O N L I N E   S A T I N A L M A   www.kitapyurdu.com
   Kaliteli ve dürüst yayıncılık..
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Kaknüs Kitaplığı  |  Kaknüs Çocuk  |  Yeni Kitap Teklifleri  |  Kültür & Sanat  |             English      |||         Bize Ulaşın




     
 
 
     

Roman & Öykü

 
  • ALİ ve NİNO

     

    Yazarı:

    Yusuf Vezir Çemenzeminli

     

    Çeviren:

    Azat Ağayev

    Ali Ekber Aliyev

     

    Sayfa : 350

    Ebat : 13.8 x 21 cm

    ISBN : 975-256-044-X

    Barkod : 9799752560443

    Fiyat : 13,00 YTL.


    Kaknüs / Roman & Öykü

    ALİ ve NİNO

     

     

    Azerbaycan Türkü, Müslüman bir aristokrat genç olan Ali ile Gürcü, Hıristiyan bir prenses olan Nino’nun aşkının hikâyesini anlatan eser, Azerbaycan’da “milli

    roman” olarak görülüyor. Çünkü Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ı içine alan Kafkas coğrafyasının acı ve tutku ile yüklü, karmaşık atmosferini hakkıyla

    yansıtıyor.

     

     

    Romanın ilk defa 1937 yılında Almanca olarak Kurban Said müstear isimli yazara istinad edilerek yayınlanması ve yazarın gerçek kimliği çevresindeki

    esrar perdesi, kitabı daha da ilginç kılıyor. Kimileri yazarın Lev Nussembaum adlı Yahudi kökenli oryantalist bir şahsiyet olduğunu iddia ederken Azerbaycan’da

    kitabın, ünlü Azerbaycanlı yazar Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin kaleminden çıktığı görüşü hakim. Yazarın gerçek kimliğine ilişkin ayrıntılı bilgi ve açıklamaları

    içeren makaleyi romanı takip eden sayfalarda bulabilirsiniz.

     

     

    Tam 27 dile çevrilmiş olan Ali ve Nino sadece bir aşk hikâyesi değil. Azerbaycan tarihi, milli kimliği, Kafkasların siyasi ve toplumsal yapısı hakkında çok şey

    söyleyen bir kitap. 20. yüzyılın başında Sovyet öncesi dönemdeki Kafkas ruhunu, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuruluşunu; farklı kültürlerin, ırkların, dinlerin ve

    mezheplerin bir arada nasıl yaşadığını anlatıyor.
  • AKIBET

     

    Yazarı:

    Ali Yıldırımoğlu

     

    Sayfa: 256

     

    Ebat : 13.8X21 cm

     

    ISBN : 975-256-074-1


    Kaknüs/Roman

    AKIBET

     

     

    Çağdaş Azerbaycan edebiyatının usta kalemi Ali Yıldırımoğlu, Kalem ile Aşk ve Kavga ve Benim Rençber Babam’dan sonra son romanı Akıbet ile bir kez daha

    okuyucusuyla buluşuyor.

     

     

    Yıdırımoğlu’nun bir yazar olarak ayırıcı özelliği kurgularını hep yaşanmış olaylardan ve gerçek kişilerden oluşturması. Bu da usta yazarın romanlarını

    âdeta sürükleyici birer belgesele dönüştürüyor.

     

     

    Yıldırımoğlu’nun diğer romanlarında olduğu gibi Akıbet’te de merkezde güçlü bir erkek karakter var. 21. yüzyılın ilk yıllarını yaşadığımız bu günlerde sosyal

    yaşamda erkek yerine daha çok kadınlar ön plana çıkıyor. Sanat ve iş dünyasında da bu eğilimin izdüşümlerini görmek mümkün. Kişisel yaşamlarda ise erkekler

    genellikle sancı çeken, sorunlu karakterler olarak gözlemlenmeye başladı. Atılganlık özelliğini kadınlara kaptırmışlar sanki. Ama bu “yeni” atılganlıkta o “aile

    babalarına özgü durmuş oturmuşluk”, değerlere ve geleneklere saygı, şeref ve haysiyet gibi nitelikleri bulmak imkânsız.

     

     

    Peki öyleyse nedir bu “olumlu, güçlü erkek karakteri”nin sırrı? Yıldırımoğlu bu soruyu Türk kültürünün, Türk geleneğinin kökenlerinde yatan insan manzaraları

    ile yanıtlıyor.

