İnceleme-Araştırma (8)
  • 21. Yüzyılda Ulus, Çokkültürlülük ve Etnisite by: Ömer Say  14,00

    Orta Çağ sonlarından itibaren kilise kurumunun kontrolünden bağımsızlaşmaya başlayan devletlerin her birinin kendi toplumsal birimini oluşturarak örgütlenmeleri, yeni bir siyasal bilincin ürünü olarak gelişmiştir. Yeni Çağ boyunca inşa edilen bu homojen ve merkezî devlet fikri egemen olmaya başlamış ve bu çerçevede farklı ulusların bir arada bulunmasını gerektiren imparatorluklar birer birer yıkılmıştır. 20. yüzyıl boyunca da imparatorluk kalıntısı gösteren sömürgeci devletler sömürge topraklarından çekilmek zorunda kalmışlardır. Öte yandan aynı yüzyıl içinde modem ulus devletlerin homojen ve merkezî yapısına yeni eleştiriler de yöneltilmeye başlanmıştır. Bu eleştirileri homojenlik fikrinin heterojen toplum modeli lehine terk edilmesini içeren yeni bir siyasal yaklaşımın doğuşu takip etmiştir. 20. yüzyıl boyunca toplum düşüncesindeki bu değişim, merkezî bir birlik etrafında toplanmış olan Batı Avrupa devletlerinin yeni politikalar üretmelerini zorunlu hale getirmiştir. Zira İkinci Dünya Savaşı sonrasında gözlemlenen bağımsızlık hareketleri ve uygulamaya konulan çokkültürlü politikalar, kudretli merkezî devlet fikrinin terk edildiğinin bir göstergesi olduğu gibi modern devletlerin ulusçuluk fikrinden vazgeçme eğilimi içine girdiklerine de işaret etmektedir. Modern devletlerin ulusçuluk ısrarlarından vazgeçtiği bu dönem aynı zamanda etnik ve bölgesel ulusçulukların ivme kazandığı yıllar olmuştur.

  • Azerbaycan Türklerinin Millî Mücadele Tarihi 1920-1945 by: Prof.Dr. Musa Qasımlı  32,00

    AZERBAYCAN Türklerinin Milli Mücadele Tarihi

    Bakü’de Türkiye tarafından yaptırılan Şehitlik Camii’nin hemen yanındaki şehitlikte Enver Paşa’nın Azerbaycan Türklerinin Milli Mücadelesi adına şehit düşmüş Türk askerleri yatar. Burayı ziyaret eden her Türk’ü duygulandıran bir tablodur bu. Fakat bu mücadelenin öncesi ve sonrası, ayrıntıları maalesef hiç bilinmez. İşte konunun uzmanları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirilen bu eser, Azrbaycan Türklerinin yanı sıra Kafkasya genelinde Türki Cumhuriyetlerin, dolayısıyla Türk kimliğinin Bolşeviklere, Sovyet devletine ve dünya tarihi sahnesindeki çeşitli siyasi oyunlara karşı verdiği mücadeleyi konu alıyor.

    Yazar Musa Qasımlı, ünü bulunduğu ülke sınırlarının dışına taşan ender Azerbaycan tarihçilerindendir. Çalışmaları yerli ve yabancı tarihçilerin yapıtlarına kaynaklık edecek düzeyde titiz hazırlanmış, yoğun bilgi içermektedir. Yazarın eserlerinin en önemli özelliği, çalışmalarını zengin arşiv literatürü eşliğinde sürdürmüş olmasıdır.

    Azerbaycan tarihi; siyasal ve kültürel değerlerini ve topraklarını işgal etmeye çalışan Romalılara, Pers hükümdarlara, Araplara, Moğollara ve Ruslara karşı büyük direniş sergileyen bir toplumun tarihidir. Bu tarihin önemli aşamalarından birini 27 Nisan 1920 yılında Azerbaycan’ın Bolşevik Rusyası tarafından işgal edilmesinden 18 Ekim 1991 yılında yeniden bağımsızlığına kavuştuğu güne kadar geçen süreci kapsayan dönem oluşturmaktadır.

