Vitrindekiler

FELSEFEYE GİRİŞ: HİKMETİN YAPITAŞLARI

FELSEFEYE GİRİŞ: HİKMETİN YAPITAŞLARI

Felsefi fikirlerin, içinde yaşadığımız zaman ve mekânda, hatta günlük hayatımızda bize neler söylediğini anlamaya çalışıyoruz. Hikmetin özünü bulmak için çıktığımız bu yolda bize, orijinal felsefe metinlerinden alınan metinlerle birlikte yazarın sohbet edermişçesine rehberliği eşlik ediyor.

ASRIN VEBASI: NARSİSİZM İLLETİ

ASRIN VEBASI: NARSİSİZM İLLETİ

Ülkemizde de geniş ilgi gören Ben Nesli kitabının yazarı Jean Twenge, yeni kitabında modern toplumlarda süratle yayılan narsisizim hastalığını mercek altına alıyor... Felsefi kökeni Descartes’in dualist (ayrımcı) düşünce tarzına, Freud’un “korku veya hazzın esiri” olan insan tasavvuruna ve ben-merkezli tüketici toplumunun mimarı olan pazarlama ve halkla ilişkiler kuramlarına dayanıyor.

ERKEK HOMOSEKSÜELLER İÇİN ONARIM TERAPİSİ / YENİ BİR KLİNİK YAKLAŞIM

ERKEK HOMOSEKSÜELLER İÇİN ONARIM TERAPİSİ / YENİ BİR KLİNİK YAKLAŞIM

ERKEK HOMOSEKSÜELLER İÇİN ONARIM TERAPİSİ / YENİ BİR KLİNİK YAKLAŞIM


Özgün Adı:
REPARATİVE THERAPY OF MALE HOMOSEXUALİTY / A NEW CLİNİCAL APPROACH

Resimleyen:

Çeviren:

Editör:
Seda Darcan Çiftçi
Kapak Tasarımı:
Hatice Dursun
Sayfa Sayısı:
384
Ebatlar:
13.8 cm x 21 cm
ISBN:
978-975-256-196-0
Barkod:
9789752561960
Baskı Bilgisi:
1. Baskı, 2008
Fiyat:
18 YTL

Günümüzde homoseksüellik modern hayatın bir parçası olarak görülmeye başlandı. Peki bu durum karşısında siz ne hissediyorsunuz? Belki öfkeleniyorsunuz belki de korkuyorsunuz. Yakınlarınızın homoseksüel olmasından, belki de kendinizde homoseksüel eğilimler olmasından korkuyorsunuz. Homofobi diye de adlandırdığımız bu korku, kimimizde agresif bir şekilde dışa vururken kimimizde bastırılmış olarak mevcut olabiliyor.

İşte bu kitapta sizleri homofobinizle yüzleşmeye davet ediyoruz. Homoseksüellik kapalı bir kutu gibi. Homoseksüelliği anlamak ve bu konuda kendimize ya da çevremizdekilere yardımcı olmak için öncelikle bu konuda aydınlanmalıyız. Kitapta bulacağınız temel gerçeklerden bazıları şunlar:

- Homoseksüelliği bir kimlik olarak benimsemiş “gey” ile homoseksüel eğilimlerinden kurtulmak isteyen “gey olmayan homoseksüel” arasında büyük bir fark vardır.

- Eşcinsellik doğuştan gelmez. Baba yoksunluğu başta olmak üzere aile dinamiklerinin kişi üzerindeki etkisi sonucu gelişir.

- Homoseksüeller ilk gençlik yıllarında yaşadıkları “erkeklerden savunmacı kopma” nedeniyle hemcinslerini ya gerçekçi olmayan bir şekilde yüceltir veyahut aşağılarlar. Kinaye ve iğneleyici konuşma tarzı, homoseksüel erkeğin tipik özelliklerindendir.

- Homoseksüellikle pornografi arasında yakın bir ilişki vardır. Birçok yetişkin erkek, zedelenmiş erkeklik ve güç arayışı ile pornografiye ve homoseksüelliğe yönelir.

- “Homoseksüel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan erkekler” dünyada hızla yayılan “Gey Hakları Hareketi” tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki “tedavi olmak isteyen homoseksüel eğilimliler”, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar.

