Günlük (3)
  • Aşk Yolunda Adım Adım by: Emrah Altuntecim, Ceyda Altuntecim,  20,00

    İstanbul’dan Hz. Mevlana’ya 49 Günlük Yürüyüşün Öyküsü

    2009 Nisan’ının bir gecesinde Emrah Altuntecim, eşi Ceyda’ya heyecanla seslenir:

    – Yürüyelim Ceyda!
    Ceyda bir an beklemeden cevap verir:
    – Yürüyelim!
    – Uzaklara, çok uzaklara yürüyelim! Hiç bitmeyecek bir yolda yürüyelim…
    – Yürüyelim ama nereye yürüyelim?
    – Bilmiyorum Ceyda… Ama çok uzaklara yürüyelim!
    Heyecan içinde yüreğimin titrediğini hatırlıyorum. Saçlarımdan, sırtımdan ayak uçlarıma kadar tüm vücudumu saran bir cevap o an Ceyda’nın dudaklarından dökülüverdi:
    – Hz. Mevlana’ya yürüyelim…
    Bu ilham dolu geceden sonra genç çift, İstanbul Yenikapı Mevlevihanesi’nden Konya’ya, Hz. Mevlana’ya, 49 günlük bir yürüyüşün ardından, hiç vasıta kullanmaksızın ulaşırlar. Âdeta açık havada halvet gibi geçen bu 49 günlük yolculuk esnasında yaşanan enteresan olaylar, onlara yardım edenler, görülen hikmetler ve daha fazlası okuyanlara da ilham verecek nitelikte…

    İki küçük karınca ve onlara ekmek, su verenlerin hikâyesi: Aşk Yolunda Adım Adım

  • Cehennem Günlüğü by: Ionesco Eugéne  7,50

    Romen asıllı Fransız oyun yazarı Eugéne Ionesco (1912-1994)’nun başarısı, gerçeküstü ve temsili olmayan tiyatro tekniklerini yaygınlaştırmasında ve bunu doğalcı geleneğe alışmış bir seyirciye kabul ettirmesinde yatar. 1970’ten sonraki yapıtlarında düşlere, görülere ve bilinçaltına da yönelen Ionesco, Cehennem Günlüğü’nde her türlü sol ideolojinin karşısında yer almıştır.

     

    Önümde yükselen aşılmaz duvarları delip geçme ya da yıkıp yerle bir etme isteğiyle kuduruyorum. Akıl, varlık karmaşasını, yani kaosu bizden gizlemek için yükseltiyor bu duvarları. “Niye?” derseniz, bu duvarların ardında evrensel kaos ve yokluk, “hiçlik” var da ondan. Hiçbir şey yok arkasında duvarların. Onlar, birşeyler yapmayı başarabildiğimiz şu dünyayla “boşluk” arasına çekilmiş sınırlardır.

     

    İçimin cehennemidir bu. Artık bunun bir cehennem olduğunu biliyorum.

  • Yansımalar by: Muhammed İkbal  6,00

    Gençlik notları

    Bu kitap, Pakistan-Hindistan alt-kıtasında yetişmiş en büyük düşünür ve filozof-şairlerden biri olan Allâme Muhammed İkbal’in (1877-1938) zihinsel gelişim serüvenine ışık tutan önemli bir çalışmadır. İkbal’in 27 Nisan 1910’da kaleme almaya başladığı ve Başıboş Yansımalar adını verdiği notlarından derlenen kitap, İkbal’in o dönemde okuduğu kitaplardan edindiği izlenimler veya çevresi hakkındaki düşünce ve duyguları ile öğrencilik günlerinin anılarını kapsamaktadır.

    Kitapta İkbal’in zihinsel gücü, tahayyülünün genişliği ile yaratıcılığının ışıltıları göze çarpar. Sayfalar arasında dolaşırken onun ilgi sahasının renkliliğiyle karşılaşılır ve çeşitli konular; örneğin: sanat, edebiyat, bilim, siyaset ve dine dair görüşleri ile tanışılır. Aynı sayfalarda emperyalizmin, mahkûm bir millet üzerindeki psikolojik etkilerinden de bahsedildiği gözlenir. Kitap, “Nietsche ve Mevlânâ Celâleddin Rumi”, “Beyaz Irkın Sorumluluğu”, “Çok Eşlilik”, “Afganistan’ın Geleceği” gibi 200’ün üstünde konu başlığı altına toplanmış; bir cümle, bir paragraf ya da bir sayfa uzunluğundaki günlük notlarından oluşmaktadır. Yazarın kısaca değindiği bazı noktaların ayrıntıları açıklayıcı biçimde kitabın sonuna eklenmiştir. Muhammed İkbal’in oğlu Dr. Cavid İkbal’in; İkbal’in yaşamı, sanatçı kişiliği ve eserlerini etraflıca tanıttığı bir sunuş bölümü ile konu indeksi de not defterinin okuyucunun zihninde sağlıklı bir şekilde yerleşmesine yardımcı olacaktır.