Psikoloji (14)
  • 5 üzerinden 4.33 oy aldı
    Freudyen Psikolojiye Giriş by: Calvin S. Hall  11,00

    Doktor, psikiyatrist, bilim adamı, psikolog; Freud bunların tümüydü. Fakat o aynı zamanda bir filozoftu. 1896’da arkadaşına yazdığı mektupta şöyle diyordu: “Genç iken en çok arzuladığım şey felsefe bilgisine sahip olmaktı; hiçbir şeyi bu kadar çok istememiştim. Şimdi bu hasretimi tıptan psikolojiye geçerek giderme yolundayım.” Zaten XIX. yüzyıl bilim adamlarının felsefeye olan merakları sıradışı birşey değildi. Pekçoğu için bilim, felsefe demekti. Ancak o, birçoklarından farklı olarak felsefenin metafizikten değil, bilimden temellenmesi gerektiğine inanıyordu. Özlücesi; “bilim yoluyla bilgi”ye varılmasından yanaydı. Ne çare ki ondaki bu felsefî merak psikolojik çıkarımlarını da etkiledi ve bu durum onun daha ziyade bir psikoloji teoristi olarak anılmasına sebep oldu. Yayınlandığı yıldan bu yana Avrupa ve Amerika’da onlarca baskı yapan bu kitap, Freudyen psikolojinin temel kavramlarını etraflıca ele alıyor; id, ego, süperego, psişik enerji, içgüdü, cathexis, anti-cathexis, bilinç, bilinçdışı, anksiete, savunma mekanizmaları, erojen bölgeler gibi konuların geniş bir açılımını veriyor okuyucuya. Bu yönüyle gerek psikoloji meraklıları gerekse uzmanlar için vazgeçilmez bir eser.

     

  • Homoseksüelliği Önleme Rehberi by: Dr. Joseph Nicolosi  18,00

    Her ilgili anne babanın istifade edeceği bu kılavuz, erkek çocuklara heteroseksüel bir erişkin olarak yetişmelerine imkân sağlayacak, sağlam bir cinsel kimlik kazandırmak için önemli tavsiyeler içeriyor. Uzun yıllardır psikoseksüel gelişim ve normal heteroseksüel yönelimi destekleyen terapiler uygulayan Joseph Nicolosi, kitabında bu alandaki son araştırma bulgularını, vaka hikâyelerini ve pratik tavsiyeleri bir arada sunuyor. Dr. Nicolosi, biyolojik faktörlerin bazı çocuklarda homoseksüelliğe yatkınlığa neden olduğunu kabul etmekle birlikte, ailevi ve sosyal etkenlerin homoseksüelliğin gelişiminde en güçlü faktörler olduğunu söylüyor. Bu sebeple, değişimin mümkün olduğunun altını çiziyor.Bu kitapta;

    • Dr. Nicolosi başta olmak üzere, bu alanda faaliyet gösteren psikologların klinik deneyimi ve profesyonel araştırmaları temel alınıyor.
    • Homoseksüelliğin doğuştan mı geldiği yoksa hayat tecrübeleri sonucu mu edinildiği yahut her iki etkenin bir birleşimi mi olduğu ele alınıyor.
    • Çocuğun sağlıklı benlik bilinci geliştirmesinde rol oynayan etkenler irdeleniyor. Çok sayıda anne babanın, çocuğun, gencin ve homoseksüellikten heteroseksüelliğe dönüş yapmış kadın ve erkeklerin vaka hikâyelerine yer veriliyor.

    •Anne babalara çocuklarının heteroseksüel kimlik geliştirmeleri için rehberlik ediliyor.