Kitabın yazarı Dr. Joseph Nicolosi, ABD’deki NARTH (National Association for Reasearch and Therapy) Eşcinsellik Üzerine Araştırma ve Tedavi Birliğinin başkanı. Merkezi Üsküdar’daki Türkiye Benötesi Psikoloji Derneği ile işbirliği içerisinde olan Dr. Nicolosi, onarım terapisi gören yüzlerce erkekle 25 yılı aşkındır sürdürdüğü seansların ışığında bu kitabı kaleme aldı. Samimi bir dille ve objektif bir bakış açısıyla yazılmış bu çalışmanın, kütüphanenizdeki psikoloji kitapları arasında yer almasını öneriyoruz.

Array

lud kavmı haddını asmıs

lud kavmı haddını asmıs kadınlarıı evlerınde beklerken onlar yollarda evlerde herkezın bıldıgını bılerek kımseden gızlemeden bu ısı yaptıkları ıcın taskınlık oldugu ıcın yok edılmıstır..
kımse duygularının onune gecemez

hoca dıyorsunuz dınlıyorsunuz namazında nıyazında adam yanındakı sekreterıyle ılıskısı oluyor ve onunla evlenıyor..
ornek ıkı adam hacca gıtmıs namazında dını ınancı cok saglam fakat yaptıgı ıste ınsanları dolandırıyor holdıngler kuruyor ve hala hor gorulmuyor
her konuda oldugu gıbı bu konuda da bır seylerı kalıp ıcıne koyarak ha bu odur demek cahıllıktır cehallettır
sızler boyle yaklastıgınız surece hıc bırsey olmaz..
sen egerkı o duygalar ıcınde yasıyan bır ınsanın gunahlarını
herseyını obur dunyada da kabul edıp ustlenıceksen konus
:)
yok banae dıyosan sanane arkadas
neyın pesındesınn
oyle buyuk konusmayın allahım sızlerın basınızada boyle bırsey getırır
egerkı bu dunyada herseyı allah u teala yarattgını hepımız aynı kanat ıcındeysek boyle olmamasınıda ıstemeye bılırdı..lut kavmınden sonra o ıstedıgını var eder ıstedıgını alır
herseyın yaratıcısı odur kımse bunu ınkar etmıyor zagten
ama belgesellerde ızleyın bakın bır suru hayvanlar var ve cınsel ılıskııye gırıyolar maymun kertenkele kopek kedı kus bunun gıbı bır cok hayvan onlar dusunemıyor ama ıçsel gudulerıyle davranıyolar..
oyle kuru gurultuyle konusmayın..

...

(Ahirzamanda 3 kısım eşcinsel olur: Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla, diğeri, kucaklaşmakla yetinir Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar Allah`ın laneti bunların üzerine olsun! Eğer tövbe ederlerse, tövbe edenin tövbesini Allah Teala kabul eder.`) burda beddua eden sızmısızın allahın kitabı kuran damı boyle bır sey dıyor.. kendı kıtabında allah u teala sızı affeder tovbe edersenız mı dıyor.. (bız) dıyor ve hıc bır kuluna da beddua etmıyor yaptıgı gunahlar ve yasadıkları seyler konusuunda... sacmalamayın

yanıt

Öncelikle bu konu hakkında korkma ama yüzleş. Bunu ne kadar çok görmezden gelirsen içinde o kadar büyüyecektir. Zaten kitabı okuduğunda nedenlerini kendi hayatında göreceksin. Bir de sana bir arkadaş tavsiyesi, daha doğrusu bir bilgi, bilimin eşcinselliği normal kabul etmesinin bilimle alakası yok, o yüzdene onların laflarına itibar etme, kitapta daha iyi göreceksin bunu, onların bu iddiası kesinlikle bir "bilimsel kanun" değil, sadece teori bazında bir söylemdir. Ben Psikanalizin babası, tüm psikologların feyz kayankları ve insna ruhu ile bedeni arasındaki birlik veya kimilerine göre çatışma içerisinde yaşanan duygu ve hakikatler üzerine eğilmeye çalışmış psikanalizler, Jung, Adler, hatta Freud'un konuyla akalalı ifadelerinde şunu gördüm: kendileri bunun bir anne kompleksi olduğunu söylüyorlar. Hatta jung modern insanın en büyü mutsuzluğunun, belki de erkekleşen kadınlıklar ile kadınlaşan erkekliklerden kaynakalandığını düşünüyorum, der anılarında. Eşcinsellikte (erkekte durum bu, kadında ise, kadın kimliğini küçümseme vardır, anne nefreti, anneyi aşağılama) Anne kimliği ile özdeşleşim sonucu, erkek kimliğine yabancılaşma ve daha sonrasında oluşan duygular ergenlikle birlikte iyice netleşir,cinsel bir kimliğk kazanmaya başlar, erkek kimliğine karşı duyulan bir cinsel çekimin, özde yani ruhtaki manası ise, beğendiği erkek olmak, çünkü onu ele geçirdiğinde aslında hayalindeki olmak istediği erkekliği ele geçirmiş olacaktır. Haz duygusunun yok olmasıyla, gerçkte aradığının o erkeğin kendisi değil de, kendi kaybettiği yada ulaşamadığı erkekliği olduğunu anlayacaktır. Zor bir imtihan. Ama bu dünyada en büyük hakikat Rabimiz2in biz everdiği bu imtihan dünyası ve yüzde yüz yaşayacağımızı bildiğimiz, ölüm. Ölümü çokça düşün. Bu noktada Allah'a çokça dua et. Rabbim sana yardım edecektir.

