Sivil İnisiyatif Kitaplığı (6)
  • 4.50 5 üzerinden
    Doğal Yaşam ve Başkaldırı by: Henry David Thoreau  20,00

    Sivil İtaatsizlik Makalesi ve Walden Gölü

    Amerika’nın Aykırı Kahramanı Henry David Thoreau’nun Bireyci Yaşam Deneyiminin Öyküsü

    Amerika’nın kuruluşundan bu yana en çok tartışılan yazarlarından biri olan Henry David Thoreau (1817-1862)’nun başyapıtı Doğal Yaşam ve Başkaldırı (Walden), Amerikan Edebiyatının klasiklerindendir, ayrıca Amerika’nın en verimli entelektüel akımı olan transendantalizmi (aşkınlığı) en iyi ifade eden eserdir.

    28 yaşında şair-entelektüel bir Amerikalı, şehirdeki yaşantısını geride bırakıp doğup büyüdüğü kent olan Concord yakınındaki Walden Gölü kenarında bir kulübe yapar ve orada yaşamaya başlar. Doğanın tam ortasında, bütün yaşamsal ihtiyaçlarını bilek gücüyle çalışarak karşıladığı 2 yıl geçirir. Bu süre boyunca toplumsal hayatın dayatması nedeniyle maruz kaldığı birçok anlamsız eylem ve düşünceden arınarak yaşamın aslında ne kadar basit ve güzel olduğunu görür. “Gerçekten yaşamak” için kendisine kalan bol zamanda gelişmiş ruhunun eğilimlerinin peşinden gider: okur, tefekkür eder, gözlemler ve yazar.

    Henry David Thoreau’nun Amerika’da Walden  adıyla yayımlanan eseri, bir yazarın en verimli çağında, savunduğu idealleri yaşayarak kanıtlamasının bir ürünüdür. Kaknüs Yayınlarından çıkan Doğal Yaşam ve Başkaldırı, Thoreau’nun başyapıtı olan Walden‘ın yanısıra Sivil İtaatsizlik Üzerine makalesini de Türkçe çevirisiyle okuyucuya sunmaktadır. Thoreau’yu bu makaleyi yazmaya iten olan olay, 1846 Temmuz’unda Walden’da yaşarken meydana gelmiştir. Ayakkabılarını tamir ettirmek için köye getirdiğinde, vergisini ödemediği için tutuklanıp hapse atılmıştır.

     

    Bir gece hapiste kaldıktan sonra, bir akrabasının parayı ödemesiyle serbest kalır. Bu olay ona, savaş ve kölelik karşıtı yazılar arasında bir klasik niteliği taşıyan makalesiyle hükûmeti eleştirme fırsatı vermiştir. Sivil İtaatsizlik, Gandhi, Dr. Martin Luther King ve Vietnam savaşı karşıtı göstericilerin direnişlerinde çıkış noktası olarak kullanılmıştır.

  • İslam Siyaset Felsefesinde “Sivil İtaatsizlik” Kavramı by:

    1500 yıllık İslam geleneğini, sürekli oluşan bir fenomen olarak görmemiz, tarihsel sürecin her aşamasını değerli kılmaktadır. Sürekliliğimizi koruyabilmemiz ise bu aşamaların her birinin tetkiki sayesinde mümkün olacaktır. Tarihsel sürekliliği kırdığımız zaman “öteki” kavramların zihinlerimizi nasıl istila ettiğini ve görünüşler dünyasını nasıl gerçek”miş” gibi algılayıp, sözde sorunlarla uğraştığımızı görmekteyiz.

    Geleneğimizdeki siyasi ve itikadi bir tavrın içselleştirilmesine yönelik modern bir okuma olan bu eser, meşruiyyetini; “güneşin altında söylenmedik hiçbir şey kalmayacaktır” ve “her siyasi-dini sistem söylemini ve bunun sürekliliğini koruyacaktır” önermelerinden almaktadır.

    Bu kitap, yöneten ve yönetilen ilişkilerinde farklı (bir) İslami siyasal tavır geliştirmenin tarihsel köklerini Hasan el-Basri’de aramaktadır. Zira o, “tek başına bir ümmet” diye nitelendirilmektedir. Ve onun yaşadığı çağ ise, “İslam Düşüncesinin Teşekkül Dönemi” diye adlandırılmaktadır. Kurumsallaşan ve birer siyasi/itikadi model haline gelen mezheplerin/akımların fikirleri bu dönemde tomurcuklanmaya başlamıştır.