  • Kişilik Vaka İncelemeleri by: Donna Ashcraft  14,00

    Bu kitap, gerçek hayatta karşılaşılabilecek normal davranış ve kişilik örneklerini içeren “biyografilerden” oluşuyor. Ayrıntılarıyla verilmiş bu yaşam öyküleri, farklı kişilik kuramlarını desteklemektedir. Bir başka deyişle Kişilik Vaka İncelemeleri, yayınevimizin çok rağbet gören Kişilik: Psikoloji Biliminin İnsan Doğasına Dair Söyledikleri adlı temel kaynak kitabı tamamlayıcı niteliktedir. Derslerden ve kitaplardan öğrenilen kavramları, günlük hayatta karşılaşılan gözlem ve deneyimlere uygulayarak daha iyi anlaşılmaları için bir fırsat sunan bu kitap, kısa sürede üç baskı  yapmıştır. Genişletilmiş en son baskısını Türkçeye kazandırmaktan memnuniyet duyuyoruz.

    Eser, kişilik kuramlarının temel kavramlarına ilişkin vaka incelemeleri niteliğinde birçok örnek içermektedir. Vakalarda örneklendirilen davranış biçimleri Freud, Jung, Adler, Erikson, Horney, Maslow ve diğer kuramcıların düşünceleriyle açıklanabilmektedir.

    Her bir vaka incelemesinden sonra, okuyucuya yönelik bir dizi soru yer almaktadır. Bu soruların rehberliğinde okuyucu vakayı, belli bir kurama dayanarak çözümleyebilmektedir. Bu sorular, vaka incelemesi içerisinde, belli bir kuramın başlıca kavramlarını bulup açıklamaya yöneliktir.

  • Kırmızı Kitap by: Carl Gustav Jung  49,00

    Bu derûnî hayalleri izlediğim yıllar, hayatımın en önemli dönemleriydi. Diğer her şey buradan yola çıktı. (…) Tüm hayatım, bilinçdışından patlak veren gizemli bir çağlayan gibi, bazen beni yıkabilecek kadar güçlü olan bu akıntıyı anlamaya çalışmakla geçti. (…) Sonrası sadece sınıflandırma, bilimsel değerlendirme ve hayata tatbik etme. (…)
    -C.G. Jung
    C.G. Jung’un 1957 yılında, ölümünden beş sene önce  dile getirdiği yukarıdaki satırlar,  1914 ile 1930 yılları arasında Kırmızı Kitap üzerinde çalıştığı yılları anlatır. İsmi, Jung’un  takipçileri tarafından seksen yılı aşkın bir süredir bilinse de eser, 2009 yılında yayımlanana kadar okuyucunun istifadesine sunulamadı.Kitabın yayımlanması, psikoloji dünyasında büyük yankı  uyandırdı. Arketip, kolektif bilinçdışı, persona, anima, animus gibi kavramlardan oluşan temel kuramının nasıl ortaya çıktığını Jung’un kendi kaleminden okuma fırsatı doğdu. Jung’un bu deneyimi psikoterapiyi, hastalıkların tedavisinden ibaret olmaktan çıkarıp kişiliğin yüksek düzeyde gelişmesinin bir vasıtasına dönüştüren “bireyselleşme sürecini” bizzat nasıl yaşadığını anlatıyor.
    Modern tarihin hakiki vizyonerlerinden birini yaratan Kırmızı Kitap, ancak “kategoriler ötesi” diye nitelendirilebilir. İnsan olmanın ne anlama geldiğini araştıran bu kitap, psikanaliz tarihinin ötesine geçerek C.G. Jung’u  Karl Marx, Georg Orwell ve tabii ki Sigmund Freud gibi devrim yaratan düşünürlerin arasına yerleştiriyor.
                            -Sara Corbett, New York Times
    Dante’nin İlahî Komedya’sı, Joyce’un Ulysses’si, Goethe’nin Faust’unda dile getirilenlerle örtüşen Kırmızı Kitap,  Nietsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’üne bir cevap niteliğindedir.  Nietsche’nin ileri sürdüğünün aksine “Tanrı ölmemiştir. O, insanın dışındaki dinî, millî ve siyasi yapılarda aranmak yerine tek tek bireylerin yaşamlarının içerisinde keşfedilmeli ve ‘mücadele edilmeli’dir.”
                                  -B. Hill, amazon.com okuyucu yorumu

  • Manevi Kriz by: Stanislav Grof, Christina Grof,  20,00

    Kişisel Dönüşüm Buhranlarına Bir Bakış

    Kitap psikoloji, maneviyat ve psikoz arasındaki bağlantıyı; manevi krizin ne olduğunu, ne şekilde karşımıza çıktığını; manevi krizin kişi üzerindeki etkilerini, manevi arayış içerisindeki bireylerin karşılaşabileceği zorlukları; manevi krizin aşılması hususunda zorluk çeken bireye ne gibi katkılar sunabileceğini ele almaktadır.