Kitapyurdu'na yollanan yorumlardan

birer psikolog olarak çevremizdeki eşcinsellerin normal hayata dönmeleri için elimizden geleni yapmaya çalışmamız gerekir diye düşünüyorum..sizler de takdir edersiniz ki eşcinselliğin hastalık listesinden (DSM) çıkarılması tamamen siyasi kaynaklıdır.Bugün bunun aksini kimse iddia edemez.Bu kitabı önyargılı bir tavırla okumak yerine bir de haklılık payı vererek okuyalım..o zaman gerçekten faydası oluyor.eşcinsellik dönüşü olan bir yoldur ve asla biyolojik temellere dayandırılıp haklılık payı çıkarılmamalıdır.

Bugün gazetesinin yazısı

Eşcinsel eğilimden nasıl kurtulurum?

Maddi durumu yerinde 34 yasında bir gencim. Bekârım, ailem evlenmemi istiyor, ben de istiyorum.

Mehmet Paksu

Ancak cinsel yönden bir problem olmamasına rağmen erkeklere ilgi duyuyorum. Yani eşcinsel eğilimler içindeyim. Şimdiye kadar ne erkekle, ne de bayanla hiçbir ilişkim olmadı. Aslında beş vakit namazını kılan inançlı biriyim, fakat kendime engel olamıyorum.

Yani bu konuyla ilgili Lut kavmini de, Kur`an`da olan ayetleri de bilmeme rağmen bazen nefsime mağlup olup internette bu sitelere giriyorum. Sonrasında çok pişman oluyorum. `Aslında belki evlensem bu işlerden kurtulurum` diyorum, ama kimsenin hakkına da girmek istemiyorum. Yani `Eşime yeterince cinsel istek duyar mıyım?` diye şüphe ediyorum. N`olur bana yardım edin.

(Rumuz: Çare)

Öncelikle hemen evlenmenizi söylemem lazım. Hiçbir şekilde tereddüde ve endişeye kapılmayın. Normal bir insan gibi eşinize istek duyarsınız, kimsenin de hakkına girmezsiniz. Büyük ölçüde yaşadığınız bu psikolojik halden kurtulursunuz. Sorunuz vesilesiyle bu konuda bize gelen onlarca soruya ortak bir cevap vermek istiyorum.

Bu ciddi bir imtihandır

Öncelikle böyle bir duygu taşıdığınız için kendinizi suçlamayın, ama duygularınıza da yenik düşmeyin. Depresyona girmeye de hiç gerek yok. İnanan bir insansınız. Bu olay bir imtihandır. Siz de herkes gibi bir imtihan içindesiniz. Kimi malıyla, kimi canıyla, varlıkla, yoklukla, sakatlıkla, güzellikle, iftirayla, şöhretle, kadınla, makamla ve daha nice yollarla imtihan edilir. Cinsel sapmanın sebebi ne olursa olsun o da bir imtihan vesilesidir.

Pratik Kur`ân çözümü

Kur`ân çözümü en güzeli ve en pratiğidir. İradenizi kullanarak bu çözümü hayata geçirebilirsiniz. Kur`ân, `Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o pek çirkin bir şeydir ve çok o pek çirkin bir şeydir ve çok kötü bir yoldur` diyor. Bu âyeti tıpkı karşı cinse uygular gibi uygulamaya çalışın. Kendi hemcinsinize mesafeli davranın. İlgi duyduğunuz kişilerle çok sıkı arkadaşlık kurmayın, baş başa kalmayın, samimiyeti ilerletmeyin, ilgili ortamlardan uzak durun.