    19.yüzyılda Rusya tarafından işgal edilen hanlıklar düzeninde yaşayan Kafkas Azerbaycan’ı eğer 1918-1920 yıllarında bağımsız devlet kimliğine kavuşmasaydı, Nisan 1920 sonrasında oluşan Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti de olmayacaktı. Yani, Azerbaycan’ın Rusya safına ne tür bir kimlik altında katılacağı belirsiz kalacağından ve yapay devlet kimliğinin dahi olmayacağından 1991 yılında Azerbaycan’ın bağımsızlığı çok daha sancılı olacaktı. Tabii şöyle bir soru da sorulabilir: Azerbaycan Türk toplumu 1920-1991 yılları arasında kendi varlığına ve zenginliklerine egemen bir ulus olsaydı yüzölçümü, nüfusu ve hızla yükselen uluslar arası konumuyla dünya düzeninde hangi mevkide bulunabilirdi?

  • Çin by: Henry Kissinger  42,00

    “Son derece zekice yazılmış bir kitap…

    Çin tarihindeki ritim ve örüntüleri ustaca takip ediyor.”

    Michiko Kakutani, The New York Times

    “Müthiş bir kitap… Doğu ile Batı arasındaki ilişkilerin şekillenmesinde büyük payı olan Kissinger oldukça sarsıcı, zaman zaman ümit verici ve son derece kesin bir dille bizleri neler beklediğini anlatıyor.”

    Chicago Sun-Times

    Bilgece değerlendirmeler içeren bu kapsamlı tarihî analizde Henry Kissinger ilk defa bir ülke üzerine koca bir kitap yazıyor ve yarım yüzyılı aşkın süredir yakından tanıdığı, Batı ile diplomatik ilişkilerini bizzat şekillendirdiği Çin’i en vurucu yönleriyle tanıtıyor. Konfüçyus’un toplumu birleştirici “devlet dini” felsefesinden, modern Avrupa’nın müttefik güçleri ile Çin’in ilk defa diplomatik temasa geçtiği 18. yüzyıla, Çin-Sovyet ittifakının kuruluşu ve çöküşüne, Mao dönemine, Hindistan, Tibet ve Tayvan krizlerine, Kore Savaşı’na, Tiananmen Meydanı katliamına ve Deng Xiaoping öncülüğünde Çin’in ekonomik açılımına kadar birçok dönüm noktasını aydınlatıyor. 88 yaşındaki Henry Kissinger bir dünya diplomasi duayeni ve Çin’e 40 defa diplomatik ziyarette bulunmuş bir ABD dışişleri bakanı kimliğiyle son bölümde Çin’in potansiyel bir süper güç olarak 21. yüzyıldaki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuyor. Çin’in dünya sahnesindeki rolü üzerine 20. yüzyıl dünya siyasetinin başlıca aktörlerinden birinin tecrübesine dayanarak kaleme alınmış benzersiz bir çalışma.

    Satın alma gücü açısından hâlihazırda dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan ve önümüzdeki 15 yıl içerisinde dünyanın en büyük ekonomik gücü olması beklenen Çin’i yakından tanımak için bu kitabı mutlaka okuyun.

    “Akıcı, çarpıcı… kısmen tarih, kısmen hatırat ve her şeyden öte Çin dış politikasının varsayımları, metotları ve hedefleri üzerine detaylı bir inceleme-araştırma kitabı.”

    The Wall Street Journ

  • Devlet ve Derin Devlet by: Celal Tahir  16,00

    Derin devlet, derinliği olan devletin derinliğinin tam karşıtıdır. Önce derinliği olan kadim devletin derinliğinin tam karşıtı olan bir derin devlet tanımlanmaktadır. Daha sonra ortaya çıka(rtıla)n ikiliğin bir bölümüne, görünmeyen hükûmet veya derin devlet denmekte ve asli devlet olarak o gösterilmektedir.

