Tolstoy Kitaplığı (8)
  • Din Nedir by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  12,00

    Günümüz okumuşlarının anlayışına göre din lüzümlu değildir: onun yerini bilim alacak ya da çoktan aldı bile. Oysa tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de tek bir insan toplumu veya tek bir aklı başında kişi dahi dinsiz yaşamamıştır ve yaşayamaz da. Aklı başında kişi diyorum, çünkü aklı başında olmayan kişi tıpkı bir hayvan gibi dinsiz yaşayabilir. Aklı başında bir varlık ise dinsiz yaşayamaz; çünkü öncelikle ve sonrasında neyi yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir. Din insana yaratılışı gereği verildiğinden aklı başında hiçbir insan dinsiz yaşayamaz.

  • Hayat Üzerine Düşünceler by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  10,00

    Dünyaca ünlü Rus yazar Tolstoy (11828-1910), yaşamının son yıllarında kendi hayatını ve yerleşik din anlayışını sorguladığı eserler yazmıştır. Hayat Üzerine Düşüncler’de de Tolstoy, dogmatik dini ve bilimi eleştirir. Bu kitap, Tolstoy’un “aykırı” bulunan benzer kitapları gibi yayınlandığı yıllarda yasaklanmış ve sağlığında ancak Avrupa ülkelerinde yayınlanabilmiştir.

    Bu kitapta Tolstoy, Kilise’nin din anlayışını eleştirirken Kilise ile dini hassasiyetle birbirinden ayrı tutuyor. Modern bilimin takılıp kaldığı sebep-sonuç ilişkisini bütün samimiyetiyle aşmaya çalışıyor. Cismi reddetmeden ruhtan yana tavır koyuyor.

    İnsan Hayatındaki Çelişki, Ruhi Doğuş, Ölüm Korkusu giibi başlıklar taşıyan 33 bölümden oluşan kitap, felsefi akıl yürütmelerin ağır bastığı ciddi bir tonda kaleme alınmış.

  • Hayatı Sorgulamak by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  7,00

    Tolstoy denince birçoklarının aklına Savaş ve Barış ile Anna Karanina romanları gelir. Oysa Tolstoy aynı zamanda ciltler dolusu kısa hikaye de yazmıştır. Bu kitapta ünlü yazarın 1857-1903 yılları arasında kaleme aldığı dört öyküsünü okuyacaksınız, yazarlık dehasının habercisi ilk dönem öyküleri ile ustalığını perçinleyen birinci sınıf klasiklerini bir arada sindirme şansını yakalayacaksınız.

    Tolstoy okuyucuları, yazarın 1895’te kaleme aldığı Efendi ile Uşak’ı en güzel hikayesi olarak kabul eder. Rusya’daki aristokrasi ile koylu sınıfı arasındaki çatışmayı çok iyi yansıtan bu hikayede Tolstoy, hikayenin iki ana karakterinin zihnine ve kişiliğine nüfuz ederek komünizm öncesi Rusya’sındaki sosyal sınıfları, yaşam biçimleri ve kültürleriyle apaçık sergiler.

    Zengin bir toprak sahibi ve tüccar olan Vasili Andrevich Brekhunov ile zavallı bir işçi olan Nikita’nın öyküsü, destansı bir hikayenin tüm özelliklerini taşır, iki adam, küçük bir at, bir kızak ve insanoğlunun dizginlenemeyen hırsı, doğanın muazzam kudretiyle bütünleşir. Hikayenin bu dış yüzünün yanında, toprak sahibiyle zavallı itaatkar uşağı arasındaki ilişkiyi irdeleyen bir de iç yüzü vardır, insanoğlunun birbirine zıt iki uç noktasında bulunan, güç sarhoşu efendi ile kaderini efendisine bağlayan irade yoksunu uşak, kontrolden çıkarak kendi kendilerini felakete sürüklerler.

    Bu hikayeyi okurken karakterlerin yüzünü kamçılayan rüzgarı kendi yüzünüzde hissedecek, uçsuz bucaksız vahşi doğanın iliklere işleyen soğuğunu duyacak, uşak Nikita’yla beraber karlara bata çıka yürüyüp kayacaksınız. Efendi ile uşağın gittikçe artarı ümitsizliğini, içinde bulundukları tehlike büyüdükçe siz de hissedeceksiniz.

