Felsefe-Düşünce (9)
  • Budala Nietzsche ve Dostoyevski Karşı Karşıya by: Ziya Meral  7,00

    Budala

    Ziya Meral, teoloji alanında lisansını İngiltere’de Brunel Üniversitesi’nde, yüksek lisansını Filipinler’de Uluslararası Teoloji Okulu’nda, sosyoloji yüksek lisansını ise Londra Ekonomi Okulu’nda tamamladı. İlk kitabı Ve Tanrı Ağlıyordu 2006 yılın’da  yayımlandı. Hâlen Cambridge Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında doktora öğrencisi olan yazar, Orta Doğu ve insan hakları üzerine araştırmalarını sürdürmekte ve danışmanlık yapmaktadır.

    Nietzsche Mesih Karşıtı adlı kitabında Hz. İsa’yı “ budala” olarak tanımlamaktadır. Bu bir hakaret değil; Nietzsche’nin Dostoyevski’nin Budala adlı romanından etkilenerek geliştirdiği psikolojik bir analizdir.

    Ancak, “budala” kelimesinin Nietzsche tarafından nasıl kullanıldığına ve Dostoyevski’nin Budala romanına bakıldığında, ikisinin arasında bir benzerlik yerine Tanrı, gerçek, ahlak, umut ve gelecek konusundaki inançlarından kaynaklanan derin bir çatışma olduğu görülmektedir.

    1. ve 20. yüzyılların özünü ve ruhsuzluğunu daha yolun başında sezmiş, aynı sorunlara dikkat çekmiş, ancak farklı çözümler üretmiş iki düşünürün, Nietzsche ve Dostoyevski’nin, yaşamlarının ve fikirlerinin çatışması, aynı soru ve sorunlarla bocalayan çağımız insanı için önemli ipuçları barındırmaktadır.
  • Din Nedir by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  12,00

    Günümüz okumuşlarının anlayışına göre din lüzümlu değildir: onun yerini bilim alacak ya da çoktan aldı bile. Oysa tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de tek bir insan toplumu veya tek bir aklı başında kişi dahi dinsiz yaşamamıştır ve yaşayamaz da. Aklı başında kişi diyorum, çünkü aklı başında olmayan kişi tıpkı bir hayvan gibi dinsiz yaşayabilir. Aklı başında bir varlık ise dinsiz yaşayamaz; çünkü öncelikle ve sonrasında neyi yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir. Din insana yaratılışı gereği verildiğinden aklı başında hiçbir insan dinsiz yaşayamaz.

  • Hayat Üzerine Düşünceler by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  10,00

    Dünyaca ünlü Rus yazar Tolstoy (11828-1910), yaşamının son yıllarında kendi hayatını ve yerleşik din anlayışını sorguladığı eserler yazmıştır. Hayat Üzerine Düşüncler’de de Tolstoy, dogmatik dini ve bilimi eleştirir. Bu kitap, Tolstoy’un “aykırı” bulunan benzer kitapları gibi yayınlandığı yıllarda yasaklanmış ve sağlığında ancak Avrupa ülkelerinde yayınlanabilmiştir.

    Bu kitapta Tolstoy, Kilise’nin din anlayışını eleştirirken Kilise ile dini hassasiyetle birbirinden ayrı tutuyor. Modern bilimin takılıp kaldığı sebep-sonuç ilişkisini bütün samimiyetiyle aşmaya çalışıyor. Cismi reddetmeden ruhtan yana tavır koyuyor.

    İnsan Hayatındaki Çelişki, Ruhi Doğuş, Ölüm Korkusu giibi başlıklar taşıyan 33 bölümden oluşan kitap, felsefi akıl yürütmelerin ağır bastığı ciddi bir tonda kaleme alınmış.

  • İnsanım Benim by: Ahmet Ulukaya  5,50

    Sanal dünyamızda, bizi biz yapacak olan gerçeklerle aramıza gün geçtikçe kalınlaşan duvarlar örerek, her geçen gün biraz daha kendimizden uzakta yaşamak zorunda bırakılıyoruz.

    Miş gibi yaşamayı bir kenara bırakarak bir şekilde devam eden olgunlaşma sürecinde, hayatımıza ve kendimize anlam katmak, içimizi ısıtan ve bizi ehlileştiren bir sevgi ocağından damıtılarak hayatın anlamını çözmek isteyen bizler için birer işaret levhası konumunda olan hikmet pırıltılarını aklımız ve kalbimizle okumamız gerektiğine inanıyoruz.

