Hatırat-Anı (3)
  • Ateş Hattında / Beytüşşebap Kaymakamının PKK İle Mücadele Günlüğü by: Mesut Taner Genç  14,00

    Ateş Hattında / Beytüşşebap Kaymakamının PKK İle Mücadele Günlüğü: ” Görevli olduğum sırada, ilçede bir tane bile asaleten görev yapan memur yoktu. Atanan bütün memurlar ya kurumları tarafından cezalandırılmak maksadıyla gönderilen ya da torpilleri olmayan, sahipsiz insanlardı. Kırgınlık, küskünlük ve bezginliklerinden dolayı, yöre halkına verecekleri hiçbir şey yoktu. Atamalarda uygulanan politikanın bir neticesiydi buydu maalesef. ”

     Gecenin karanlığında kimin kime ateş ettiği belli değil gibiydi. En ufak bir korku hissetmeme rağmen, yüreğimde derin bir sızı duydum. Koca Türk milleti bu muydu? Taa Çin sınırlarından yola çıkıp Avrupa’nın içlerine kadar ilerleyen, küçücük ordularla muazzam güçleri yenen, adını tarihin her sayfasına şerefle yazdıran, medeniyetin ve istiklâlin sembolü olmuş millet bu millet miydi? Küçücük çapulcu gruplar karşısında acze düşmüş; Anadolu’nun gelinlerini kendi topraklarında ağlatan bir millet hâline mi gelmişti?

     Bu kitapta ilk defa olarak devletin idari kademelerinden bir bürokrat, Güneydoğu’da PKK ile mücadelede yaşadıklarını Türk halkıyla paylaşıyor. Terörle mücadelenin en yoğun olduğu 1993-1995 yıllarında, kaymakam olarak görev yaptığı Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde, devletin bir temsilcisi sıfatıyla yüklendiği büyük sorumluluğu ve yüzleşmek zorunda kaldığı acı hakikatleri anlatıyor.

    Mesut Taner Genç’in mücadele günlüğünde dikkat çektiği noktalardan bazıları şöyle:

    – Devlet görevlisi olarak bölgede cesaret ve öz güvenle dolaştım. Her saatte her bölgeye girdim. Halka ve örgüt mensuplarına “Kimseden korkumuz yoktur” mesajını vermeye çalıştım.

    – Yöre halkı için futbol müsabakaları, müzik dinletileri, eğlence akşamları düzenledim. Liselerde derslere girdim, öğrencilerle konuştum. İnsanımıza ilgi, muhabbet ve güven vermeye çalıştım.

    – Bölgeye atanan askerî komutanların veya özel timin icraatlarını yetersiz bulduğumda bunu gerekli makamlara dile getirmekten çekinmedim. Gerekli olan bölgelere operasyon yapılmadığında emrimdeki polislerle ben devreye girdim.

    – Örgüt yanlısı köylere ve militanlara fırsat vermedim.

    – Örgütü besleyen uyuştururcu ve canlı hayvan kaçakçılığının mutlaka önünün alınması gerektiğini müşahade ettim

  • Evdeki Doktor Malezya Başbakanı Tun Dr. Mahathir Muhammed by: Mahathir Muhammed  60,00

    Batı dünyası onun dik kafalı bir ırkçı, kibirli bir Yahudi düşmanı olduğunu söyledi. Gelişmekte olan ülkeler ise Malezya Başbakanı Tun Dr. Mahathir Muhammed’i ileri görüşlü bir deha, üçüncü dünyada yaşayan herkese dik durabilmeleri için bir neden veren, eşine az rastlanır bir lider olarak görüyor. En sert kalemler bile, her şeyin ötesinde, dünyanın en çok göz ardı edilmiş ülkelerine daha umutlu gelecekleri göstererek cesaret verdiğini yadsıyamıyor. Ülkeyi yönettiği yirmi iki yıla diktatörce olmakla birlikte, esin verici yönetimiyle damgasını vurdu. Az sayıda lider bütün bir ülkenin ağırlıklı olarak tarıma dayanan ekonomisini bir endüstri gücüne dönüştürebilir ve bunu yirmi iki yıl gibi kısa bir sürede başarabilen liderlerin sayısı ise daha da azdır. Dr. Mahathir bu kitapta incelikli bir tarihi bir cerrah hassasiyetiyle ele alıyor ve modern Malezya’nın şekillenmesinde kendi oynadığı rolü irdeliyor.