Bol bol dua edin

Kendinizi ibadete, ilme, zikre ve duaya verin. Bu dualar azametli ve sürekli, içten ve etkili dualar olmalı. Mesela sabaha karşı herkesin uykunun derinliklerinde bulunduğu bir vakitte uyanın, açın elinizi Allah`a, yardım isteyin, `Ey Yüce Rabbim, beni bu kirli işten, edepsiz halden kurtar` deyin, yalvarın, yakarın. 4444 defa okumak gibi Salat-i terficiye hatmi yapın. Peygamberimizin özel bir duası olan Cevşenü`l-Kebir`i, Hz. Ali`nin özel duası olan Celcelutiye`yi her gün tamamını veya bir miktarını okuyarak bu duaları kendinize şefaatçi yapın.

Bu duyguyu hayra çevirin

Acısını çektiğiniz bu duyguyu hayra döndürme konusunda Fethullah Gülen Hocaefendi diyor ki: `Ne var ki bizim için her zaman, bu tür duyguları hayra çevirmek de mümkündür. Ve bize düşen de işte bunu yapmaktır. Biraz daha açalım. Mesela bir insan, kendi mahiyetine yerleştirilen şehvet hissi sayesinde veli olabilir. Evet, o insan eğer üzerindeki şehvânî istek ve arzuları karşısında namus ve iffetini kemal-i hassasiyetle koruyabiliyorsa, aynı durumda olmayan başka birinin bin rek`at namazla ulaşamayacağı seviyelere ulaşır.

`Çünkü bu kimse, o kadar şehvetle donatılmış olmasına rağmen, nefsini frenleyip onu zabt u rabt altına alabiliyor. Evet, tehlikenin boyutları nispetinde mükâfat söz konusudur. Hatta bazen böyle birinin terakkisi o kadar hızlı, o kadar amûdî (dikey) olur ki, başkaları velâyet yolunda katiyen ona yetişemezler. `

Bu hususa bir şey daha ilave etmek istiyorum. Mesela, bazı insanların hemcinslerine karşı fıtratlarında fazla bir temayül vardır. Eğer o insan bir hayat boyu o temayülünü gemleyip meşru dairede kalabilse, o öyle bir yükselir ki, hiçbir kimsenin buna yetişmesi mümkün olamaz. `Görüldüğü gibi şehvet, başlangıçta öldürücü bir ağ iken, irademizin hakkını verme sayesinde insanı yükselten nurdan bir helezon haline gelebilmektedir.` (Zaman, 9.3.2007)

Allah ve Resulü ne diyor?

Allah`a ve O`nun sevgili Resulüne inanan bir insan onların emrine boyun eğer, yasaklarından kaçınır. Kur`an, hemcinsine ilgi duymayı `iğrenç işler`, `haddi aşmak`, `beyinsizlik` `fuhuş` gibi sözlerle tanımlar ve kınar. Hz. Lut`un peygamber olarak gönderildiği, bu kötü işi yapan kavm için Kur`ân- Kerim, `Sizden önce dünyada hiç kimsenin yapmadığı iğrenç bir işimi mi yapıyorsunuz?` (7:80)

`Siz âlemlerin içinde erkeklere yaklaşıyor da, Rabbinizin sizin için yarattığı hanımlarınızı bırakıyor musunuz? Doğrusu siz haddi aşmış bir toplumsunuz.` (26:165-166), `... Göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız?`(27:54) gibi âyetlerle bu fiilden uzak durulmasını istiyor, daha sonra bu kavmin büyük bir felaket sonucu yok edildiğini anlatıyor. Deylemî`nin naklettiği bir hadiste Peygamberimiz de bu konuda şu açıklamayı getiriyor:

`Ahirzamanda 3 kısım eşcinsel olur: Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla, diğeri, kucaklaşmakla yetinir Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar Allah`ın laneti bunların üzerine olsun! Eğer tövbe ederlerse, tövbe edenin tövbesini Allah Teala kabul eder.`

Tedavi yöntemi

Dr. Joseph Nicolosi`nin Kaknüs Yayınları`ndan çıkan `Erkek homoseksüeller için onarım terapisi / yeni bir klinik yaklaşım ` isimli kitabı alıp okuyun. Makul ve pratik çözüm yollarını bu kitapta bulacaksınız. Dr. Nicolosi ile diyalog halinde olup eşcinselleri tedaviye çalışan bir dernek vardır. benotesi.com sitesinden daha geniş bilgi alabildiğiniz gibi, ayrıca Benötesi Psikoloji Derneği`nden de yardım alabilirsiniz.

