renkli resimli maceralar içeriyor. Her bir kitap, Atakan’ın başından geçen bir olayı konu alıyor.
    Atakan, yaşıtı çoğu erkek çocuğu gibi meraklı, hareketli ve heyecanlı. Dünyayı bir an önce keşfetmek istiyor. Bu arada küçük çocuklara özgü duygularını da olabildiğince özgür bir şekilde dışa vuruyor. Bazen bir şeyi tutkuyla istiyor, çevresindeki bütün canlıları çok seviyor, aksilikler karşısında öfkeleniyor ve üzülüyor. Bazen de korkuyor. Bütün bunları, yanından hiç ayırmadığı sevgili köpeği Çomar’la birlikte yapıyor. Annesiyle babası, birbirinden ilginç maceralarında hep Atakan’ın yanında yer alıyor, ona destek oluyorlar.
    Atakan’la birlikte televizyon seyredecek, tıka basa şeker yiyecek, geceyi anneannenizle birlikte geçirecek, parkta yeni arkadaşlar edinecek, inşaatçılık ve marangozluk yapacaksınız. En önemlisi de hayalet diye bir şey olmadığını öğreneceksiniz! Bu arada süpermarkette kaybolursanız endişelenmeyin! Çomar sizi mutlaka bulacaktır!

  • Benim Ailem by: Sophie Furlaud, Pierre Verboud,  35,00

    Dünya Çocuklarının Gözünden Aileleri

    Çocukların ufkunu açacak bir kitap! Peru’dan Eritre’ye, Ürdün’den Malezya’ya tam 52 ülkeden soluk kesen aile fotoğrafları!

    Dünyanın dört bir köşesinden aileler seçip fotoğraflarını çekmek ve ailenin çocuğunun ağzından yaşamlarından kesitler aktarmak… Böyle bir projenin sadece fikri bile alkışlanmaya değer.

    Aileler kadar fotoğraflandıkları yerler de birbirinden çeşitli ve birbirinden enteresan. Bu fotoğraflar her bir aile için hayatın gerçeklerini ortaya koyuyor.

    Tam bir sayfayı kaplayan aile fotoğraflarının karşı sayfasında, ailenin nerede yaşadığına işaret eden, söz konusu ülkenin bir haritası; ülkenin büyüklüğü,nüfus yoğunluğu, dini ve etnik çeşitliliği gibi konularda bilgi veren kısa istatistiki bilgiler ve ailenin çocuklarının birinin ağzından aktarılan günlük yaşama dair eğlenceli bir metin yer alıyor.

    Kitabın belkemiğini Uwe Ommer’in muhteşem fotoğrafları oluşturuyor. 52 ülkeden çocuklar, anne babaları ve kardeşleriyle poz vermişler. Uwe Ommer öyle pozlar yakalamış ki, aynı anda hem günlük yaşamın sıradanlığı, hem de fotoğraflanan ülkenin eşsiz benzersiz karakteri yansımış kameraya. Hayal gücünü harekete geçiriyor bu fotoğraflar.

    Sonuçta ortaya çıkan albüm, dünyamızın dört bir köşesinde yaşayan çocukların ve ailelerin birbirinden farklı yaşamlarını, ne olduğundan daha güzel göstermeye çalışıyor ne de insan manzaralarının olduğundan daha dramatik bir tablosunu çiziyor. Sadece ve sadece hakikati yansıtıyor.

    Çocuklar için, büyükler için, kültürler ve nesiller arasında köprü görevi görecek bir albüm.

  • Benim Hayatım by: Edisyon  35,00

    Dünyanın çeşitli köşelerinde hâlâ devam eden savaşlarla gündeme gelir genellikle çocuklar. Küresel şiddetten, küresel çıkar hesaplarından, bencil siyasi oyunlardan en çok etkilenen, en kırılgan bireyleridir onlar dünyamızın. Oysa özel yaşamlarımızda en çok çocuklarımıza değer veririz. Onların  sağlıklı ve mutlu büyümeleri, aydınlık bir geleceğe sahip olmaları idealiyle yaşarız âdeta.

    Benim Hayatım, kendi çocuk gerçeğimizi, çocuk idealimizi, özenle sulayıp çapaladığımız tek tek fidanlar olarak algılamak yerine, dünya çocuk ormanını kuşbakışı görmeyi hedefleyen bir proje. Bu proje çerçevesinde kendi evimizden, kendi çocuklarımızın, kendi ideallerimizin etki alanından bir süreliğine ayrılarak insanoğlunun şu an içinde bulunduğu çocuk gerçeğiyle yüzleşiyoruz.