    Yazarlar, modern dünyada insanlığın karşı karşıya olduğu derin sorunların aşılması için insan bilincinin büyük ölçekli bir değişime uğraması gerektiğini savunmakta ve böylesi bir değişimin ipuçlarını okurlarına sunmaktadır.

     

  • Okul Zorbalığı ve Siber Zorbalık by: Erkan Yaman, Yüksel Eroğlu, Adem Peker,  15,00

    Çağdaş eğitim anlayışı, çocuk ve gençlerin potansiyellerini ancak kendilerini güvende hissedebildikleri eğitsel ortamlarda gerçekleştirebileceklerini vurgulamaktadır. Çocukların okulda kendilerini güvende ve huzurlu hissetmesi, akademik güdülenmeden psikolojik sağlığa kadar birçok önemli meseleyi etkilemektedir. Araştırmalar okul zorbalığının çocukların okula katılımını azalttığına, okuldan kaçma gibi problem davranışlar göstermelerine neden olduğuna, fiziksel ve psikolojik sağlıklarını olumsuz etkilediğine vurgu yapmaktadır. Okul zorbalığının sonuçlarının yalnızca okul yaşamıyla sınırlı kalmaması, okul zorbalığı sorunun tüm yönleriyle ayrıntılı bir biçimde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Günümüzde zorbalığın yalnızca okulla sınırlı kalmayıp sanal ortama taşındığı görülmektedir.

    Siber zorbalıkla okul zorbalığının ilişkili olması ve çocuklar üzerinde benzer etkilere sahip olması, bu iki zorbalık türünün birlikte ele alınmasını gerekli kılmıştır. Bu kitapta bu iki zorbalık türünün tanımı, yaygınlığı, nedenleri, sonuçları, aralarındaki benzerlikler, farklılıklar ve çözüm önerileri işlenmiştir.

    Kitabın sunduğu kuramsal çerçevenin, zorbalık ve siber zorbalıkla ilgili araştırma yapmak isteyen akademisyenlerin bakış açısını genişletmesi, okul zorbalığı ve siber zorbalıkla ilgili önleme programlarının geliştirilmesi noktasında akademisyenlere ve uygulayıcılara rehberlik etmesi, okulda karşılaştıkları zorbalık ve siber zorbalık olaylarının dinamiklerini anlama ve çözme konusunda eğitimciler ile ailelere yardımcı olması amaçlanmıştır.

  • Onarım Terapisi by: Dr. Joseph Nicolosi  22,00
    İşte bu kitapta sizleri homofobinizle yüzleşmeye davet ediyoruz. Homoseksüellik kapalı bir kutu gibi. Homoseksüelliği anlamak ve bu konuda kendimize ya da çevremizdekilere yardımcı olmak için öncelikle bu konuda aydınlanmalıyız. Kitapta bulacağınız temel gerçeklerden bazıları şunlar:
    – Homoseksüelliği bir kimlik olarak benimsemiş “gey” ile homoseksüel eğilimlerinden kurtulmak isteyen “gey olmayan homoseksüel” arasında büyük bir fark vardır.
    – Eşcinsellik doğuştan gelmez. Baba yoksunluğu başta olmak üzere aile dinamiklerinin kişi üzerindeki etkisi sonucu gelişir.
    – Homoseksüeller ilk gençlik yıllarında yaşadıkları “erkeklerden savunmacı kopma”  nedeniyle hemcinslerini ya gerçekçi olmayan bir şekilde yüceltir veyahut aşağılarlar. Kinaye ve iğneleyici konuşma tarzı, homoseksüel erkeğin tipik özelliklerindendir.
    – Homoseksüellikle pornografi arasında yakın bir ilişki vardır. Birçok yetişkin erkek, zedelenmiş erkeklik ve güç arayışı ile pornografiye ve homoseksüelliğe yönelir.
    – “Homoseksüel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan erkekler”  dünyada hızla yayılan “Gey Hakları Hareketi” tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki “tedavi olmak isteyen homoseksüel eğilimliler”, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar.
    Kitabın yazarı Dr. Joseph Nicolosi, ABD’deki NARTH (National Association for Reasearch and Therapy) Eşcinsellik Üzerine Araştırma ve Tedavi Birliğinin başkanı. Merkezi Üsküdar’daki Türkiye Benötesi Psikoloji Derneği ile işbirliği içerisinde olan Dr. Nicolosi, onarım terapisi gören yüzlerce erkekle 25 yılı aşkındır sürdürdüğü seansların ışığında bu kitabı kaleme aldı. Samimi bir dille ve objektif bir bakış açısıyla yazılmış bu çalışmanın, kütüphanenizdeki psikoloji kitapları arasında yer almasını öneriyoruz.
  • Psikoterapi Pratiği by: Carl Gustav Jung  23,00

