Mektup (6)
  • Aşk Mektupları by: Halil Cibran  13,00

    Lübnan asıllı ABD’li felsefe yazarı, romancı, mistik şair ve ressam olan Halil Cibran, (1883-1931) çağdaş Arap edebiyatının en güçlü kalemlerinden biridir. Bu eserde, Halil Cibran’ın 20. yüzyılın ilk yarısında Arap edebiyat dünyasının önde gelen kadın yazarlarından Lübnan’lı Mey Ziyâde’ye olan mektupları derlenmiştir. Eserde ayrıca, Halil Cibran’ın Kendi Portresi ve Kronolojik Hayat Hikâyesi gibi bölümler de yer almaktadır.

    Cibran ile Mey arasındaki yazışmalar 1912’de başladı ve 1931 yılına, Cibran’ın ölümüne kadar devam etti. İlk başlarda, mektupları birer edebi yazışma şeklindeydi; yirminci yüzyıl Arap edebiyat dünyasının iki önemli isminin fikirlerini, beğeni ve eleştirilerini birbirlerine sundukları yazışmalardı. Sonra, yazışmaların içeriği karşılıklı takdirden sıkı bir dostluğa dönüştü, ancak arkadaşlıkları, aşklarını itiraf edene kadar çeşitli safhalardan geçti. Bu çalışma, Cibran’ın iç dünyasının en derinlerine kadar inmekte ve onun en hassas duygularına ışık tutmaktadır.

    Edebi açıdan büyük bir ilgi kaynağı olması dışında bu mektuplar, biyografik detayları da açıklığa kavuşturması bakımından önemlidir. Çeviride Cibran’ın anahtar kelimeleri aynen korunarak Şark Ruhu’nun zenginliği yansıtılmaya çalışılmıştır.

    Cibran’ın eserlerini severek okuyanlar, bu kitaptaki, bir tür oto-portre niteliğindeki mektuplar aracılığıyla, onu daha da yakından tanıyacaklar.

  • Aşkoğrafya by:  17,00

    Ünlülerden Seçme Aşk Mektupları

     Serkan Özburun’un yayına hazırladığı Aşkoğrafya, 100’ü aşkın aşk mektubunun toplandığı bir derlemedir. Mektuplar, ilkçağlardan 20.yüzyıla kadar Doğudan ve Batıdan tanınmış kişilerin kaleme aldığı önemli belgeler niteliğindedir. Türk tarihinden I. Abdülhamit, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Kanuni Sultan Süleyman, antik çağdan Ovidius, Cicero, yakınçağ Batı tarihinden Descartes, Voltaire, Goethe, Hesse, Rilke, Baudlaire, Einstein gibi ünlülerin yazdığı aşk mektuplarından başka Hitler’e yazılmış bir aşk mektubu da kitabın kapsamı içinde yer almaktadır. Her aşk mektubunun başında mektubu yazan kısaca tanıtılmış ve mektuptaki aşk ilişkisi hakkında bilgi verilmiştir. Kitapta ayrıca Aşık Veysel, Orhan Veli, Nazım Hikmet, Behcet Necatigil, Cahit Külebi, Atilla İlhan, Ümit Yaşar, Murathan Mungan, Küçük İskender, Özdemir İnce ve Serkan Özburun’dan mektup/şiirler de bulabilirsiniz.

    Aşkoğrafya, adının da çağrıştırdığı gibi, aşk mektuplarını okuyarak hem bunları yazan ünlü kişilerin yaşamları ve eserleri hakkında bilgi sahibi olmak hem de yaşadıkları dönemi derinlemesine anlamak için bulunmaz bir kaynaktır. Örneğin 16. yüzyıl Avrupa’sında Reform hareketinin öncüsü olan Martin Luther King’in manastırdan gelen bir keşiş olarak, yine manastırdan kaçmış bir rahibeyi eş olarak alıp mutlu bir beraberlik yaşaması ve bu beraberliğin sonucu dünyaya birçok çocuğun gelmesi o dönemin skandal yaratan olayları arasındadır. Luther’in karısına yazdığı aşk mektubu bu önemli şahsiyeti daha yakından tanımamızı sağlarken, dönemin toplumsal ve siyasi yapısı hakkında da canlı bir örnek sunmaktadır.