    Projenin omurgasını Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin öngördüğü dört temel hak ve özgürlük oluşturuyor:

    1. Yaşama hakkı: su + yiyecek + barınak + sağlık hizmetleri
    2. Gelişme hakkı: oyun + eğitim
    3. Korunma hakkı: sevgi + ilgi + tehlikeden ve savaştan korunma + engelli çocuklar için fırsat eşitliği
    4. Katılım hakkı: kimlik + isim + milliyet + inanç + ifade özgürlüğü

    Çocuk Hakları Sözleşmesi, UNICEF’in on yıllık yoğun çalışmalarına dayanıyor. Benim Hayatım projesi de bu temel çocuk hakları çerçevesinde dünyanın çeşitli yerlerinde birbirinden farklı, son derece ilginç yaşamları olan çocukları tanıtıyor. Fakir olsun zengin olsun dünya ülkelerini tehdit eden başlıca meseleler fotoğraf ve röportajlarla aktarılıyor, egzotik ülkelere seyahat ediliyor, çocuk yaşamlara derinlemesine nüfuz ediliyor.

    Benim Hayatım’da her bir hak üzerine durup düşünüyoruz. Dünyanın mevcut durumunu istatistiklerle öğreniyoruz. Dünyadaki gelişmiş, az gelişmiş, demokratik ya da sömürge konumundaki 180 ülkede bu hakkın nasıl yaşandığını yansıtan çarpıcı fotoğraf kareleri görüyoruz.  Başlıklar da en az fotoğraflar kadar etkiliyor okuyucuyu: “Hani dünyadaki su herkese yeterdi?” “Diyelim ki bir sabah kalktığınızda evdeki musluklar ortadan kayboldu. Ne yapardınız?” “Karnınız açken ders çalışmayı ya da oyun oynamayı denediniz mi hiç?” “Dünyadaki her yedi kişiden biri bu cümleyi okuyup yazamıyor.” “Kimsenin, kimliğinizi elinizden almaya hakkı yoktur.” “Herkes kendi inancına göre yaşamakta özgürdür.”

    Takip eden sayfalarda dört kıtaya yayılmış 18 çocuğun yaşadıkları sokaklara, okullara, evlere ve odalara misafir oluyoruz. Onların ağzından temel hak ve özgürlüklerini ne derece kullanabildiklerini dinliyoruz; fotoğraflarla, röportajlarla belgelenmiş gerçekleri görüyoruz. Bilgilendirici harita ve şemaları inceliyoruz.

  • Benim İnancım by: Edisyon  35,00

    Günümüzde başta ergenlik çağındaki gençler olmak üzere bütün insanlar ruhsal problemlerle boğuşuyor. Modern şehir hayatının; beraberinde getirdiği teknolojik yenilikler, konfor ve rahatlığın yanı sıra insanı hareketsizliğe ve pasifliğe itmesi, popüler kültür ve reklamların etkisiyle hep daha fazla deneyim, daha fazla rahatlık ve zenginliği hedef olarak dayatması insanın ruh dünyası üzerinde yıkıcı bir etki yaratıyor. En hafifinden depresyon ve panik atak olmak üzere çeşitli psikolojik rahatsızlıklar; şiddet olaylarına, sapık eğilimlere, uyuşturucu bağımlılığına ve intihara varan ağır bunalımlar her gün rastlanan vakalar haline geldi. Bu şartlarda insanoğlu “ruhunu kurtarmak”, bu dünyanın kötülüklerinden ve sıkıntılarından arındırmak için geleneksel değerlerine ve maneviyata sarılma ihtiyacı hissediyor. İnanç kavramının daha fazla geç kalınmadan, acilen öğrenilmesi ve öğretilmesi gerekiyor. Ve tabii anlamlandırılması, yaşama entegre edilmesi, özümsenmesi… Bu bağlamda kendi geleneğimiz ve inancımız yanında dünyadaki diğer inanç ve inanışları da tanımanın, maneviyat kavramını özümsememize ve hayatımızın bir parçası haline getirmemize önemli bir katkısı olacağına inanıyoruz. Bu arada yabancı kültürleri, gelenekleri ve halkları tanımak, anlamak ve onlara hoşgörüyle yaklaşmanın önemi de vurgulanmış oluyor. Benim İnancım, dokuz yaş ve üstü çocuklara dünya dinlerini tanıtmak için gerçekleştirilmiş bir proje.