     

     

    Akıbet’in Cihangir’i, yaşadığı beldede parmakla gösterilen, örnek bir erkek, ekmeğini alın teriyle, bilek gücüyle kazanan bir aile babası. Aile şerefini, haysiyetini

    ve insanlığını hiçbir şeye değişmiyor. Ama onun bu özeni pasif bir çekimserlik olarak kalmıyor. Asil bir amaç uğruna zamanını, emeğini, hatta özgürlüğünü bile

    feda etmekten çekinmiyor Cihangir. Köydeki su arkını onarmayı üzerine alıyor. Sovyet yönetiminin sorumluluk verdiği iki yüzlü, çıkarcı hemşerilerine, aylarca

    sürecek zorlu ve yorucu bir çalışma temposuna rağmen göze alıyor bu işi. Bedelini de ödüyor. Bu öyle bir bedel ki Cihangir’den sonra oğlu Sucettin’in de

    omuzlarına yükleniyor. Tabii yeni neslin temsilcisi Sucettin’in sınavına bir başka boyut daha ekleniyor: aşk.. Sucettin aşkını haysiyetle yaşamanın savaşını

    veriyor. En az babasınınki kadar zorlu bir mücadele bu…

     

    Akıbet’i okumak insanı, yavaş yavaş kaybolan olumlu, güçlü erkek karakteri ile birlikte bütün o geleneksel değerler ve kutsal anlamlar dünyasına sürüklüyor.

  • AYDEMİR

     

    Yazarı:

    Müfide Ferit Tek

     

    Sayfa: 167

     

    Ebat : 13.5X21cm

     

    ISBN : 975-6698-51-9


    Kaknüs/Roman & Öykü

    AYDEMİR

     

     

    İdeal, insanın hayat yolunda kutup yıldızı gibidir…

    Ona bulunduğu yeri ve ilerleyeceği yolu gösterir.

    İnsan ilerleyeceği yolu görürse

    Kolay ve çabuk ilerler…

    Aydemir, bir idealin romanıdır…

     

     

    Aşkı ile ideali arasında bocalayan, sonunda idealini seçen bir delikanlının verdiği mücadelenin dokunaklı ve hazin öyküsü…

     

     

    “Aydemir”in diğer bir meziyeti de muayen bir “tez”i kuvvet ve muvaffakiyetle müdafaa etmesinde, yaşatabilmesindedir.

     

     

    KÖPRÜLÜZADE MEHMET FUAT

    Halide Hanım ile Müfide Hanım(…) sanat sahasında birisi Türklük mefkûresinin hakikatine bir hudut, bir program çizdi; diğeri bu mefkûrenin halî genişliklerini,

    romantik kısımlarını tasvir etti. Fakat biz, birçok münevver erkek ne yaptık?

    Hiç…

     

     

    ÖMER SEYFETTİN

    Müfide Ferit Tek, eserlerini daha çok Balkan Savaşı ile Cumhuriyet’in ilk yılları arasındaki dönemde vermiştir. Onu edebiyat dünyamızda tanıtan asıl eserleri

    Aydemir (1918) ile Pervaneler (1924) adlı romanlarıdır. Milliyetçilik konusunu işlediği Aydemir gibi “tez”li romanlar yazan Müfide Ferit Tek,

    hem roman yazdığı dönemin düşünce dünyasını yansıtır, hem de günümüzün bulanık postmodern ortamında romanımızın durduğu yeri ve gideceği yönü

    romancı gözüyle doğrulukla gösterir.
  • BENİM RENÇPER BABAM

     

    Yazarı:

    Ali Yıldırımoğlu

     

    Sayfa: 336

     

    Ebat : 13,8x21cm

     

    ISBN : 975-256-053-9


    Kaknüs/Roman & Öykü

    BENİM RENÇPER BABAM

     

     

    Kaknüs Yayınları Türkçe okyanusuna katkıda bulunacak edebi eserler yayınlamaya devam ediyor. Azerbaycan’ın Yaşar Kemal’i olarak bilinen usta

    yazar Ali Yıldırımoğlu, “Mukaddes ruhu karşısında diz çöktüğü” babasının namus, alınteri, insanlık, olgunluk, helâl kazanç, erkeklik gibi günümüzde kaybolmakta

    olan değerlerini, zarif bir kurgu ve duru bir Öztürkçeyle canlandırıyor gözlerimizin önünde. Ve ekliyor: “Bu kitap hayatın görünmeyen taraflarından haberdar olanlar

    için.”