  • Mektuplar by: Muhammed İkbal  8,00

    İkbal‘in hayatında önemli rol oynayan üç şahıs, Muhammet Ali Cinnah, Atiyye Feyz Begim ve Han Muhammet Niyazu‘d-Din Han‘a İngilizce ve Urduca yazılmış toplam 102 mektup ölümünün ardından kitaplar halinde yayınlanmaya başlamıştır.

    ”Mektuplar her zaman aceleyle yazılıyor, vakit azlığı yazıda sadece şahsi mektuplarda mazur görülebilecek bir üslup ortaya çıkarıyor. Ayrıca şahsi mektuplarımdaki ifade tarzımda özellikle pervasızım“ diyen yazarı özel yönleriyle tanımak isteyenlere…

  • Mektuplar – 1925-1975 by: Martin Heidegger, Hannah Arendt,  27,00
    Sevgili Bayan Arendt!
    Hemen bu akşam size gelmeli ve kalbinize hitap etmeliyim.
    35 yaşındaki filozof, evli ve baba Martin Heidegger en önemli eseri Varlık ve Zaman üzerinde çalışırken 18 yaşındaki Yahudi öğrencisi Hannah Arendt’e 1925 yılında yazdığı ilk mektupta bu satırlarla seslenir. Felsefe tarihinin bu en ilgi çekici aşk ilişkisini belgeleyen Mektuplar 1925-1975 başlıklı derlemenin Bakış adlı ilk bölümü, profesörle öğrencinin ilişkilerinin en yoğun dönemi olan 1925-1933 yıllarını yansıtır. Bu bölümün 45 numaralı son mektubu Heidegger’in Arendt’in kendisine yönelttiği “Yahudi karşıtlığı” ithamını yanıtladığı, önemli bir belgedir. Arendt’in itham edici mektubu ise Heidegger veya ailesi tarafından imha edilen belgeler arasındadır. Zaten kitabın tamamını oluşturan mektuplardan 119’u Arendt’in özenle muhafaza ettiği Heidegger imzalı orijinal belgeler olmakla birlikte, Arendt’in gönderdiklerinden sadece 33 tanesi günümüze ulaşabilmiştir.
    (…) tam da o güzel fotoğrafın tam içime, kalbime bakarken (…) Bu bakışın, ders verirken kürsünün yanından bana doğru ışıldayan bakışla aynı bakış olduğunu bilmiyorsun. Ahh bu oydu, bu odur ve sonsuzluk olarak oradadır; o uzak yakınlıkta.
    1950‘de, ilişkinin kesintiye uğradığı 25 yılın ardından böyle hitap eder Heidegger sevgilisine. 1950-1965 yılları arasındaki mektuplar Yeniden Bakış döneminde toplanmaktadır. Bu dönemde Arendt’in girişimiyle yeniden başlayan ilişkileri, Arendt’in Heidegger ve karısına yaptığı ziyaretler ve Heidegger’in entelektüel çalışmalarından bahsedilen bir dönemdir. Karşılıklı yazılan şiirler açıkça ifade edilemeyen aşkın zarif nişaneleridir.
    1966-1975’i kapsayan Sonbahar bölümünde ise taşlar yerine oturmuştur ve Arendt, Heidegger’in eserlerinin ABD’de yayımlanması konusunda yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda Heidegger’in karısı Elfride ile de mektuplaşır. Arendt, Heidegger’in 80. doğum yıldönümüne ithafen ABD’de bir radyo konuşması yapar ve Heidegger’in “kendisine ve birçoklarına düşünmeyi öğreten adam” olduğunu ifade eder. Nazi sempatizanlığını “dönemsel bir hata” olarak aklamaya çalışır.
    Satır aralarından aşk ve bağlılığın sızdığı bu “ketum” mektuplar, 20. yüzyılın iki önemli filozofunun yaşamları çerçevesinde Yahudilik-Almanlık, talebelik-hocalık, gençlik-olgunluk, kadınlık-erkeklik, evlilik-bekârlık ve en önemlisi de aşk ve fedakârlık kavramları etrafında dönüyor. Eserin sonundaki Notlar bölümüyle Heidegger’in “imaya dayanan kapalı üslubu” ve Arendt’in ondan geri kalmayan “bulmacamsı” cümleleri açıklığa kavuşturuluyor. Fotoğraflar isebu hakiki hikâyeyi gözler önünde canlandırmaya yardımcı oluyor
  • Uzun Bir Mektup by: Mariama Bâ  8,50