    Dr. Mahathir Muhammed Malezya’nın başbakanlığını yaptığı yirmi iki yıl içerisinde ülkesini tarım ekonomisinin durgunluğundan alıp endüstriyel bir güce dönüştürerek dünyanın ticaret hacmi en büyük on yedinci ülkesi haline getirdi. Öte yandan, bu büyük başarı tartışmalardan da muaf değildi. Dr. Mahathir olağanüstü ileri görüşlü olmasının yanı sıra katı yönetimiyle hem Malezya’da hem de diğer ülkelerde coşkulu hayranlarla birlikte düşmanlar da edinmişti. Hem despot bir diktatör, istenmeyen adam hem de bir esin kaynağı, ezilenlerin, üçüncü dünyanın ve ılımlı İslam’ın cesur ve sözünü esirgemeyen savunucusu olarak tanımlanması çelişkili olmakla birlikte tipik bir durumdur. Dr. Mahathir hemen her seferinde kuralları baştan yazmıştır. Bu özyaşamöyküsü, II. Dünya Savaşı’ndan Mac Michael antlaşmalarına, bağımsızlıktan endüstrileşmeye ve modern Malezya’nın kuruluşuna, nihayetinde de 1990’ların sonlarındaki siyasi ve iktisadi krizlerle birlikte yeni binyılın getirdiği zorluklara dek Malezya tarihindeki tüm önemli gelişmelere tanıklık eden bu sıra dışı zekânın işleyişini ortaya koyuyor. Bu kitap mahremiyetine son derece düşkün olduğu kadar kamuoyu karşısında gözü pek davranabilen bu devlet adamının bugüne dek bilinmeyen yönlerini anlatıyor. Ayrıca, modern Malezya’nın siyasi tarihi, bu tarihe şekil veren en önemli isimlerden birinin açık ve ilginç anlatımıyla ele alınıyor. Bu bir özür ya da savunma değil, Dr. Mahathir’in kısa sürede gerçekleştirdiklerini nasıl ve neden yaptığını anlatan sürükleyici ve pek çok yerde heyecan verici bir öykü.

  • Piramit Yolunda Aşkın ve Devrimin Hikâyesi by: Cihan Sedat  25,00
    Ortadoğuda Aşkın ve Devrimin, Savaşın ve Barışın, Yaşamın ve Ölümün Hikâyesi
    1952’de Cemal Abdünnasır’ın Mısır’da gerçekleştirdiği devrim birçok yönden Atatürk’ün sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğu devrimine benzer.
    Cihan Sedat’ın öyküsü bu devrimin perde arkasına, devrimin tam ortasında yer almış vatansever bir kadının gözünden tanık olma şansını veriyor.
    Enver Sedat Mısır Kralını sürgüne gönderip ülkede yepyeni bir dönem açan devrimin kilit adamlarından biridir. Daha sonra 10 yıldan fazla bir süre Mısır Devlet Başkanlığı yapacak ve radikal İslamcılarca düzenlenen bir suikaste kurban gidecektir. Enver’in çalkantılarla dolu mücadelesi aşkla başlar. Cihan’ın aşkıyla çıkar bu yola. Ve Cihan’ın kalbi de Enver, çocukları ve Mısır için çarpar yalnızca.
    Bu kitap Cihan Sedat’ın ülkesinin kaderiyle birleşen öyküsünü son derece sürükleyici bir dille aktarıyor.