     

     

    Romanın belkemiğini, Azerbaycan’ın günümüzde Ermeni işgali altında bulunan güneydoğu bölgesindeki Kubatlı’nın Alikuluuşağı köyünde Sovyet rejimi altında

    yaşayan küçük Ali’nin “baba gözlemi” oluşturuyor. Sanatçı duyarlılığı küçük yaşlarda fark edilen Ali’nin hayatının merkezinde babası ve onun çevresine

    yaydığı sevgi, merhamet, adalet, dürüstlük ve haysiyet dalgaları yer alır. Ali, köyünün eşsiz doğal güzellikleri, birbirinden ilginç insan portreleri, günümüz

    insanına inanılmaz gelen hayat mücadelesini sahne yapar kendisine. Ve bir aşk hikâyesi anlatır. Tıpkı Can Yücel gibi o da “hayatta en çok babasını sevmiştir.”

    Ondan aldığı güçle büyür ve büyük şehirde başarılı bir gazeteci olur Ali. Artık eskisi gibi peşinde koşturamıyordur babasının. Artık babası onun için bir sembol

    haline gelmiştir. Değişen dünya düzeninin, her geçen gün yitip giden insani değerlerin, erkekliğin, geleneğin, “öz”ün sembolüdür babası. Ve aşk devam

    eder...
  • CAMTUTAN

     

    Yazarı:

    Melek Paşalı

     

    Sayfa: 112

     

    Ebat : 13,5X21 cm

     

    ISBN : 975-6698-54-3


    Kaknüs/Roman & Öykü

    CAMTUTAN

     

     

    Melek Paşalı’nın öykü dünyası “düşünülerek varılmış bir dünya”dır. Yazarın henüz ikinci kitabında vardığı olgunluk düzeyi, kurmaya yönelik öykü’nün

    raslantısal etkilerden tümden arınmış olduğunu, bizimse kendi poetikasıyla birlikte gerçekleştiren bir öykücüyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

    Camtutan için, öykü ile öykü poetikasının birbirinden araştırılamaz yekpareliğe varlıkları kitap diye söz edebiliriz.

     

     

    Camtutan’da yer alan öykülerde aksiyon, büyük ölçüde, zihin aksiyonudur. Buna, öykücülük hayatı, bu hayatın içindeki insanları beyin kıvrımları içinden

    izleme ve betimleme girişimi de diyebiliriz. Paşalı’nın buradaki başarısı, yazdığı metinleri birer öykü olmanın ötesinde başka birçok açıdan okunması mümkün

    hatta gerekli metinler düzeyine çıkarıyor. Bu okuma perspektiflerinden ikisi şiir ile (kadim anlamıyla) felsefedir.

     

     

    Camtutan’ın şiirsel niteliği, anlatımın çeşitli söyleyiş biçimleriyle süslenmeye çalışıldığı metinlerden ayrılır. Şiirselliğin bir kurtarıcı, etkiyi çevreye yayıcı lirik

    pragmatik bir unsur olarak “öykü”ye giydirdiği metinlerdeki kadınsı yayvanlık, kadınsı merkez yitimi, sözün ağırlığını yitirerek uğradığı genleşme (ya da bir

    başka açıdan suskunluk maskesi), tam da bu öykülerin sert bir şekilde üzerine gittiği, sahteliğinin üzerindeki örtüyü kaldırıp attığı seyir. Bu öykülerde şiir,

    başvurulan bir yöntem olarak değil, yoğun zihni aksiyonun kaçınılmaz bir şekilde anlatıma dahil ettiği metaforlar, imgeler halinde ortaya çıkmaktadır. Bu şekliyle

    şiirin, şiirimsi’nin karşıt kutbunda durduğunu bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

     

     

    Melek Paşalı’nın öykülerindeki felsefi eğilimse, yaygın anlamıyla bugünkü felsefenin bizzat kendisiyle irtibatlı bir eğilim değil. Bu, doğrudan, bireyin

    psikolojisi ve zihnin yoğrulduğu/yoğurduğu düşünce alanıyla ilgilidir. Tanrı-insan ilişkisi, insan-insan ilişkisi, in-san-çevre ilişkisi, daha özele inerek kadın-erkek

    ilişkisi bu zihni faaliyetin temel alanıdır. Camtutan’da bir araya getirilen öyküler, bu anlamıyla sahtelikten uzak, hakiki bir arayışın, olma-olgunlaşma, bütünlüğe

    varma-bütünlüğü koruma çabasının öyküleridir. Öyküler boyunca oluşturulan bağlamda alttan alta ve sürekli sorgulanan, çağdaş kültürün üretip birer model

    figür haline getirdiği ve modernleşmiş dünya görüşleri ile inanç sistemlerini yırtarak dayattığı cinsiyet kipleridir. Bu noktada, kitap boyunca, anlatıcının, modem benliğin

    parçalanmışlığına ve sürekli parçalanmaya maruz kalışına karşı, ilahi bir şifa arayışı içinde olduğunu, bunu öyküsüyle önerdiğini ısrarla vurgulamak gerekir.