    Orjinali Fransızca olan kitap 20 dile çevrilmiş ve Afrika Yayıncılar Birliği Ödülü “Noma”yı almıştır. Batı Afrika’da roman için şunlar yazılmıştır:

    Bu kitap Afrika Edebiyatı’nda kadınların durumunu samimi bir şekilde ortaya koymakla kalmıyor, edebî nitelikleriyle de kıtamızı aşarak en iyi romanlardan biri olarak önemli bir yeri hakediyor.

    Senegalli kadın hakları öncüsü ve yazar Mariama Bâ’nın yazdığı bu roman, daha yeni dul kalmış Afrikalı bir kadın öğretmen olan Ramatoulaye’nin ağzından bazen özlem, bazen acıyla anlatılan bir yaşam öyküsüdür.

    Ramatoulaye’nin arkadaşına yazdığı bu mektup, kocasının ikinci bir eş almaya kararvermesinden sonra ayakta kalmak için verdiği duygusal savaşın bir tutanağıdır.

  • Yansımalar by: Muhammed İkbal  6,00

    Gençlik notları

    Bu kitap, Pakistan-Hindistan alt-kıtasında yetişmiş en büyük düşünür ve filozof-şairlerden biri olan Allâme Muhammed İkbal’in (1877-1938) zihinsel gelişim serüvenine ışık tutan önemli bir çalışmadır. İkbal’in 27 Nisan 1910’da kaleme almaya başladığı ve Başıboş Yansımalar adını verdiği notlarından derlenen kitap, İkbal’in o dönemde okuduğu kitaplardan edindiği izlenimler veya çevresi hakkındaki düşünce ve duyguları ile öğrencilik günlerinin anılarını kapsamaktadır.

    Kitapta İkbal’in zihinsel gücü, tahayyülünün genişliği ile yaratıcılığının ışıltıları göze çarpar. Sayfalar arasında dolaşırken onun ilgi sahasının renkliliğiyle karşılaşılır ve çeşitli konular; örneğin: sanat, edebiyat, bilim, siyaset ve dine dair görüşleri ile tanışılır. Aynı sayfalarda emperyalizmin, mahkûm bir millet üzerindeki psikolojik etkilerinden de bahsedildiği gözlenir. Kitap, “Nietsche ve Mevlânâ Celâleddin Rumi”, “Beyaz Irkın Sorumluluğu”, “Çok Eşlilik”, “Afganistan’ın Geleceği” gibi 200’ün üstünde konu başlığı altına toplanmış; bir cümle, bir paragraf ya da bir sayfa uzunluğundaki günlük notlarından oluşmaktadır. Yazarın kısaca değindiği bazı noktaların ayrıntıları açıklayıcı biçimde kitabın sonuna eklenmiştir. Muhammed İkbal’in oğlu Dr. Cavid İkbal’in; İkbal’in yaşamı, sanatçı kişiliği ve eserlerini etraflıca tanıttığı bir sunuş bölümü ile konu indeksi de not defterinin okuyucunun zihninde sağlıklı bir şekilde yerleşmesine yardımcı olacaktır.