İnceleme-Araştırma (5)
  • Asrın Vebası:Narsisizm İlleti by: Jean M. Twenge, W. Keith Campbell,  22,00

    Ülkemizde de geniş ilgi gören Ben Nesli kitabının yazarı Jean Twenge, yeni kitabında modern toplumlarda süratle yayılan narsisizim hastalığını mercek altına alıyor. İnsan ruhunun fast food’u diye tanımlanan narsisizm, kısa vadede kişiyi mutlu ediyormuş gibi görünse de er ya da geç depresyona, toplumsal yozlaşmaya, hatta küresel ekonomik krizlere neden oluyor. Detaylı istatistiklere, vaka hikâyelerine ve kamuoyu araştırmalarına dayanan kitapta, narsisizmin en az obezite kadar sık rastlanan bir hastalık olduğuna dikkat çekiliyor. Başlıca sebepleri arasında ben-merkezli çocuk yetiştirme tarzı;  Facebook, Youtoube, Twitter gibi kişinin “egosunu parlatıp vitrine çıkardığı” iletişim araçları, bankaların leblebi çekirdek gibi dağıttığı krediler ile “parlak yaşam tellallığı” yapan boyalı medya organları yer alıyor.
    Çok güzel, yetenekli, dolayısıyla da her şeyin en iyisine layık olduğuna dair gerçek dışı bir inanca sahip olan narsist kişi; sevgi, fedakârlık, yardımseverlik gibi değerlerle hiç ilgilenmiyor. İstekleri gerçekleşmeyince ise agresifleşiyor ve şiddete başvurabiliyor. Felsefi kökeni Descartes’in dualist (ayrımcı) düşünce tarzına, Freud’un “korku veya hazzın esiri” olan insan tasavvuruna ve ben-merkezli tüketici toplumunun mimarı olan pazarlama ve halkla ilişkiler kuramlarına dayanıyor. Çözüm ise daha fazla “biz” demekte yatıyor.
    Özgüvenli görünen ama aslında narsisizmin getirdiği bir ego şişmesi yaşayan yeni neslin realist bir tarafı yok. Onlardaki bu kaygı, öfke olarak; narsisizm ise yalnızlık olarak topluma yansıyor. Bu ciddi bir küresel sorun, tsunami dalgası gibi tüm dünyaya yayılıyor. Türkiye’de de bunu istatistiksel olarak görebiliyoruz. 80’li yıllarda özgüvenin desteklenmesinin önemini vurgulayan eğitim sistemi, Türkiye’de de uygulandı. Şu an büyük şehirlerdeki genç nesil, Twenge’nin kitabında anlattıklarıyla aynı durumda. Sağlam gelenek ve göreneklerimiz bizi biraz olsun korudu.  Ama bu yeterli değil. Bu yüzden bir an önce Türkiye’deki gençlerimizin ne durumda olduğu ve nereye gittiğini ortaya koyacak ciddi çalışmalara başlanması ve önlemler alınması gerekiyor.

