Anı Hatıra (4)
  • Bir Vaizenin Günlüğü by: Fatma Bayram  13,00

    Tam yirmi beş yıldır başta İstanbul’da olmak üzere Türkiye’de ve dünyanın başlıca metropollerindeki evlerde, camilerde, kültür merkezlerinde İslam dinini daha iyi öğrenebilmek için toplanan hanımlara dinlerini anlatan bir vaize. Dinimizi asıl kaynaklarından doğru bir yöntemle anlama, toplumsal ilişkiler ve sorumluluklar, günlük hayatın sorunları gibi son derece önemli ve bir o kadar da hassas konularda dakikalar boyunca konuşan, soruları ve sorunları dinleyip cevaplandıran bir vaize. Yeni nesillerin yetişmesinde en büyük rolü oynayan kadınlarımızın, din konusunda bilinçlenmesine katkıda bulunan bir meslek erbabı. Aynı zamanda bir anne, bir eş, kız evlat, kız kardeş…

    Bu kitapta uzun yıllardır İstanbul Müftülüğüne bağlı olarak vaizelik mesleğini aşkla icra eden Fatma Bayram’a, kürsülerde dile getirmeye pek yanaşmadığı bir konuda kulak vereceğiz. Kendi hikâyesini dinleyeceğiz. Vaize olmayı canı gönülden istemiş bir hanımın

    ▪ çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, yetiştiği aile ortamını,

    ▪ nasıl bir eğitimden geçtiğini, unutamadığı hocalarını, okullarını,

    ▪ sürekli devam eden öğrenme sürecini, günlük yaşamını ve

    ▪ meslek hayatına dair birbirinden ilginç anılarını okuyacağız.

    Aynı zamanda, yazarın kendi hikâyesi vesilesiyle din eğitimine, sorumluluk bilincine, öğrenme ve öğretme aşkına, fedakârlığa ve modern dünyanın gerçekleriyle en kutsal değerlerin nasıl bağdaştırılabileceğine dair sorular sorup cevaplar arayacağız.

    Bu yazılanlar kendimizi değil, bize büyük bir yüce gönüllülükle, kelimenin tam anlamıyla karşılıksız hizmet edenleri, yetişmemizde bilinçli veya bilinçsiz katkısı olanları şükranı nimet kabilinden anmak ve vaizeliğin bir meslek olarak yarım yüzyıldır bu memlekette icra edildiğini bilmeyenlere, “Biz buradayız” diyebilmek içindir.

  • Halil Cibran’la Anılarım by: Yûsuf El-Huveyyik  6,50

    Yıl 1909…Yer Paris, Latin Mahallesi…Lübnan sanatçılarının piri Yûsuf el-Huveyyik Paris’te çocukluk arkadaşı Halil Cibrân’la bir araya geliyor. İkisi de henüz yirmi beş yaşlarında. Takip eden yıllarda sanat ve edebiyatta zirveye ulaşacak olan Cibrân o dönemde Paris’e sanat akımlarını incelemek ve resim eğitimi almak için burslu olarak kısıtlı kaynaklarla geliyor. Heykel ve resim sanatıyla ilgilenen el-Huveyyik’le beraber sık sık bir araya gelip Paris’in ve Latin mahallesinin bohem havasını soluyorlar, sanat, edebiyat ve hayat üzerine ateşli tartışmalar yapıyorlar.

    Bu kitabı okurken hırslı, disiplinli ve idealist Cibrân’ı ve parada gözü olmayan, insan canlısı, “gerçek mutluluk” tutkunu el-Huveyyik’i çok yakından tanıyacaksınız. Onlarla beraber Paris’in o büyülü ortamında yaşayacak, zıt karakterli bu sanatçı kişiliklerini yakından tanıyacak ve sanatta zirveye ulaşmak için hangi karakter özelliklerinin, nasıl bir yaşam stilinin, ne çeşit bir dünya görüşünün gerekli olduğunu  anlayacaksınız.
    Öte yandan kitapta, I. Dünya Savaşı’ndan önce Avrupa ve Amerika’da Doğulu sanatçı adaylarının nasıl karşılandığı, önlerindeki fırsatlar ve arkadaş çevreleri birinci ağızdan anlatılmış.