    G. Jung’un arzusuyla Almanca külliyatını yayımlayan yayımcıları, ilk kitap olarak Psikoterapi Pratiği’ni seçerler. Kitaba yazdığı önsözde Jung, eseri şu cümlelerle sunar:

    (…) Yayımcılara bilhassa seçimlerinden dolayı da şükran borçluyum. Onlar böylelikle ruhu tanımaya dair katkımın insan üzerindeki pratik tecrübeye dayandığı gerçeğini anladıklarını göstermiş oluyorlar. Beni elli yıldan fazla süren psikoterapi pratiğinde, sonraki tüm bilgi ve çıkarımlarıma vardıran, diğer taraftan da kanaatlerimi yine, doğrudan tecrübeyle kontrol edip düzeltmeye sevk eden, bir doktorun, ruhani ıstırapları psikolojik açıdan anlamaya dair uğraşlarıdır. Geç dönem yazılarımın arasından mesela tarihî bir inceleme seçilecek olsa, hazırlıksız okuyucu elbette, kendi psikoterapi tasavvuruyla bu yazının ne alakası olduğunu çıkarmakta zorlanacaktır. (…)

    Psikoterapist, sadece hastasının şahsi biyografisini değil, gelenek ve dünya görüşünün nüfuzlarının işe karışıp çok zaman belirleyici rol oynadığı, hastanın uzak yakın zihin çevresini de öğrenmelidir. Bütün bir insanı ciddiyetle anlamaya çalışan hiçbir psikoterapist, rüya dilinin sembolleriyle hesaplaşmaktan geri duramayacaktır. (…)Bunu anlamak hekime, hastasını, kendini sırf şahsiyetçi bir şekilde anlamanın boğucu darlığından çıkarıp onu, şimdiye dek sosyal, ahlaki ve zihnî gelişiminin ufuklarının genişlemesi ümidini kapatan benmerkezci tutulmuşluğundan kurtarmasına imkân sağlar.

    Okuyucu bu ciltteki makalelerde sadece pratikteki görüşümün temelleri ve prensiplerine dair ipuçları değil, aşağı yukarı tamamlanmış hemen her analizin “crux”u veya en azından “the crucial experience”i anlamına gelebilecek, FREUD’un dahi merkezî olarak gördüğü, aktarım problemi denen o fenomeni tarihî açıdan anlamanın bir örneğini de bulacaktır.