    Psikiyatr Dr. Mustafa Merter (Türkiye Benötesi Psikolojisi Derneği Başkanı),

    “Gençlerdeki Yozlaşma Türkiye’yi de Vurdu”, AKŞAM gazetesi, 26 Nisan 2009

  • Ben Nesli by: Jean M. Twenge, W. Keith Campbell,  22,00
    “BEN” NESLİ Bugünün Gençleri Niçin Bu Kadar Özgüvenli ve İddialı Fakat Bir O Kadar da Depresif ve Kaygılı?
    Yazdıklarıyla hep manşet olan psikolog ve toplum yorumcu Dr. Jean M. Twenge, 1970, 1980 ve 1990’larda doğan “Ben Nesli” mensubu gençlerin hoşgörülü, özgüvenli, açık fikirli ve hırslı fakat bir o kadar da sinik, depresif, yalnız ve kaygılı olduğunu, kışkırtıcı bir kitapla ortaya koyuyor.
    Kendisi de bir Ben Nesli mensubu olan Dr. Twenge, bugüne kadar yapılmış en geniş çaplı nesiller arası araştırmada, 60 yıllık bir süreç içinde yaşamış 1.3 milyon kişiyi mercek altına yatırarak bugünün gençlerinin ayırıcı özelliklerini tespit etti. Bulduğu şok edici gerçekler arasında, cinsel davranışlarda  dramatik farklılıklar ile gelecek günlerin bu nesil için nasıl olacağına dair  tartışmalı öngörüler de var. Twenge’nin gerçek kişiler hakkında anlattığı esprili olduğu kadar şaşırtıcı hikayeler Ben Nesli’nin hayallerini, hayal kırıklıklarını ve mücadele etmesi gereken zorlukları ortaya koyuyor.
    “Ben Nesli”, gençliğin genel karakterini büyük ölçüde değiştirerek günümüz toplumunda birey olma kavramına bambaşka bir bakış açısı getirdi. Bir yanda bu neslin iddialı ben-merkezciliği, diğer yanda ise rekabet içindeki dünya pazarları, yüzyılımızın başlıca meselelerinden birini oluşturmaktadır. Tartışmalı, eğlenceli ve çözüm önerici kitap, bir önceki nesle çocukları hakkında fikir vermekle kalmayıp 10’lu, 20’li ve 30’lu yaşlardakilerin kendilerini daha iyi anlamalarına da yardımcı oluyor. İşte kitaptan bir alıntı:
    Günümüzde çok az insan “mükemmel” hayat” amacına ulaşabiliyor. İnsanların çoğu, endişeli ve depresif. Martin Seligman, “Sanki bir salak çıkmış da normal insan olmanın çıtasını yükseltmiş gibi” diye yazıyor. Ben Nesli’nin yükselen beklentilerinin kökeni, kendine odaklanmaya dayanıyor. Yaşamımız boyunca kulağımıza çok özel olduğumuz fısıldandı, zengin ve ünlü olmayı hak ediyoruz. Ayrıca iş ve aşk gibi hayatın her alanında tatmin olmayı bekliyoruz. Oysa herkes görkemli evlerde yaşamıyor, çoğu kişinin işi, ekonomik zorluklar yüzünden heyecan verici değil. Mükemmel bir adamla evlenebilirsiniz ama o, her zaman sizin ruh ikiziniz olmayacaktır. Bireysel arzularımıza fazlasıyla odaklanıyor fakat içimizde büyük bir boşluk hissediyoruz ve bu durum genelde depresyonla sonuçla-nıyor.
    Ancak tatminsizliğimizi sadece bireyciliği suçlayarak açıklayamayız.
    Depresyon sadece hayattan çok şey beklediğimiz için değil, aynı zamanda yaşam şartları zor ve hayat çok pahalı olduğu için gerçek-leşiyor. Bir şeyin en azına bile ulaşmanın çok zor olduğu bu devirde, Ben Nesli, hep daha fazlasını istiyor. Filmler, ihtişamlı meslekleri olan kişilerle dolu, ancak iyi bir üniversiteye girmek günden güne zorlaşıyor. Küçücük evler bile insanların alım gücünü zorlarken, diziler köşklerde çekiliyor. Sanki biri bizimle dalga geçiyor. Zengin olacağımızı umarak yetiştiriliyoruz ama cebimizdeki para, kötü bir apartman dairesinin kirasını ödemeye bile yetmiyor.
  • Biri Beni Gözetliyor by: Rupert Sheldrake  20,00
    İnsan Aklının Gizemli Güçleri:
    Nazar, Büyü, Telepati, Gelecekten Haber Verme ve Daha Fazlası Bilimsel Dogmaları Kıran Bir Kitap
    Sheldrake’in araştırmalarına göre 10 kişiden 7’si arkadan kendisine bakıldığını hissediyor. Aynı şekilde birçok insan, bir kişiye arkasından bakarak onu en azından huzursuz edebileceğini iddia ediyor. Bir başka deyişle, niyetlerimiz ve dikkatlerimiz, baktığımız şeye dokunacak şekilde bedenimizin dışına uzanabiliyor.
    Bu kitapta Rupert Sheldrake; 4.000 vakıa hikayesi, 2.000 anket ve telefonda yapılmış 1.500 röportaja dayanan 10 yıldır sürdürdüğü bilimsel araştırmaların sonucunda, gözetlenme duygusu, telepati, nazar ve benzeri olguları açıklıyor.
    Zihnimizin beynimizle sınırlı olmayıp başımızın dışına uzandığını kabul edersek; telepati, dikkatin gücü, önbiliş ve kilometrelerce uzakta yaşananları görme gibi fenomenlerin mümkün olduğu anlaşılır.
    Sheldrake’in fikirleri kendimize; insanlarla, hayvanlarla ve çevremizi saran dünyayla ilişkimize yeni bir bakış açısı getiriyor.
  • Çocuk ve Ergende Şiddet by: Halil Ekşi, Erkan Yaman,  13,00