    Cibrân ve Göç Edebiyatı okuyucuları; Cibrân’ın iç dünyasını, en mahrem taraflarını, aşka karşı tutumunu en yakın arkadaşının ağzından,    paylaştıkları anılarda dinlemek ister misiniz? Ya Cibrân’ın başyapıtı Ermiş’in sayfalarını süsleyen, kadın ve erkek vücudunu, aşkı ve duyguları, ilahi bir tarzda, soyut çizimler halinde yansıtan o eşsiz benzersiz resimlerin hangi şartlarda, hangi ortamlarda yaratıldığına tanık olmak ister misiniz? O zaman bu kitabı mutlaka okuyun.

  • İlginç Olaylar Sıradışı İnsanlar by: Toygar Akman  10,00

    Kitap, Dr. Toygar Akman’ın üniversite yıllarından başlayarak bugüne kadar tanık olduğu ilginç olaylar ve karşılaştığı sıradışı insanlarla ilgili kaleme aldığı hatıralarından oluşuyor.

    Hitler Zulmünden Türkiye’ye Gelen Alman Bilim Adamları

     Bu kitabı okurken Almanya’da Hitler zulmünün yaşandığı yıllarda ülkemize davet edilen ve bazıları da Toygar Akman’a hocalık yapan Yahudi kökenli Alman bilim adamlarının uzun yıllar ülkemizdeki üniversite eğitim sistemine yapmış oldukları katkılara, Türkiye ve Türk insanına dair izlenimlerine ve çok ilginç hatıralarına tanık olacaksınız.

    İlginç olaylar ve sıradışı insanlar adıyla iki bölümden oluşan kitap, sizi yer yer hüzünlendiriyor kimi zaman da gülümsetiyor ve aynı zamanda geçmişin sularında küçük bir gezintiye çıkarıyor. Prof. Dr. Mazhar Osman Usman, Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken, Neyzen Tevfik ve dönemin diğer bazı ünlü kişileriyle geçen ilginç anıların yer aldığı kitap o günlere özlem duyanlar veya o günleri merak edenler için iyi bir kaynak niteliğinde.

  • Kızım Süreyya by: Prenses Eva İsfendiyarî  9,00

    Bir kızımız dünyaya geldiği zaman babası ile ona Süreyya adını verdik. Süreyya, “Yedi Yıldız” anlamına gelir ve Batı’da “Büyük Ayı” diye isimlendirilen yedili takımyıldızın bizdeki adıdır. İşin tuhafı, yedi sayısının onun hayatında oynadığı önemli rolü ben sonradan, bu yazı dizisini kaleme aldığım sırada fark ettim.

    Gerçekten de kızımın yaşayışı, her yedi yılda bir kendini hatırlatan, garip fakat ilahî bir kanunun etkisi altında gibidir: Süreyya 12 Şubat 1951 tarihinde İran Kraliçesi olmuştu. Ne acıdır ki tam yedi yıl sonra gene aynı gün, İran Sarayı’nı terk etmek üzere son hazırlıklarını yapacaktı.

    Milano’da, 12 Şubat 1965’in ilk saatlerinde, ilk filminin gala gecesinde hazır bulunup sokağa adımını attığında aradan bir yedi yıl daha geçmişti…

    1950’li ve 60’lı yıllarda Prenses Süreyya’nın yaşam tarzı ve yaşadıkları, sadece İran’da değil Avrupa ve Türkiye’de de çok yakından takip ediliyordu. ’50’li ve ’60’lı yılların gazete ve magazin dergilerini şöyle bir karıştırdığımızda Prenses Süreyya’nın birçok dergide haber ve kapak konusu olduğunu görürüz. Elinizdeki bu kitapta, Süreyya’nın annesinin kızıyla ilgili hatıralarıyla beraber, dönemin Hayat mecmuasında Süreyya ile aynı yıllarda İstanbul’da yaşayan on meşhur kadınla yapılmış ropörtajları da okuyucuyla buluşturalım istedik. Yaşam tarzlarıyla toplum hayatına örnek olan bu hanımları yakından tanımak; onların gündelik hayatları ve ayırıcı özellikleri olan güzelliklerini koruma konusunda başvurdukları yöntemler hakkında bilgi vermek istedik. Kitapta ayrıca bu hanımların, “Güzelliğin yalnız makyajla sağlanabileceği” şeklindeki yaygın kanıya verdikleri şaşırtıcı cevapları da okuyacaksınız.