  • Küresel Ahlak ya da Küresel Hegemonya by: Prof.Dr. Chandra Muzaffar  9,00

    Küresel Hegemonya Yanıbaşımızda, Peki, Küresel Ahlak?

    Chandra Muzaffar, medeniyetler diyalogu üzerine olan yazıları dışında din, insan hakları, Malezya siyaseti ve uluslararası ilişkiler alanlarında çalışmalar yapmaktadır.

    Kitabın büyük bir bölümü Chandra’nın son iki yılda yazdığı makalelerden, çeşitli konferans ve toplantılardaki sunumlardan oluşuyor.

    Malezyalı düşünür, Uluslararası Adil Bir Dünya Hareketi’nin Başkanı Prof. Dr. Chandra Muzaffar’in bu eseri onun hayat felsefesinin bir yansıması. Zira Chandra bir taraftan akademik alanda çalışmalar üretirken diğer taraftan da küresel hegemonyaya karşı bilinçleri ve vicdanları uyanık tutacak ve harekete geçirecek her türlü eylemi organize etmektedir.

    Kitabın başlığı her ne kadar soru şeklinde de olsa, aslında yanıt gayet açık: Küresel hegemonya gerçek, ancak küresel etik henüz ortaya çıkmadı. Kitapta, küresel hegemonyanın din, insanlık onuru ve medya üzerindeki etkisi inceleniyor ve küresel hegemonyayla mücadele ele alınıyor.

    Kitapta yer alan bazı bölümlerin başlıkları şöyle: “Medya, İslam ve Batı”, “Küresel Hegemonya ve Din”, “Küresel Bir Ahlakı Şekillendirmek: İslam’ın ve Müslüman Toplumun Rolü”, “Küresel Sivil Toplum: Gelecek İçin Bir Umut Mu?”, “Tek Kutuplu Bir Dünya: Direniş ve Dönüşüm Politikaları”, “Din ve Medeniyetler Karşılaşması: Güç Boyutu”, “Japonya”, “İslam ve Batı: Barış İçinde Bir Birlikte Yaşam Mı, Çatışma Mı?”

     

  • One Minute / Bi’ Dakika by: Cevdet Karal  7,00

    One Minute/Bi Dakka-72 Milyon İçin Tarihin Değiştiği An

    29 Ocak 2009, Türkiye saatiyle 21.00 suları… Bütün dünya canlı yayınlarla İsviçre’nin Davos şehrinde yapılan 39. Dünya Ekonomik Forumu’nun Gazze oturumuna kilitlendi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Mun, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan…

    Perez; vicdan sahibi her insanı çileden çıkararak “Katil!” haykırışına yol açacak bir konuşma yaptı. İnsanlığın vicdanına savaş açtı. Sözü kesilmeden, 25 dakika…Ve tarihî an gelip çattı. “One minute!” dedi, Tayyip Erdoğan, “One minute!..” 72 milyon, bütün insanlık adına konuşmaya başladı… Dış politikamızda uzun yıllardır görülmemiş bir tavır sergiledi.

    Davos Zirvesi’nin yapıldığı günler, Türkiye genelinde yerel seçimlerin yaklaşmakta olduğu bir dönemdi. Davos’ta yaşananlar, seçim için propaganda malzemesi olamayacak kadar önemli ve anlamlıydı. Bundan dolayı, Şubat ayında hazırlanan  bu kitabın, seçimlerden sonra yayımlanmasını uygun gördük. Türk ve dünya basınında, olayla ilgili yer alan coşkulu tepkileri bir araya getirerek tarihî bir belge olarak okuyucunun istifadesine sunmayı amaçladık.