    Dünyada ve Türkiye’de gençler arasında şiddetin hızlı bir artış göstermesi şiddet konusunun doğasına olan ilgiyi artırmış, şiddetle ilişkili araştırmaların sayısı ve türü çeşitlenmiştir. Salt şiddet üzerine yapılan çalışmaların yoğunlaşması yanında saldırganlık, taciz, zorbalık gibi şiddetin diğer boyutlarını ve okul güvenliğini içeren araştırmalar hız kazanmış, şiddetin psikolojik yönünü ifade eden araştırmalarda da artış görülmeye başlamıştır.

    Şiddet, aynı zamanda okulun kendisine atfedilen işlevlerini de yerine getirmesi açısından bir bariyer olarak karşımıza çıkmakta, bu önemli sorunun ortadan kaldırıl(a)maması ise okul sağlığı açısından son derece önemli olumsuz çıktılara neden olmaktadır. Bu bağlamda kitabımızın amacı, çocuk ve ergende şiddetin ortaya konması ve sorunun çözüm noktasında yarar sağlanmasıdır.

    Çocuk ve gencin şiddetten uzak bir ortamda sağlıklı bir şekilde yetişmeleri aynı zamanda önemli bir eğitimsel görevdir. Çocuk ve gençlerin huzur ortamında yaşamaları onların benlikleri, akademik kariyerleri ve sağlıklı bir gelecek nesil için de çok önemlidir.

    Kitapta şiddetle ilgili karma metodolojiye dayalı bir araştırmaya yer verilmiş; araştırma, nicel-nitel araştırma yöntemiyle çok boyutlu olarak incelenmiş ve ulaşılan sonuçlar tartışılmıştır.

  • Jung by: Anthony Stevens  7,50

    Seçkin bir Jung analisti ve psikiyatr olan Anthony Stevens, bu kitapta analitik psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr Jung’a ve psikolojisine özlü bir giriş yapıyor. İçe ve dışa dönük kişilik, arketip ve kollektif bilinçdışı kavramlarının öncüsü olan Jung, bir açıdan bireyci, görkemli bir eksantrik, diğer yönden evrensel insanın canlı, somutlaşmış bir örneğidir. Yaşamı boyunca insanî potansiyelini bütünüyle gerçekleştirebilmek için uğraş vermiş, aynı anda tavizsiz, emsali olmayan bir yolda ilerlemiştir. Bu sebeple çok defa, tepki görmüş ama aldırış etmemiştir. Çünkü ona göre ‘normal olmak sadece başarısız insanlar için ulaşılması gereken bir idealdir’ Her ne kadar Jung kendini rasyonel bir bilgin olarak görse de, ilgisini yoğunlaştırdığı konular geleneksel bağlamda irrasyonel ve esoterik olarak değerlendirilmiştir. Nitekim çalışmalarının bilimsellik sınırının ötesine taşmasını pek kaygı verici bulmamıştır. Jung’un görüşüne göre insan psikolojisine yönelik top yekûn rasyonel bir tavır geliştirmek tarihin yorumu noktasında yeterli olmadığı gibi mantıklı da değildir. Kendisinin ulaştığı gerçeklerden hareketle geliştirdiği kuram ve deneylerin sahası onu eşzamanlı düşünce akımları ve önyargıları ile derin bir ihtilafa sürüklemiştir, oysa meselelerin bu yönde gelişmesinden bütünüyle o sorumlu tutulamaz. Bu kitap, Jung’un zengin mirasından nasiplenmek isteyenler için ideal bir kılavuzdur.