    Modern derin devlet, karanlık yana geçmiş cemiyetlerin büyük ölçüde denetim ve güdümündedir. Dünyanın derin aklı, bir yanıyla efsaneye dön(üştürül)müş İllumunati, Tapınak Şövalyeleri, Gül-Haç gibi tarikat ve cemiyetler, masonlar ve masonik cemiyetlerdir. Ve CFR, Chetham House, Bilderberg gibi kurumlar artık herkesin malumudur. Ve bunlara bağlı olarak çalışan bazı vakıflar, Davos gibi forumlar, ABD’deki bazısı açık, bazısı kapalı think tank’ler de en azından bir ölçüde bu kapsamdadır. İktisadi-siyasi güç sahibi ve önemli bir bölümü Yahudi olan aileler de bu organizasyonlarla dikey ve yatay irtibat halindedir, hatta çoğunlukla iç içedir. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarsa işin mali boyutu kapsamındadır. Bunlar modern dünyanın derin aklının kurumları, asıl akıl birimleri ve görünmeyen hükûmet(ler)i ve hükümran güçleridir; dünya devlet ve hükûmetlerinin çoğunun üzerinde, çeşitli düzeylerde tesir sahibidirler. Casusluk örgütleri gizli servisler de bu yapı ile irtibatlıdır. Gladio tipi organizasyonlarsa işin operasyonel boyutu, vurucu gücüdür. Derin devletten kasıt işte bu derin aklın birimleri ile beraber Gladio tipi operasyonal organizasyonlardır.

  • Kıbrıs’ta Rumlar Vadisi / Tassos Papadopulos by: Kıvanç Galip Över  11,00

    Balkan Kasabı Miloseviç’in, Sırbistan’dan kaçırdığı paraları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üzerinden ve GKRY Lideri Tassos Papadopulos’un yardımı ile akladığını ve yine Papadopulos’un yardımı ile Bosna Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler ambargolarını deldiğini biliyor muydunuz?

    Gazeteci Yazar Kıvanç Galip Över’in “Kıbrıs’ta Rumlar Vadisi” adlı kitabı, Miloseviç-Papadopulos arasındaki kirli ve karmaşık trafiği; belgeleri, tanıkların ifadeleri ve raporları ile ortaya koyuyor.

    Kaknüs Yayınları’ndan çıkan kitap, GKRY Lideri Tassos Papadopulos’un hayatına paralel bir biçimde, Kıbrıs’ın bilinmeyen tarihini anlatıyor. Kitap Akdeniz’in batmayan uçak gemisi olma iddiasını dile getiren Rum yönetiminin gerçekte “batmayan bir korsan gemisi” olduğunu savunuyor.

    Kitapta Papadopulos’un hayatından çarpıcı kesitler okuyucuya, Kıbrıs tarihinin pek az bilenen olayları ile beraber anlatılıyor. “Rumlar Vadisi” kitabına göre; Türklere yönelik bir soykırım planı olan Akritas’ı Papadopulos yazdı. EOKA’nın yöneticiliğini de yapan Rum liderin örgüt içindeki kod adı Defkalion’du. Denktaş için ölüm emri verdi. Papadopulos döneminde ırkçı Hrisi Avgi örgütü GKRY’de kolaylıkla faaliyet gösterdi.

    Ayrıca kitap ABD raporlarında “teröristlerin güvenli limanı” olarak tarif edilen Güney Kıbrıs’ta Usame Bin Ladin’in borsa vurgununu, Rus mafyasının etkinliğini, Saddam’ın yasadışı petrol ticaretini ve terör örgütü PKK’nın nasıl kendisine güvenli bir sığınak bulduğunu ayrıntılı bir biçimde anlatıyor.

  • Lubyanskaya Suç Örgütü by: Aleksandr Litvinenko  15,00

    İngilter’de Öldürülen Rus İstihbaratçısının Rusya’dan Türkiye’ye, Türkiye’den İngiltere’ye Uzanan Sıradışı Bir Kaçışın Öyküsü

    Aleksandr Litvinenko’nun adını bir zamanlar kimse bilmezdi. Litvinenko önce KGB’de çalıştı. Sonra ise onun yerini alan FSK ve FSB’de. Anti-terör ve örgütlü suçla mücadele eden ekiplerde yer aldı. Bu ekipler “örtülü operasyonlar” yürüten ve “yargısız infaz” yapan gruplardı. Bir gün ona ummadığı birisinin infazı emri verildi. FSB başkanına şikâyet etti, arkadaşları ile beraber kameraların önüne geçip, gelişmeleri ve oluşumları afişe etti.

    Artık Rusya’da yaşaması, daha doğrusu hayatta kalması imkânsızdı. Sahte pasaportla Türkiye’ye ve daha sonra İngiltere’ye kaçtı. İngiltere’ye yerleşti ve mücadelesi buradan sürdürdü. Kitaplar yazdı, demeçler verdi, garip bir ölümle bu dünyadan göçünceye değin.