    Kitap, Başbakan Erdoğan’ın “One Minute” diyerek Perez’in sözlerine cevap verdiği ânın, film kareleri eşliğinde, kelimesi kelimesine aktarıldığı dört sayfalık bir bölümle başlıyor. Takip eden sayfalarda, Erdoğan “One Minute!” demeden önce yapılan konuşmaların metinlerini içeren bir bölüm var. “Tarihî Karşılama” bölümünde Erdoğan’ın Davos Zirvesi dönüşü, Atatürk

    Havaalanında nasıl karşılandığı ve yaptığı konuşmayı konu alan gazete haberlerinden bir derleme var. “Dünyadan Yankılar”, “Karşı Çıkanlar Yok mu?”, “Türkiye Medyasından”,  Düşünce ve Sanat Ortamından” adlı bölümler, olayın yankılarını ayrıntılarıyla belgeliyor.

    Davos’ta yaşanan tarihî bir an, mesele insani değerlerle ilgili, duyarlılık partiler üstüydü. Türkiye’nin bu çıkışını, dünya ve Türk insanının tepkileriyle belgeleyen bu kitabı yayınlarken yayıncı olarak bir sorumluluğu yerine getirdiğimize inanıyoruz.

  • Sivil Toplum ve Demokrasi by: Edisyon  14,00

    Sivil toplum ve demokrasi arasındaki ilişki birbirini gerektiren bir ilişkidir. Sık sık gündeme geldiği gibi demos’un yönetime katılması için gereken mekanizmaların çeşitlenmesi ve etkililiğinin artması demokrasinin de işlerliğini oluşturacaktır. Bu sebeple sivil toplum kavramı ve kurumu demokrasi tartışmalarının neredeyse vazgeçilmezi haline gelmiştir.

     Özellikle temsili demokrasi sorununun konuşulduğu bu günlerde demokrasinin derinleştirilmesi için sivil topluma duyulan ihtiyaç gittikçe artmaktadır. Bu sebeple de sivil toplum ve demokrasi ilişkisi teorik ve pratik boyutlarıyla yeniden incelenmektedir.

     “Sivil Toplum ve Demokrasi” kitabı sivil toplum düşüncesi ve bu düşüncenin bir yansıması olarak sivil toplum kuruluşlarının fonksiyonunu, sivil toplum kuruluşlarının demokrasinin işleyişine katkısı olan fonksiyonlarını icra ederken karşılaştıkları yapısal ve prosedürel sıkıntılar ve buna benzer noktaları içeriyor.

     “Sivil Toplum ve Demokrasi” konusunu çok geniş ve kapsamlı bir şekilde ele alan kitap, sivil inisiyatiflerin güçlenmesinin toplumsal olarak ihtiyaç duyulan dinamizmi ve demokrasiyi getireceğine olan inançla hazırlandı.

  • Sivil Toplumu Konuşmak by: Edisyon  14,00

    Sivil toplum kavramı, ülkemizde son yıllarda en fazla ön plana çıkan, en fazla itibar kazanan ve üzerinde en fazla kafa yorulan kavramlardan biri oldu.

    Sivil toplum hemen hemen her kesimde pozitif bir değer ifade etmekte. Ancak, gerçekte herkesin sivil toplum kavramından aynı şeyi anladığını, bu kavrama aynı anlamı yüklediğini söylemek oldukça zor. STK kavramı pratikte bulunan durumu tam olarak yansıtmaya yetmemekte ve gerçek içeriğine uygun bir kullanım sunamamaktadır.

    Türk aydını karşı karşıya kaldığı yeni toplumsal durumu açıklamak için sivil toplum kavramına sık sık müracaat etmekte. Ancak kavramın çerçevesi ve sınırları henüz tam olarak çizilebilmiş olmadığı için yapılan tartışmalar bazen de bir aydınlatmadan ziyade kavram karmaşasına ve zihin bulanıklığına neden oluyor.

    İşte bu sonuçtan hareketle yapılan bu çalışma sivil toplum kuruluşlarının kullandığı çeşitli kavramların gelişimini ve teorik arkaplanını anlatıyor. Kitap, her biri değişik alanlarda yetkin akademisyen, yazar ve entelektüelleriyle sivil toplum ve ilgili konular çerçevesinde yapılmış olan röportajlardan oluşuyor.

    Röportajlar:

    Bahattin Akşit, Ali Bayramoğlu, Mustafa Erdoğan, Alev Erkilet, Erol Göka, Nilüfer Göle, Korel Göymen, Levent Köker, Etyen Mahçupyan, Ahmet Özcan, Tomas W. Pogge, Mete Tunçay, Hilmi Yavuz, Şanar Yurdatapan