    Projede öncelikle dünyada milyarlarca insanın benimsediği yaygın dinler ele alınmış. Bir dinler tarihi metni bakış açısıyla dinlerin ortaya çıkış sırasına göre bir sınıflandırma yapılmış.  “İnanç Nedir?” sorusu ile temel dini kavramlar aktarıldıktan sonra kabile inançları ve antik dinlerle ilgili bilgi verilmiş, bu kültürlerin sanat eserlerinden örnekler gösteren fotoğraflar sergilenmiş. Hinduizm, Budizm, Sih dini, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam dinleri, projenin odak noktasını oluşturuyor. Her bir dinin doğuşu, sembolleri, peygamberi, kutsal kitabı, inanç ve ibadet esasları, kutsal mekanları bir tanıtım kuşağı şeklinde, o dinin yaşandığı yerlerde çekilmiş profesyonel fotoğraflar eşliğinde veriliyor. Daha sonra söz konusu dini gelenek çerçevesinde kutlanan dini bayramlar, bu bayramları yaşayan çocukların ağzından, onların tecrübelerini görüntüleyen fotoğraflarla görsel bir şölen halinde sergileniyor. Bunu dinin yaşam felsefesini, yine o dine inanan çocukların ağzından, kendi yaşamlarından örnekler vererek açıkladıkları sayfalar takip ediyor. Dini evlilik törenleri veya hac gibi hayatın dönüm noktası niteliğindeki dini uygulamalara da geniş yer veriliyor.

    Benim İnancım’ın kapağını kaldırdığınızda dünyanın dört bir tarafındaki çocukların kendi kültürlerine, kendi geleneklerine uygun bir biçimde ettikleri duaları, kutladıkları dini bayramları ve merasimleri, kalplerinde hissettikleri ilahi gücü ve sevgiyi paylaşacaksınız.

  • Benim Okulum by: Penny Smith, Zahavit Shalev,  35,00

    Dünya Çocuklarının Eğitim ve Okul Hayatı

    5 kıtaya yayılmış toplam 31 ülkeden, ilk ve ortaokul seviyesinde birer ikişer çocuk seçilmiş. Sonra bu seçilen çocukların bir okul günleri adım adım fotoğraflanmış. Okul öncesi ve sonrası ev hayatları, okul binası, sınıf ortamı, okul bahçesi, dersler, öğretmenler, sosyal faaliyetler, arkadaşlar… Her öğrencinin yaşamının bir parçası olan bu detayların, 31 farklı ülkede nasıl göründüğünü merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.

    Fotoğraflar, çocukların kendi ağızlarından anlattıkları, yaşamlarına dair son derece ilginç detaylarla tamamlanmış.

    Çinli Zenpey’i sınıfta göz jimnastiği yaparken, Rusya Federasyonundan Alexei’i okuluna helikopterle giderken, Japon Momona’yı okul bitince sınıfın yerlerini silerken görmeniz mümkün. Fransa’dan Anna’nın okulu her çarşamba tatil, Avustralyalı Gapirri ise açık hava okulunda okuyor. Kitaba konuk olanlar arasında İstanbul’dan Aysima da var.

    Profesyonel bir fotoğrafçı tarafından çekilmiş ve dünyanın en büyük yayınevlerinden Penguin/DK’in ustalığıyla harmanlanmış fotoğraflar, dünya çocuklarının okul hayatını gözünüzün önünde canlandırıyor. Bu kitap sayesinde okulların açılmak üzere olduğu şu günlerde çocuklar kendilerini hiç yalnız hisstemeyecek. Dünyanın çeşitli yerlerindeki yaşıtlarının okulda neler öğrendiklerine, teneffüste nasıl soluklandıklarına ve boş zamanlarını nasıl değerlendirdiklerine, görsel bir şölen eşliğinde tanık olacaklar.

    Kaknüs Çocuk’tan çıkan Benim Ailem, Benim Hayatım ve Benim İnancım kitapları gibi Benim Okulum da Türk çocuklarını dünya çocuklarıyla buluşturan bir kitap.

  • Cami ( Ciltli ) by: David Macaulay  30,00

    Tarihte iz bırakmış medeniyetlerin mimari şahaserlerini tanıttığı kitaplarıyla dünya çapında birçok ödüle lâyık görülmüş olan yazar, 16. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde tipik bir caminin, külliyesiyle beraber yapılış sürecini anlatıyor. Metin, hoş bir hikâye şeklinde kaleme alınmış. Camiyi yaptıran Süha Mehmed Paşa, mimarbaşı Hüseyin Efendi ile ustaları, hikâyenin başkahramanları olarak rol alıyorlar. Tamamı renkli, muhteşem çizimlerle süslü kitap, caminin ilk taslaklarının çizilmesinden başlayıp şerefelere ve cam süslemelerine varıncaya kadar bütün ayrıntıları gösteriyor. Külliyenin medrese, aşevi, şifahane, imarethane, hamam, çeşme, bedestan ve hazire gibi bölümleri de işlevleriyle beraber tanıtılıyor. Böylece külliyesiyle birlikte bir caminin Türk-İslam toplumundaki yeri ve önemi yansıtılıyor.