     

     

    Öykülerde, kutsal kaynaklara yapılan göndermeler, Hz. Meryem’i odağına alan imajlar özellikle böyle bir perspektiften okunmayı gerektiriyor. Melek Paşalı, son

    yıllarda edebiyatımızda özellikle anlatı türlerindeki kadınsı duyarlık çoğalmasının, yakınmacı acz’in pek çok versiyonunun, hayat önündeki yenilmişlik edebiyatının

    iradesizliğinin karşısına bir iç sorgulamayı zorunlu kılacak yetkinlikte bir yapıt koymakla kalmıyor. Okuyucusunu, yaşadığımız çok boyutlu kültürel/zihinsel/

    simgesel istilanın giderek cinsiyet kiplerine dek geçerli kıldığı hayatın hakikiliği / sahteliğinden yola çıkarak edebiyatı da içine alacak bir tefekküre yöneltmeye

    çalışıyor. Bunu yaparken, entelektüalizmin tuzağına düşmeyişi, konu avcılığı peşine düşmeden kendiliğinden beliren konulara yine kendiliğinden eğilişi,

    öyküsünün hakiki edebiyat alanında durduğunun, hikaye etme isteğini harekete geçirenin zamana dirençli bir öz olduğunun da kanıtı sayılabilir. Camtutan’ın,

    zihni faaliyetten gerçek bir varlık lezzeti alabilen her ciddi edebiyat okurunun ilgisini fazlasıyla hak eden bir öykü toplamı olduğuna inanıyoruz. Yeni Türk

    öyküsünün son yıllardaki çoğaltmacı verimi içinde Camtutan, öykü sanatına bakışı etkileyecek niteliğiyle, inanıyoruz ki hak ettiği ilgiyi görecektir.

  • ÇAĞDAŞ ARAP ÖYKÜLERİ SEÇKİLER

     

    Hazırlayan:

    Doç. Dr. Hüseyin Yazıcı

     

    Sayfa: 256

     

    Ebat : 14x21 cm

     

    ISBN : 975-6963-16-6


    Kaknüs/Roman & Öykü

    ÇAĞDAŞ ARAP ÖYKÜLERİ SEÇKİLER

     

     

    XIX. yüzyılda Fransızların bazı Arap topraklarını işgal etmesi ve bu toprakların ekonomik ve politik bakımdan Avrupa egemenliğine girmesinden sonra, Batı

    ile Arap dünyası arasında yeni bir edebî dönem başlamıştır. Arap öykücülüğü bu devrede kıssacı anlayıştan ve destansı etkilerden sıyrılarak, yapısal açıdan

    Batı’nın öykü anlayışına doğru adım atmıştır. Yeni okulların açılması, öğrenim amacıyla Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi, Mısırlı Rıfat et-Tahtavî (1800-1873)

    ile başlayan çeviri hareketleri ve 1822’de Mehmet Ali Paşa’nın Bulak’ta matbaa kurmasının ardından Arap dünyasında yaygınlaşan matbaacılık ve buna paralel

    olarak gelişen gazetecilik yeni bir neslin yetişmesine yol açmış, yeni edebî türlerin doğmasını ve yaygınlaşmasını hızlandırmıştır.

     

     

    Halil Cibran, Mihail Nuayme gibi birçok mümtaz şahsiyeti bünyesinde barındıran Arap öykücülüğü sosyolojik, psikolojik, siyasî ve tarihî vakıaları kendine konu

    edinmiş ve bu alanlarda başarılı örnekler vermiştir. Doç. Dr. Hüseyin Yazıcı’nın yayına hazırladığı bu çalışma, bir çok Arap yazardan seçilmiş öykülerden

    oluşmakta ve Türk okuruna Arap öykücülüğü hakkında genel bir kanı vermeyi amaçlamaktadır.