(Not: Bu konudaki katkılarından dolayı sevgili dostum Cemil Tokpınar`a teşekkür ediyorum.)

2009-04-30 Bugün

Hayrettin KARAMAN'ın yazısı

Bilim ne diyor?

Eşcinsellere ve insan hakları adına onları destekleyenlere göre insanlar iki cinsten ibaret değildir; erkek ve kadın gibi bir üçüncü cins de vardır, bu da `eşcinseller`dir. Yani eşcinsellik anormal değil, hastalık ve sapıklık değildir, bu sebeple onl

HAYRETTİN KARAMAN

Eşcinsellere ve insan hakları adına onları destekleyenlere göre insanlar iki cinsten ibaret değildir; erkek ve kadın gibi bir üçüncü cins de vardır, bu da `eşcinseller`dir. Yani eşcinsellik anormal değil, hastalık ve sapıklık değildir, bu sebeple onlara da, diğer iki cinse tanınan bütün haklar tanınmalıdır.

Anlaşılan Yahudi ve Ermeni lobileri gibi eşcinsellerin de lobi faaliyetleri var ve birçok çevreyi etkileri altına almışlar.

Eşcinselliğin, iddia edildiği gibi normal ve yaratılış icabı olduğunu kabul edebilmek için bilimin ve dinin bu konudaki kesin hükümlerine bakmak gerekir.

Bugüne kadar bilim alanında böyle bir kesin bilgi ve hüküm ortaya çıkmış değildir. Konu üzerinde inceleme ve araştırma yapan ilgili çevreler arasında iki farklı tez vardır ve tartışmalar devam etmektedir.

Bana gönderilen bir bilgi notuna göre `Geçtiğimiz yüzyılın önemli bir bölümünde, eşcinsellik, `kişilik bozukluğu` olarak kabul görüyordu. Ancak, 1973`te Amerikan Psikiyatri Derneği(APA), 1990`da ise Dünya Sağlık Örgütü(WHO), eşcinselliği `psikiyatrik bir bozukluk` sınıfından çıkardı. Ama, terapi sürecinden geçen eşcinsellerden birisinin şu sözü dikkat çekicidir: `Uzun yıllar gey olduğumu sandım. Sonunda anladım ki gerçekte ben gey değil, homoseksüellik problemi olan heteroseksüel bir erkektim.` ... Hiç kuşkusuz eşcinsel gruplar yahut kendilerini sadece eşcinsellerin insan haklarından sorumlu görenler bu fikre müthiş tepki gösteriyor ama Türkçe`ye yeni çevrilen `Erkek Homoseksüeller İçin Onarım Psikolojisi, Yeni Bir klinik Yaklaşım` isimli kitap (Çeviren: Ebru Morgül, Kaknüs Yayınları), konuyu bir kez daha gündeme getirdi. Üstelik, kitabın yazarı öyle bir çırpıda bir kenara bırakılabilecek bir isim de değil. Dr. Joseph Nicolosi, uzun yıllar ABD`de Eşcinsellik Üzerine Ulusal Araştırma ve Tedavi Birliği NARTH`ın başkanlığını yapmış, şimdi de Kaliforniya`daki Thomas Aquinas Psikoloji Kliniği`ni yönetiyor.`

Prof Dr. Nevzat Tarhan`ın bir yazısında (15 Mayıs, Haber 7-İnternet) konuya ışık tutan önemli tespitler var:

`Homoseksüeller cinsel yönelimini ve cinsel tercihini doğal yani genlerin öngördüğü heteroseksüel yönelime değil, bir sapma olan kendi cinsine yöneltmişlerdir. Homoseksüel Pedofili olarak bilinen çocuk yaştaki eşcinsteki kişilere cinsel ilgi duyma en sık rastlanılan homoseksüalite biçimidir.

`Homoseksüellik ile ilgili bir gen tanımlanamamıştır. Ancak eşcinsel tercihi olan kişilerin yetiştirilme tarzı araştırıldığında sosyal öğrenmenin rolü göze çarpar. Aşırı koruyucu ve erkeklere düşman bir anne modeli ile zayıf, evle az ilgilenen veya sevgi vermeyen bir baba rollerini sık görürüz.`

Konu bilim yönünden -en azından- tartışmalı olduğuna göre `eşcinselliğin normal olduğu` tezi bir iddiadan ibarettir ve bu teze dayalı hukuki düzenlemeler bilime değil, siyasete dayanmaktadır.