  • Sağduyu by: Robert Ornstein  11,00

    SAĞ BEYİN: NE KIT ZEKÂLI BİR ŞEBEK NE DE MİSTİK BİR DÂHÎ

    1991’de yayınlanan Bilincin Evrimi adlı kitabıyla “bilimsel kitap” dalında bir bestseller yazarı olan  ve insan zihni üzerine bir otorite kabul edilen Robert Ornstein, yeni kitabı Sağduyu’da, beynin iki yarımküresinin işlevine ilişkin 1970’lerden bu yana süregelen inanışı yıkıyor. “Beynin iki yarıküresinin birbirinden kesin bir çizgiyle ayrıldığına” inananların aksine  “iki yarıkürenin birbirini tamamlayan işlevlere sahip olduğunu” ortaya koyuyor. Sağ beyin binanın iskeletini yaparken, sol beyin de tuğlaları yerleştiriyor. Bir başka deyişle iki beyin birlikte çalışarak, herhangi bir durum için gerekli olan “sağduyuyu” sağlıyor. Sol beyin günlük yaşamın detaylarıyla  ilgilenirken, sağ beyin tablonun tamamını bir bütün olarak ortaya koyuyor, yaşamı anlamlandırmamızı sağlıyor.

    ŞİZOFRENİ VE OTİZİMİN ARKASINDA DA SAĞ BEYİN VAR

    Sağ beyni zedelenen hastalarda bağlamın kaybolduğunu gören Ornstein, otizm ya da şizofreni gibi zihinsel bozukluklarda beynin iki yarımküresinin dengesizliğinin  oynadığı rolü sorguluyor

    SAĞ-SOL AYRIMI ANNE KARNINDAYKEN ORTAYA ÇIKIYOR

    Erken olgunlaşan sağ yarıküre, anne karnındayken ya da doğar doğmaz  düşük frekanslı sesleri, bulanık görüntüleri, ana hatlarıyla hareketleri algılamamızı sağlarken, daha sonra gelişen sol yarıküre ise bebekken insanların konuşmalarını duyduğumuzda ya da daha ince işlerle uğraşmaya başladığımızda devreye giriyor.

    Sağduyu, sağ ve sol beyin küreleri hakkında yaygın olan yanlış anlamaları düzelten, konu hakkındaki araştırmaların son durumunu bildiren, her iki yarıkürenin de gelişimi ve işleyişi hakkındaki sarsıcı spekülasyonları aktaran bir eser. Ornstein, fikirlerini verirken bol bol alıntı yapıyor ve anlattıklarını bazen eğlenceli, bazen de hüzünlendirici hikayelerle süslüyor. Ornstein’ın Sağduyu’su ufkunuzu açmakla kalmayacak size keyif de verecek.

  • Şımartılmış Çocuk Sendromu by: Maggie Mamen  13,00

    Nasıl Teshiş edilir? Nasıl Başa Çıkılır? Nasıl Engellenir?

    İhtiyaç duydukları sevgi ve ilgiyi almalarına rağmen yine de mutsuz, endişeli ve öfkeli olan çocuklara her gün daha sık rastlıyoruz. Aslında günümüzde çocuk merkezli ebeveynlik, eğitim ve çocuk bakımı alanlarında ciddi ilerlemeler kaydedildi. Çocuklar âdeta erişkinlerle aynı haklara sahip. Öte yandan, büyümenin getirdiği sorumlulukları üstlenmeye hazır olmayan çok sayıda çocuk var. “Aşırı derecede sevilen” çocuklar bunlar.

    Dr. Maggie Mamen bu çalışmasında şımartılmış çocuğun tipik özelliklerini tanımlıyor, çocukları besleyip büyütürken aynı zamanda anne baba otoritesinin ve saygının muhafaza edilmesi arasında nasıl denge kurulacağını açıklıyor

    Şımartılmış çocuk “semptomları” duygusal, davranışsal ve psikiyatrik rahatsızlıkların semptomlarına benziyor. Bu nedenle Dr. Mamen kitabında, yanlış bir teşhisin doğurabileceği tehlikelere de dikkat çekiyor.

    Elinizdeki kitap, kendine güvenli, mutlu, sağlıklı ve toplumsallığının farkında olan çocuklar yetiştirmek isteyen anne babalar, öğretmenler, sağlık ve sosyal yardım profesyonelleri için faydalı bir destek ve teşvik sunuyor.

    Dr. Maggie Mamen, 20 yılı aşkın bir süredir çocuklarla ve anne babalarıyla çalışan bir klinik psikolog. Londra’da doğup büyüyen Mamen, halen Kanada’da yaşıyor.