  • ÇAĞDAŞ İRAN ÖYKÜLERİ SEÇKİLER

     

    Hazırlayan:

    Prof. Dr. Mehmet Kanar

     

    Sayfa: 208

     

    Ebat : 13,5x21 cm

     

    ISBN : 975-6963-40-9


    Kaknüs/Roman & Öykü

    ÇAĞDAŞ İRAN ÖYKÜLERİ SEÇKİLER

     

     

    Asırlardır haklı bir şöhrete sahip olan İran edebiyatında çağdaş öykücülüğün muştucusu Cemalzade, ilk kez 1922’de Berlin’de basılan Bir Varmış Bir Yokmuş

    adlı hikâyeler mecmuasında daha önce Dihhodâ’ın Şundan Bundan’ında karikatürize ettiği insan tiplerini işledi.

     

     

    Sadık Hidayet, Cemalzade’nin açtığı yolda ilerledi ve psikolojik öykücülüğe doğru adım attı.Fransız edebiyatından etkilenen ve sürrealist bir hikâyeci olan

    Hidayet, Türkiye’de Kör Baykuş adlı eseriyle tanındı. Freud’un öğretilerinden esinlenen Bozorg Alevî, Elliüç Kişi ve Zindan Hatıraları adlı hikâyeleriyle “Hapis

    Edebiyatı”nın temelini attı. Sadık Çûbek, Celal Âl-i Ahmed, Muhammed Hicazî, Mahmud İtimadzade, Kirmanî, Nasır Müezzin, Ferûdun Tunkabunî, Mahmud

    Keyanûş, Baba Mukaddem, Resûl Pervizî, Mesud Kimyager, Nasır Takvayî gibi bir çok ünlü yazarıyla elindeki aynayı bireye ve topluma çeviren İran öykücülüğü

    çağdaş bir çizgi yakalamayı başardı. Olabilir’i değil, olan’ı konu edindi kendine.. Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın hazırladığı bu seçki, Cemalzade’den seçilen öykülerle

    başlıyor; bunu Hidayet, Alevî, Çûbek, Hicazî gibi kurucuların öyküleri izliyor.

     

     

    Seçkide son kuşaklardan da örnekler alınarak İran’da öykücülüğün gelişimi hakkında bir fikir veriliyor.

  • DİRİLEN ADAM

     

    Yazarı: Mir Celâl Paşayev,

     

    Çeviri:

    Ali Ekber Aliyev – Azat Ağayev

     

    ISBN: 975-256-062-8


    Kaknüs/Roman

    DİRİLEN ADAM

     

     

    Azerbaycan’da sevilen ve sayılan büyük romancı Mir Celâl Paşayev’in Türkiye’de yayınlanan ilk kitabı olan Dirilen Adam, 1934-35 yıllarında yazıldı.

    Bu dönem eski SSCB’de diktatörlüğün ayyuka çıktığı yıllardır. Edebiyatta ise slogancılık ve propoganda dönemidir. O yıllarda edebiyat, Sovyet değerlerini

    tebliğ etmek adına yapılan meddahlık ve dalkavukluğun meydanıdır. Mir Celâl Paşayev’in romanı ise daha çok meziyetleriyle dikkat çeker ve Azerbaycan

    tarihinin belirli bir dönemini yansıtan, canlı bir hikâye olarak öne çıkar.

     

     

    Olay son derece karmaşık ve fırtınalı bir dönem olan 19. yüzyılın sonlarında geçiyor. Bu kaotik dönem, kabadayıların, ağaların, soyluların ve devlet

    memurlarının her istediklerini yaptığı, ortalığı karıştırdığı, hatta güçlü olan herkesin kendi başına bir devlet olduğu yıllardır. Eserin kahramanlarından Kadir

    ise bu dönemin başı belâlı kurbanlarındandır. Kadir karın tokluğuna yaşayan ve bin bir türlü meşakkatlere katlanarak geçimini sürdüren fakir bir çiftçidir. Tek

    tesellisi ise canından çok sevdiği karısı Kumru ve körpe kızıdır. Ama ailenin mutluluğu uzun sürmez. Köyün ağası Bebir, Kadir’in karısı Kumru’ya aşık olur

    ve kadını elde etmek için, hileye başvurarak Kadir’i evinden uzaklaştırır.

     

     

    Olaylar ve insan ilişkilerinin kuyumcu titizliğiyle işlendiği bu eser vesilesiyle Türk okurunun Azerbaycan edebiyatının bu önemli ismini daha yakından tanımasını

    umuyoruz.
  • BILDIRCIN VE SONBAHAR

     

    Yazarı:

    Necip Mahfuz