Gelecek yazı: Kur`an eşcinselliği kınıyor ve yasaklıyor

Kültür-Sanat/ TIMETURK

Kaknüs yayınlarından çıkan `Homoseksüeller için Onarım Terapisi` hakkında çok konuşulan ama çok az bilgi sahibi olunan bir konuya parmak basıyor.

Kültür-Sanat/ TIMETURK

Kaknüs yayınlarından çıkan `Homoseksüeller için Onarım Terapisi` hakkında çok konuşulan ama çok az bilgi sahibi olunan bir konuya parmak basıyor. Eşcinselliğin modernite ile ortaya çıkan özgürlük mücadelesi gerçekten bir insan hakları sorunu mu? Yoksa bir hastalığın meşrulaştırılma çabası mı? Eşcinseller`in hepsi aynı kategoride mi değerlendirilmeli yoksa aralarında birbirlerini manuple eden akımlar var mı? İşt bu orulara cevap arayan bu kitap bir başvuru kaynağı niteliğinde...

Günümüzde homoseksüellik modern hayatın bir parçası olarak görülmeye başlandı. Peki bu durum karşısında siz ne hissediyorsunuz? Belki öfkeleniyorsunuz belki de korkuyorsunuz. Yakınlarınızın homoseksüel olmasından, belki de kendinizde homoseksüel eğilimler olmasından korkuyorsunuz.

Homofobi diye de adlandırdığımız bu korku, kimimizde agresif bir şekilde dışa vururken kimimizde bastırılmış olarak mevcut olabiliyor. İşte bu kitapta sizleri homofobinizle yüzleşmeye davet ediyoruz. Homoseksüellik kapalı bir kutu gibi. Homoseksüelliği anlamak ve bu konuda kendimize ya da çevremizdekilere yardımcı olmak için öncelikle bu konuda aydınlanmalıyız. Kitapta bulacağınız temel gerçeklerden bazıları şunlar:

- Homoseksüelliği bir kimlik olarak benimsemiş `gey` ile homoseksüel eğilimlerinden kurtulmak isteyen `gey olmayan homoseksüel` arasında büyük bir fark vardır.

- Eşcinsellik doğuştan gelmez. Baba yoksunluğu başta olmak üzere aile dinamiklerinin kişi üzerindeki etkisi sonucu gelişir.

- Homoseksüeller ilk gençlik yıllarında yaşadıkları `erkeklerden savunmacı kopma` nedeniyle hemcinslerini ya gerçekçi olmayan bir şekilde yüceltir veyahut aşağılarlar. Kinaye ve iğneleyici konuşma tarzı, homoseksüel erkeğin tipik özelliklerindendir.

- Homoseksüellikle pornografi arasında yakın bir ilişki vardır. Birçok yetişkin erkek, zedelenmiş erkeklik ve güç arayışı ile pornografiye ve homoseksüelliğe yönelir.

- `Homoseksüel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan erkekler` dünyada hızla yayılan `Gey Hakları Hareketi` tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki `tedavi olmak isteyen homoseksüel eğilimliler`, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar.

Kitabın yazarı Dr. Joseph Nicolosi, ABD`deki NARTH (National Association for Reasearch and Therapy) Eşcinsellik Üzerine Araştırma ve Tedavi Birliğinin başkanı. Merkezi Üsküdar`daki Türkiye Benötesi Psikoloji Derneği ile işbirliği içerisinde olan Dr. Nicolosi, onarım terapisi gören yüzlerce erkekle 25 yılı aşkındır sürdürdüğü seansların ışığında bu kitabı kaleme aldı. Samimi bir dille ve objektif bir bakış açısıyla yazılmış bu çalışmanın, kütüphanenizdeki psikoloji kitapları arasında yer almasını öneriyoruz.

Kitap Kaknüs Yayınlarından çıktı

merhaba hocam bende izmirde

merhaba hocam bende izmirde yaşıyorum. bende bu sorun ile karşı karşıyayım; ama kesinlikle bundan kurtulmak istiyorum. neyi nasıl yapacağımı bilmiyorum. evde kitabıda bulunduramam. izmirde danışabileceğim rahat konuşabileceğim birini önerebilirmisiniz yada internet üzerinden de oluyorsa o şekildede olabilir.