    Tolstoy’un bütün hikayeleri, sıkıştırılmış romanlar gibidir. Bu anlamda iki önemli sahneye ve kelimelerden çok eylemlere dayanan Balodan Sonra (1903), Tolstoy’un tek gerçek hikayesidir denilebilir.

    Hassas ruhlu genç erkek kahraman, cinsellikle ve asker dünyasıyla ilk defa karşılaşmasında, baba figürü ve onun fiziksel zalimliği vasıtasıyla kendi edip kompleksiyle yüzleşir. işkence eğilimlisi bir şövalye ruhuyla karşı karşıya kalan genç adamın öyküsünde, kahramanın bir kadına ulaşabilmesinin mutluluğunun ardından, işkence gören bir erkek bedeni karşısında düştüğü dehşet dile getirilir.

    Tolstoy, bu kitapta ilk defa Türkçe’ye çevrilen hikayelerinden Prens D. Nehlyudov’un Günlüğü’nde (1857) burjuva mantalitesinin karşısına yerleştirdiği sanatın büyüsünü, Albert’te (1858) bütün canlılığıyla ortaya koyduğu sanatçı kişiliği ve “öteki”ni anlama sınavıyla ilişkilendirerek, bir kez daha insan ruhuna daha derinden nüfuz etmemizi sağlıyor.

    Sınıf farklılıklarını hem bu kadar kısa ve öz hem de bu kadar iyi yansıtan, biz insanların birbirimizi nasıl gördüğümüzü, birbirimize karşı hangi kelimeleri kullandığımızı ve hangilerini kullanmamayı tercih etliğimizi Tolstoy kadar iyi aktaran bir yazara rastlamak çok zor…

    Tolstoy okuyarak geçireceğiniz saatler asla boşa geçmiş olmayacaktır.

  • Hazin Bir Evliliğin Romanı by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  6,00

    Dünya edebiyatının önde gelen ismi Tostoy’un özgün kaleminden çıkan roman, bir evliliğin hikâyesini konu etmiş. Tolstoy romanda; 19.yüzyılın aile ev evlilik ilişkilerini gözler önüne sermiş. Böylece, Rus toplumunun ve genelde 19. yüzyılda hızla gelişen ve değişen dengeler karşısında toplumların nasıl bir aile ilişkisi oluşturduğunu vurguluyor.

    Rivayet olunur ki Nessos, bir gün Herakles’in karısı Deianeira’yı kaçırıp ona tecavüze yeltendiğinde Herakles’in zehirli okuna hedef olur. Nessos ölürken Herakles’ten öcünü alabilmek için kanlı gömleğini Deianeira’ya verir. Bu gömleği kocasına giydirdiği takdirde onun aşkını sonsuzcasına kazanacağını söyler.

    Bir tören esnasında Nessos’un kanlı gömleğini giyen Herakles acıdan kıvranmaya başlar. Bedenine yapışmış olan bu gömleği derisi soyulmak pahasına çıkarmaya çalışsa da bunu başaramaz. Sonunda, dağlardan kökleriyle söküp çıkardığı devasa çamları meydana yığar ve büyük bir ateş yakar. Ve kendini alevler içine atarak hayatına son verir. Tolstoy için olduğu gibi birçoklarımız için de evlilik, Nessos’un kanlı gömleği… Kandırmacayla üzerimize giydirilen ve ancak yalazlarla çıkarılabilen bir gömlek…

  • İçimizdeki Şeytan by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  18,00

    Tolstoy, bu eserde hakikati bilmek ve mutlu olmak için bilim ve teknolojinin sağladığı imkanların olmazsa olmaz şeyler olmadığını, hayatı anlamak için gözlerimizi hayatın kendisine çevirmemiz gerektiğini anlatır. Bu kitap, Tolstoy’u bize yansıtan aynacıklardan ve yüreğinden çektiği damlacıklardan oluşmaktadır. Kitapta yer alan 27 hikayenin farklı farklı kahramanları olsa da aslında onlar Tolstoy’dan başkası değiller. Yaşadığını yazan bir yazardır, Tolstoy. Hikayelerine ağlayışı bundandır. Eserde kimi zaman kunduracı, kimi zaman bir hükümdar olarak karşımıza çıkan Tolstoy, Tanrı’yı bulma sevdasına düşüp O’nu anlatmaya çalışan karakterler çizer. İçimizdeki Şeytan, insanları dalmış oldukları tarihî uykularından uyandırma amacı güdüyor.