    “Lubyanskaya Suç Örgütü” veya orijinal adı ile “Lubyanskaya Prestupnaya Gruppirovka”, yazarın akıllara durgunluk veren ve yakın tarihte dünya siyasetine etki eden birçok gelişmenin üzerine mercek tutan kitabı. Litvinenko, bir acı dolu, barut ve kan kokan bir dönemin sırlarını bu kitap ile açıklıyor. Heyecanlı bir casusluk romanı veya müthiş bir siyasi gerilim filmi gibi.

    Bir solukta okunan ve her sayfası ustalıkla kurgulanmış şaşırtıcı bilgiler ile dolu olan bu kitap, Rusya’yı ve “gerçek Rusya’yı” anlamak için bir rehber olma özelliği taşıyor.

     

     

     

  • Modern Uluslararası Sistem by: Gökhan Bacık  20,00

    Köken, Genişleme, Nedensellik

    Uluslararası ilişkiler neredeyse gündelik hayatın içinde sıradan bir konu haline geldi. Türlü mesleklerden insanlar artık dünyanın neresinde olursa olsun gelişmekte olan olayları tartışıyor ve izliyorlar. Ancak bu ilginin içeriği konusunda önemli sorunların olduğu da gerçek. Çünkü modern uluslararası sistem; geçmişi ve nasıl işlediği gibi konularda bilgi olmaksızın gündelik bilgi ve bakış açısı ile açıklanabilecek daha önemlisi anlaşılabilecek bir yapı değil. Aksine uluslararası ilişkiler son derece karmaşık bir yapı anlamına geliyor. Bu çerçeveden hareketle okuyucuya uluslararası sistem ve uluslararası ilişkiler hakkında bilgi vermek için kaleme alınan kitap, konuyla ilgilenenleri gündelik bilgi düzeyinden kurtarmak ve karmaşık bir yapının içine bakmaya teşvik etmeyi hedefliyor. İçerikten yoksun ve güncel politik bakış açıları ile sürdürülen Avrupa Birliği, Ortadoğu sorunları gibi konulardaki basmakalıp yaklaşımların reddedilmesi gerektiği kitabın ana temalarından birisi. Çünkü uluslararası ilişkiler de kendine göre bir jargonu, kuramsal zemini olan bir disiplin. Bütün bu birikimi yadsıyarak dünyaya bakmak anlamsız bir eylem olarak kalmayacaksa bile yanlış bir görüntüye neden olmaktadır. Daha kötüsü insanlar kendi ülkelerinin sonu gelmez politik tartışmaları bağlamında dünyaya bakmayı alışkanlık haline getirmiştir. Modern Uluslararası Sistem, bu alışkanlığı hedef alarak okuyucuyu gündelik ve sıradan bilgi düzeyinden alıp sistem düzeyinde bir ufka taşımayı amaçlıyor.

  • Türk Dış Politikası by: Arzu Al  10,00

    28 Temmuz 1914 tarihinde başlayan, sonucunda ise milyonlarca insanın ölümüne ve çok büyük problemlerle, acıların yaşanmasına neden olan I. Dünya Savaşı 11 Kasım 1918’de sona ermiştir. Bu savaş Avrupa’da ortaya çıkmıştır, ancak kısa sürede Rusya’nın batı bölümüne ve hatta Orta Doğu’ya kadar yayılmıştır. Savaş sonrasında Atatürk önderliğinde, Türk Kurtuluş Savaşı’nın temelleri başarılı bir şekilde atılırken, dünya da savaşın ağır bedellerini ödemeye başlamıştır. Daha açık bir ifade ile, uluslararası ilişkilerde büyük bir role sahip olan Avrupa, etkisini kaybetmeye başlamıştır ve I. Dünya Savaşı’nın yıkıcı gücünü tamamen hissetmiştir…

    Elinizde tuttuğunuz bu kitap, 1918-1980 yılları arasında dünyada yaşanan ve Türk dış politikasını ciddi bir derecede etkileyen sıcak gelişmeleri, Türkiye’nin diğer devletlerle kurmuş olduğu ikili ilişkileri en önemli ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Bunu yaparken de okuyucusunu sıkmayacak, özgün, sade ve sürükleyici bir dil kullanmayı amaçlamıştır. Çalışmanın akademik literatüre katkı sağlaması dileğiyle…