CENNETİN KAPISI

CENNETİN KAPISI

bu hikaye de burada bitmiş
sonsuza dek mutlu mesut yaşamışlar ...
gay hayatında hiç bi hikayenin sonunda kullanılamayan bu cümle olsa gerek

evet dedim benim hiç bi suçum yok, ne kimseden böyle olmayı diledim ne de bi günah işledim, öyleyse cezasını da ben çekmemeliydim
bu bi yanlış bu bi hata değildi, çünkü hangi psikologtan yardım dilesem kapılar yüzüme kapandı, hangi kaynaktan araştırsam asıl düzelmeye çalışmak bi takıntıdır diyodu
ve kapılar gül bahçesine açıldı(!)
madem bu bi hata değil artık istediğim hayatı yaşamanın zamanı gelmişti , bedenim ve ruhum bana aitti ve istediğimi yapabilirdim , tek sakıncası tutucu bi ülkede olmamdı
tutucu , yobaz ve geri kafalı insanlarla dolu bir ülke, doğruyu onlar değil ben biliyordum
internet denen katilin sayesinde kendimi ifade etmem çok zor oldu denemez , etrafımdaki insanlar " yüzlerce insanın arasında nasıl tek tük solak çıkıyo ve bu gayet doğal bi durumsa, gay olmak ta sıradışı gibi görünen doğal bi durum" diye beni daha da rahatlattılar
artık tek istediğim bundan kurtulmak değil hergün okula gelip giderken gördüğüm o tatlı karizmatik çocuğa ulaşabilmekti
hem bi kereden bişey olmazdı , hem ben onu seviyodum evet aşıktım deliler gibi, rüyalarımda ondan başkasını görmez, fantazilerimi ondan başkası süslemez olmuştu
eskiden felaket dediğim olayı gerçekleştirmek üzereydi tüm planlarım ve ona açılmayı başarmıştım " Allahım hayatımdaki en büyük heyecandı sanırım " ve evet benden şanslısı (!) yoktu ki beni reddetmedi ve çok güzel bi şeklide adını koymuştuk -artık biz bir sevgiliydik -
günler geçti ve hayatımda en çok istediğimi sandığım hep hayaliyle yaşadığım o büyük güne geldik ve başbaşaydık yalnız ikimiz - o ve ben -
evet o sadece bana aitti , hiçbi zaman sahip olamadığım güce sahip , elde edemediğim bi cesareti ve beni hep yargıladıkları maskülenlik ondaydı ve o beni tercih etmişti ,bundan dolayı kendimi çölde su bulmuş birisi gibi şanslı hissediyodum oysa gördüğüm bi seraptan başkası değildi
günlerce belki aylarca hayalini kurduğum o 20 dakikalık sahnenin sonuna geldiğimizde ters giden bişey olduğunu anlamıştım.
neden beklediğim gibi mutlu olamamıştım , neden kendimi daha güvenli kollarda hissetmek yerine kullanılmış hissediyordum , güneş benden utanıp yüzünü sakladığı için mi gölgelenmişti dünya , yoksa kararan hayallerim mi
toz pembe hayallerim bunlar mıydı ,çöldeki serap, o ulaştığım şelale aniden bir kum yığınına dönüştü ama hala susuzdum evet o yanlış kişiydi benim için doğru birileri mutlaka olmalıydı
girdiğim ortamda maskelerin altında ne kadar farklı insanlar da olsa, ne kadar bir yandan hayatlar da sönse , bir yandan hayat devam ediyodu, şaşalı eğlence geceleri , bir sürü iyi görünümlü çocuğun arasında mutlaka birisi benim için doğru kişiydi ve bunu denemeden kimin doğru olduğunu bilemezdim ve her denememde karşımdaki benden bi parçamı alıp götürdü, kimisi güvenimi , kimisi benliğimi , kimisi kalbimi
gerçekten " artık senin için varım " , sen benim herşeyimsin , ömrümün sonuna kadar seninleyim diyen, bana şarkı sözleri yazan , kocaman bi gelecek vaadeden sevgilimi (!) başkasıyla görmemin mümkün olduğu bu dünyada bi hata yok muydu
evet şimdi 19 yaşındayım genç dinamik yakışıklı sahte dünyanın sahte insanları etrafımda pervane , peki ya ilerisi , o zaman da etrafımda pervane olacaklar mı , tabiki hayır ve bunu bilerek yaşadıklarıma katlanmak daha da zorlaşmaya başlamıştı
gerçekten bu benim kaderim miydi, ben buna mahkum muydum
sanırım tek çözüm yaşamımı burada sonlandırmaktı
ki oradan bir ses yükseldi " DUR"
o da kim (bayx: dur sözünün sahibi )
ben: sen kimsin birader yeni mi düştün
bayx : yok ya öyle sohbet etmeye geldim ben ne var ne yok kardeş
ben : nolsun bende artık bi çıkış kapısı bulamadım , vazgeçeyim demiştm
bayx: bende de bi anahtar var şurdaki çıkış kapısının anahtarı kime versem diyodum
ben: ne kapısı o ne anahtarıymış
bayx: gerçek dünyaya açılan , aslında ulaşmanın mümkün olmadığını sandığın o kapının anahtarını yaptılar ben de buldum bana lazım değil bi ihtiyac sahibine vereyim dedim
ben: sen kimsin birader adın ne senin
bayx: Ben Hüseyin Kaçın
ben: ama bak büyük bişey iddia ediyosun sonra yamulmayalım
acaba bu adama inanmalı mıydım ben , herşeye rağmen dinlemekte fayda vardı ve dinledikçe farklı bi insan olduğunu anlamıştım , diğerleri gibi bana sen kendine güvenmiyosun doğal olan bu , demiyodu , bana gerçekten istediğim çözümü vaadediyodu
onu dinlemeye başladım ve kafam çorba gibi olmuştu, şimdiye kadar öğrendiğim , araştırdığım, modern dünyanın ( yemişim moderni ) bana anlattıkları yanlış olabilir miydi
lütfen böyle olsundu
ve yapraklarını döken ümit ağacım tekrar filiz vermeye başlamıştı
bir süre irtibatımızdan sonra bunun mümkün olabileceğine beni ikna etmyi başarmıştı
başlangıç için güzel bi seçim olduğunu düşündüğü kitabı aldım ve okudum
gerçekten bu mümkün müydü
hep kendimi suçladığım sebeplerden değil , hiç bi zaman para istemekten başka yanına yaklaşamadığım babamın sevgisinin yoksunluğunu mu yaşıyordum
ondan göremediğim sevgiyi başka kollarda mı arıyodum ben
hep el üstünde büyürken artık göremediğim ilginin boşluğu muydu
belki de mümkündü , bütün anlatılanlar benim ve etrafımda yakından tanıdığım eşc. arkadaşlarımın ortak problemleriydi ve "EVET" diyerek elimi uzattım
şimdi beni daha zor ama daha güvenli günlerin beklediğini hissediyorum
gerçekten bu seçimi yaparken doğru kararı mı verdim
alıştığım hayatı , -ne kadar bana acı verse- de vur patlasın çal oynasın , herşeyin bi telefona baktığı bu hayatımdan vazgeçmem ne denli mümkün
iradem beni nereye kadar götürebilir, gerçekten bi süre sonra içimde bi kıvılcım yanacak mı
sabırsızlık , heyecan ,korku ve ümitle bekliyorum
beklicez ve görücez