  • İtiraflarım by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  6,00

    Tolstoy’un bütün öykü kahramanları kendisidir. Yaşadıklarını anlatırken, yaşamadıklarını sorgular. Bulduklarını paylaşırken, bulamadıklarının nedenlerini araştırır. Ancak Tolstoy’un iç dünyasını en açık şekilde paylaştığı eseri kuşkusuz “İtiraflarım” adlı düşünsel biyografisidir. Tolstoy, biyografisinde hayata nasıl başladığını, dünyayı algılamayı öğrenme biçimini, kaygılarını, şüphelerini, hakikate dair vizyonlarını anlatır. Zaman zaman kendisinin dışına çıkıp, başka insanlara hakikate giden yolda rehberlik etme sorumluluğunu göze alan Tolstoy, “İtiraflarım”da her şeyi bir kenara bırakıp kendisiyle hesaplaşır. Hesaplaşmasında ne bir nedensellik ne de bir öğretmenlik tavrı vardır. Kendini saklamaz, yontmaz, budamaz…

     “İtiraflarım”, Tolstoy’un içine doğmuş olduğu Rus aristokrasisiyle, halkıyla, dinlerle, en çok da Ortodoks Hristiyanlık inancıyla hesaplaşmasının bir sonucudur.

  • Ölüm Manifestosu by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  7,00

    Bu kitap Tolstoy’un (1828/1910) ölümü anlamaya çalıştığı, hayatla ölüm arasında varolduğu farz edilen büyük uçurumu kapattığı üç öyküsünden oluşuyor:

    “Ivan İlyiç’in Ölümü”, “Üç Ölüm” ve “Polikuşka” “İvan İlyiç’in Ölümü”nde sıradan arzuları, mutlu sayılabilecek sıradan bir hayatı, sıradan sorunları ve hırsları olan bir adamın nedeni bulunamayan bir hastalıktan ölümü ve bu ölümün yaşama devam edenler üzerindeki yankısı anlatılır. “Üç Ölüm”de, ölümün kendini nasıl hatırlattığını ve doğada gözlemlenebilen her hareketlilikte kendini nasıl hissettirdiğini anlatır Tolstoy. “Polişka” ise ölüm karşısında bütün insanların eşit olduğunu vurgular.

  • Tolstoy by: Orhan Düz  18,00

    Maxim Gorki, Tolstoy için “bir insanlık örneği” demişti. Çağının ve ülkesinin en tantanalı, en şaşaalı ismi bundan güzel tanımlanamaz doğrusu. Herkes onda kendini bulabilir. Nefes kesici bir roman gibi okunabilecek, renkli ve uzun hayatı, sürekli değişen karelerden oluşmaktadır: Duyuları çok keskin bir çocuk, dünyevi zevklerin kucağında bir delikanlı, malikane sahibi bir zengin, cengaver bir savaşçı, önce mutlu bir eş sonra evinden defalarca kaçan bunalımlı bir baba, tüm kurumsal yapılara karşı çıkan bir anarşist, aforoz edilmiş bir dindar, Tanrıyı arayan bir münzevi, tüm varlığını yoksullara dağıtan bir mal mülk düşmanı, kendini insanlığın kurtuluşuna adamış bir bilge. Onun bizlerden farkı belki de nesnelerin ardındakini anlama ve ruhun derinliklerinde olup bitenlere daha keskin gözlerle bakabilme cesareti gösterip, ömrü boyunca da bunun acısını çekmiş olmasıdır.

    Bu kitap 19. Yüzyılın yetiştirdiği ölümsüz devlerin sonuncusunun, uçsuz bucaksız dünyasına yapılacak bir yolculuk için bir kılavuzdur. Kitabın birinci bölümünde yazarın hayatı, gizli kalmış yanlarıyla birlikte zengin fotoğraf arşivi eşliğinde sunulmaktadır. İkinci bölümde, eşsiz dehasının ürünleri olan eserleri hakkında aydınlatıcı/ufuk açıcı makaleler yer almaktadır. Son bölümde ise, zikredilen eserlerinden seçilmiş, hayatın karanlık noktalarına tutulabilecek bir fener niteliğindeki bilgece sözleri bulunmaktadır.