Divan Edebiyatı (3)
  • Mevlana’dan Rubailer by: Hamza Tanyaş, Celâleddîn-i Rûmî,  12,00

    Hamza Tanyaş’ın hazırladığı bu eserde, Mevlânâ’nın iç dünyasını, ilahî aşk ve tasavvuf anlayışındaki sırları daha içten, daha lirik ve coşkulu bir tarzda ifade eden Rubâiler, günümüz Türkçesiyle aruzun ölçülerine sadık kalınarak aktarıldı.

    431 rubainin yer aldığı kitaba 102 rubâinin Farsçası da dahil edilmiştir. Giriş Bölümünde Mevlânâ ve O’nun tasavvuf anlayışıyla ilgili bilgi veriliyor. Kitabın önemli özelliklerinden biri de, bu kitapta yer alan Rubailerin mukayese edilebilmesi için şimdiye kadar yayımlanmış Rubai çevirilerinin bir listesini okuyucunun dikkatine sunmasıdır.

    Mevlânâ bu eserle, aruz kalıplarıyla yeniden Türkçe’de.

  • Şah İsmail Hatâ’î Külliyatı by: Şah İsmail Hatâ’î  32,00

    Şah İsmail, Abbasîler döneminde doruğa ulaşan Türk Mevalî kimliği ile Horasan kökenli Türk Halk İslam’ını sentezleyen ilk hükümdardır. Safevî tarikatının kurucusu Şeyh Safieddin’in soyundan olup, dedesi Uzun Hasan ve babası Şeyh Haydar dönemlerinde siyasallaşan bir Türk Halk İslam inancı olan Kızılbaşlığı devlet düzeyinde temsil etmiştir.

    Şah İsmail Hatâ‘î Külliyatı, Şah İsmail’in günümüze kadar gelen, Türkçe yazdığı bütün yapıtlarını içeriyor. Eserin Türkiye’de ve dünyadaki diğer baskılarından farklı olarak bu çalışmada eserin orijinal dili, yazılışı, ifade ve üslubu aynen yansıtılıyor. Bu çalışmada Şah İsmail’in divanının bilinen yazmaları dışında bu zamana kadar kullanılmamış iki yeni yazması da gün ışığına çıkarılıyor.

    Genel Türk siyasi ve kültür tarihinde Türk inançlarını, dilini, kimliğini ve kültürel değerlerini en üst düzeyde temsil etmiş ve savunmuş Şah İsmail, ister siyasal kişiliği ile olsun, ister edebi diliyle Horasan merkezli bir oluşum süreci geçiren Türk Halk İslam anlayışının ortaya çıkardığı en üst zirve olarak görülüyor.

    Hatâ’î Külliyatı bu derin ve geniş sosyal olgulardan beslenen yapının edebi bir motifini sergiliyor. Ölümünden sonra toplanan divan, Şah İsmail’in tuyuğ, koşma, geraylılar, deh-name ve nasihat-name, gazeller, kasideler, terci-i bendler, murabba, müstezad ve kıtalarından oluşuyor.

  • Yana Yana Döne Döne by: Celâleddîn-i Rûmî, Hamza Tanyaş,  11,00

    Divan’ı Kebir’den Seçme Gazeller

    Hz. Mevlâna’nın bütün şiirleri, tamamen bir cezbe halinde ve sema esnasında söylenen ilahi terennümlerdir. Bu şiirlerin bir kısmı söylendiği sırada müritler tarafından kaleme alınmış, bazı şiirlerse daha sonra yazıya aktarılmıştır.

    Hz. Mevlânâ’yı salt bir şair olarak algılamak elbette yanlış olur. Ancak bu yüce insan, anlatmak veya aktarmak istediği düşünceleri için, şiir biçimini uygun bulmuştur. Şiir burada bir kap anlamı yüklenen bir araçtır. Bu şiirlerin tümü okurlar için sunulmuş manevi rızıklardır. İyi niyet sahibi kimselere nasip olacağı umulmuştur.

    Klasik şiir ahenginin günümüzde konuşulan Türkçe’de yeniden yakalanabileceği inancından yola çıkan İran asıllı mütercim İsa Nurazer, Mevlânâ’nın şiiri içinde ayrıcalıklı bir yere sahip gazellerden 110 tanesini seçerek çevirisini aruza denk söyleyişler üzerine kurdu. Mevlânâ şiirinin Farsça’daki lirizmini, sesini ve ahengini olabildiğince hissedip benzer etkiyi uyandırabilecek tarzda Türkçeye aktardı. Her gazelin başında şiirin ilk mısrası, orijinal Farsça okunuşuyla ve Latin alfabesiyle sunulan bu dizelerin önündeki sayı, Hz. Mevlânâ üzerine çalışmalarıyla bilinen, Tahran Üniversitesi hocalarından Furûzanfer’in tashih ettiği nüshadaki gazel sayılarıdır.

     

    İşte Mevlânâ’nın yana yana yaşadığı ve döne döne söylediği gazellerinden bir demet…