    Sadece çocukların değil, büyüklerin de ilgiyle okuyabilecekleri ve uzun yıllar faydalanabilecekleri bir kitap. Yazarın ifadesiyle: “Torun-larımızın torunları için…”

    Bana öyle geliyor ki, dinî mimarinin en iyi örnekleri, insanlığın en görkemli başarıları arasında yer alır. Biz insanlar, daha yüce bir varlığın hizmetinde çalıştığımızda sınırlarımızı, hatta beklentilerimizi aşabildiğimizi görürüz. Temelleri “iman”la atılan ve aklıselim ile göklere yükselen bu binalar, eşine dünyevi amaçlarla yapılan binalarda rastlanmayan bir azmin, dehaya varan bir ustalık ve sanatkârlığın ürünüdür.                                                                                                                              

    David Macaulay

    Bu güzel deneme, bugün büyük bir kültür ve zevk yozlaşmasının, zevk sefaletinin kalıplaşmış örnekleri olarak güya “klasik tarzda” yapılan camilerin, aslında nasıl inşa edildiğini ve hangi detayların nasıl uygulandığını öğrenmek; Selçuklulardan itibaren günümüze kadar gelen bu kadar zengin kaynak içerisinde, klasik mekân anlayışının bugünkü malzeme ve teknik imkânlarla nasıl yeni bir senteze ulaşması gerektiği yolunda, özellikle klasik medeniyetimize ve mimariye ilgi duyanlar için öğretici bir eser olacaktır. Emeği geçenlerin gayretlerini takdirle yad ederiz, ellerine sağlık, ömürlerine bereket…

    Muharrem Hilmi ŞENALP/Yüksek Mimar (İTÜ)

  • Cami (Ciltsiz) by: David Macaulay  22,00

    Tarihte iz bırakmış medeniyetlerin mimari şahaserlerini tanıttığı kitaplarıyla dünya çapında birçok ödüle lâyık görülmüş olan yazar, 16. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde tipik bir caminin, külliyesiyle beraber yapılış sürecini anlatıyor. Metin, hoş bir hikâye şeklinde kaleme alınmış. Camiyi yaptıran Süha Mehmed Paşa, mimarbaşı Hüseyin Efendi ile ustaları, hikâyenin başkahramanları olarak rol alıyorlar. Tamamı renkli, muhteşem çizimlerle süslü kitap, caminin ilk taslaklarının çizilmesinden başlayıp şerefelere ve cam süslemelerine varıncaya kadar bütün ayrıntıları gösteriyor. Külliyenin medrese, aşevi, şifahane, imarethane, hamam, çeşme, bedestan ve hazire gibi bölümleri de işlevleriyle beraber tanıtılıyor. Böylece külliyesiyle birlikte bir caminin Türk-İslam toplumundaki yeri ve önemi yansıtılıyor.Sadece çocukların değil, büyüklerin de ilgiyle okuyabilecekleri ve uzun yıllar faydalanabilecekleri bir kitap. Yazarın ifadesiyle: “Torun-larımızın torunları için…”Bana öyle geliyor ki, dinî mimarinin en iyi örnekleri, insanlığın en görkemli başarıları arasında yer alır. Biz insanlar, daha yüce bir varlığın hizmetinde çalıştığımızda sınırlarımızı, hatta beklentilerimizi aşabildiğimizi görürüz. Temelleri “iman”la atılan ve aklıselim ile göklere yükselen bu binalar, eşine dünyevi amaçlarla yapılan binalarda rastlanmayan bir azmin, dehaya varan bir ustalık ve sanatkârlığın ürünüdür.

    David Macaulay

    Bu güzel deneme, bugün büyük bir kültür ve zevk yozlaşmasının, zevk sefaletinin kalıplaşmış örnekleri olarak güya “klasik tarzda” yapılan camilerin, aslında nasıl inşa edildiğini ve hangi detayların nasıl uygulandığını öğrenmek; Selçuklulardan itibaren günümüze kadar gelen bu kadar zengin kaynak içerisinde, klasik mekân anlayışının bugünkü malzeme ve teknik imkânlarla nasıl yeni bir senteze ulaşması gerektiği yolunda, özellikle klasik medeniyetimize ve mimariye ilgi duyanlar için öğretici bir eser olacaktır. Emeği geçenlerin gayretlerini takdirle yad ederiz, ellerine sağlık, ömürlerine bereket…

    Muharrem Hilmi _ENALP/Yüksek Mimar (İTÜ)