    Söze insanla başlayıp insanla bitiren; “İnsan, din ve bilimin ışığında yeniden tanımlanmalı” diyerek hamasetten uzak, net, realist bir tavır ortaya koyan, “Dünya sadece kendiniz gibi düşünen, inanan ve yaşayanlar için var edilmedi, sizi sizin gibi düşünmeyenlerin yaşama hakkına saygılı olmaya davet ediyorum” diyerek evrensel bir barış ve hoşgörünün altını çizen Ahmet Ulukaya’nın bütün anlatımlarında adeta her yol insana çıkıyor.

    Derunîbirzevkve estetikle sizi her dem saracak olan bu eser kendinizden kendinize doğru yaptığınız kutsal yürüyüşünüzde sizin hikayenize de çok şey katacak, kapılar açmak ve köprüler kurmakta size ilham kaynağı olacaktır.

  • İtiraflar 1 by: Jean Jacques Rousseau  14,00

    İki cilt olarak yayınlanan bu eserde, Cenevreli filozof ve yazar Jean-Jacques Rousseau (1712-1778), yaşamını belli evrelere böler ve geçirdiği değişimi gözler önüne serer. Eserin ilk cildi Rousseau’nun düşünme biçimini etkileyen olayların kronolojik bir anlatımıdır, yaşamının yalnız ve korumasız geçen ilk yılları, gençlik evresi, yükselme ve para kazanma hırsı…

    İkinci ciltte düşünme biçimi ve bunun neden olduğu tartışmalara yer verilir. Dönemin filozoflarıyla yazışmalar, kendisine getirilen eleştiriler, bunlara verilen tepkiler eserin ikinci bölümünü bir tür 18. yüzyıl tarihi yazımına dönüştürür. Zamanın çıkarperestleri ve kalemşörleri Rousseau’yu “Deccal” olarak yaftalıyorlardı. Öz evlâtlarını sokağa terketmekle, bir karakol fahişesini peşisıra sürüklemekle suçluyorlar, sefihlikten çökmüş, frengiden çürümüş bir bedeni üstünde taşıdığını iddia ediyorlardı. “Kendini savunmak”tan ziyade “kendini anlatmak” arzusunda olduğunu söyleyen Rousseau, şahsına yöneltilen her türlü ithamı yanıtlamaya çalışıyor bu kitapta..

    Bu samimi söylevini hakikat aşkıyla yanıp tutuşan yüreklere  armağan ediyor. Ve ekliyor:

    “Beni yargılamakta ivedilik etme sevgili okuyucu! Önce oku, sonra hüküm ver!”

  • İtiraflar 2 by: Jean Jacques Rousseau  17,00

    İki cilt olarak yayınlanan bu eserde, Cenevreli filozof ve yazar Jean-Jacques Rousseau (1712-1778), yaşamını belli evrelere böler ve geçirdiği değişimi gözler önüne serer. Eserin ilk cildi Rousseau’nun düşünme biçimini etkileyen olayların kronolojik bir anlatımıdır, yaşamının yalnız ve korumasız geçen ilk yılları, gençlik evresi, yükselme ve para kazanma hırsı…

    İkinci ciltte düşünme biçimi ve bunun neden olduğu tartışmalara yer verilir. Dönemin filozoflarıyla yazışmalar, kendisine getirilen eleştiriler, bunlara verilen tepkiler eserin ikinci bölümünü bir tür 18. yüzyıl tarihi yazımına dönüştürür. Zamanın çıkarperestleri ve kalemşörleri Rousseau’yu “Deccal” olarak yaftalıyorlardı. Öz evlâtlarını sokağa terketmekle, bir karakol fahişesini peşisıra sürüklemekle suçluyorlar, sefihlikten çökmüş, frengiden çürümüş bir bedeni üstünde taşıdığını iddia ediyorlardı. “Kendini savunmak”tan ziyade “kendini anlatmak” arzusunda olduğunu söyleyen Rousseau, şahsına yöneltilen her türlü ithamı yanıtlamaya çalışıyor bu kitapta.

    Bu samimi söylevini hakikat aşkıyla yanıp tutuşan yüreklere  armağan ediyor. Ve ekliyor:

    “Beni yargılamakta ivedilik etme sevgili okuyucu! Önce oku, sonra hüküm ver!”

  • İtiraflarım by: Lev Nikolayeviç Tolstoy  6,00

    Tolstoy’un bütün öykü kahramanları kendisidir. Yaşadıklarını anlatırken, yaşamadıklarını sorgular. Bulduklarını paylaşırken, bulamadıklarının nedenlerini araştırır. Ancak Tolstoy’un iç dünyasını en açık şekilde paylaştığı eseri kuşkusuz “İtiraflarım” adlı düşünsel biyografisidir. Tolstoy, biyografisinde hayata nasıl başladığını, dünyayı algılamayı öğrenme biçimini, kaygılarını, şüphelerini, hakikate dair vizyonlarını anlatır. Zaman zaman kendisinin dışına çıkıp, başka insanlara hakikate giden yolda rehberlik etme sorumluluğunu göze alan Tolstoy, “İtiraflarım”da her şeyi bir kenara bırakıp kendisiyle hesaplaşır. Hesaplaşmasında ne bir nedensellik ne de bir öğretmenlik tavrı vardır. Kendini saklamaz, yontmaz, budamaz…

     “İtiraflarım”, Tolstoy’un içine doğmuş olduğu Rus aristokrasisiyle, halkıyla, dinlerle, en çok da Ortodoks Hristiyanlık inancıyla hesaplaşmasının bir sonucudur.

  • Kırık Kanatlar by: Halil Cibran  8,00

    Kırık Kanatlar, acımasız toplum yapısının kıskaca aldığı bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Kahramanları arasında “kafese kısılmış kanatları kırık bir kuş” olarak tanımlanan Doğulu kadın, “avını onlarca koluyla kıskıvrak yakalayıp onlarca ağzıyla onun kanını emen bir piskopos” var. 20. yüzyıl başlarında Ortadoğu toplumunda ailesinin serveti yüzünden felakete sürüklenen genç bir kız ve aşkın inanılmaz gücü…

    Sınırlı aşk sevgiliyi sahiplenmeyi, sınırsız olanı sadece kendini ister.

    Bu uzun öykü, aşkın mutluluğa ulaşması için gösterilmesi gereken amansız çabayla, bu çabanın aşıkların kişiliğini tüketmemesi için gösterilmesi gereken dikkatli özen arasındaki dengeyi anlatılıyor.

     

    Ruhun güçlüklere göğüs gererek acı çekmesi sakin bir köşeye çekilerek güven içinde oturmasından iyidir, diyen Cibrân, aşka rağmen dürüst ve prensip sahibi kalabilmenin gerçek aşkın bir parçası olduğunu vurguluyor.

    Halil Cibrân’ın geleneksel Ortadoğu edebiyatının retorik süslemelerinden uzak, lirik ve dinamik stilini ve bilgelik felsefesini çok güzel yansıtan bu ilk dönem öyküsü, 1923’te başyapıtı Ermiş yayınlanmadan çok önce Amerikan edebiyat çevrelerini ve Göç edebiyatı yazarlarını derinden etkilemiştir.

     

    Kırık Kanatlar’ı okurken gözyaşları arasında gülümseyecek, acıyla iç içe mutlu olacak ve felaketler karşısında yürekten kopan gerçek bir yakarış hissi duyacaksınız.

  • Kum ve Köpük Avare by: Halil Cibran  7,50

    Aforizmalar ve Meseller

    Kum ve Köpük, Lübnan asıllı Amerikalı yazar, şair ve sanatçı Halil Cibran’ın (1883-1931) aforizmalarını derlediği 1926’da yayınlanan kitabıdır. Avare ise yazarın mesellerinin toplandığı eseridir.

    Cibran’ın edebi ürünleri ve resimleri ilk bakışta oldukça romantiktir, lirizmle dolup taşar; Kitab-I Mukaddes, Nietsche ve William Blake’ten etkiler taşır.

    Arapça ve İngilizce olarak kaleme aldığı yapıtları aşk, ölüm, doğa ve yurt özlemi gibi konuları işler ve kendisinin dinsel ve mistik iç dünyasını yansıtır. Cibran kendi ağzından Kum ve Köpük kitabını şöyle sunar:

    “Bu küçük kitap adından büyük değil; bir avuç kum, bir tutam köpük… Tanelerini kalbimin derinliklerine saçsam da, köpüğünü ruhumun imbiğinden süzsem de, o, şu anda ve ebediyete kadar, kıyıdan daha çok denize yakın, sınırlı arzudan daha fazla, ifadelerin sınırlayamayacağı kavuşmaya komşu kalmakta ve kalacaktır da. Her erkek ve her kadının yüreciğinde birez kum ve biraz köpük bulunur. Ancak, kimimiz yüreciğinde bulunanı aşikâr eyler kimimiz de mahcub olur. Bana gelince; ben mahcubiyet duymadım. Bu yüzden beni hoş görün ve bana anlayış gösterin.