www.huseyinkacin.com

homonicolosi

homofobi terimi, homoların kendilerine karşı olanlar için uydurğu bir kelimedir. homo kendi içlerindeki homoluğu yenip yaratılışını inkar etmediklerinde insan varlığı olarak kabul görebilirler.
yaratılışınızdan sonra seçtiğiniz ve istediğiniz herşey eleştirilere, yorumlara açıktır; ister ki bu eleştiriler makul olsun veya olamasın! önemli olan inandığınız, yaşadığınız ve kabul ettiğiniz değerleri içselleştirebilmek, hayat tarzınız haline getirebilmektir. ama hastalıklı hayat bir yaşam biçimi olamaz; örneğin adam öldürmeyi kendine sevilen bir meslek edinmiş bir katilin toplum nezninde kabuk görmesini bekleyemeyiz. Psikyatrik bir vakadır,adli bir vakadır! her iki yönden de incelenmesi gerekir.

ONARIM TERAPİSİ

" hocam merhaba onarım terapisi adlı kitabı nasıl temin edebilirim? aslında kitabı evde bulundurmaya bile cesaretim yok.sitenizden okuma imkanımız yokmu.tanıdığım birçok kişi var kitabı almaya cesaret bile edemiyorlar.konuyla ilgili cevabınızı bekliyorum.iyi günler. "

"Kitap bitti bitiyor...Sonunu merak ediyorum..."

www.huseyinkacin.com

ERKEK Mİ DOĞULUR ERKEK Mİ OLUNUR?

... Eylül 19.. Dünya’ya yeni bir erkek çocuk bahşedildi. Çocuğunu kucağına alan baba sevinçten deliye döndü. Ailenin ilk çocuğu değildi. Daha onsekiz aylık bir bebekleri varken aileye yeni bir evlat gelmesi büyük sevinç yarattı. İlk çocukları bir kız evlattı. Narin ve hasta bir bebekti. Yeni doğan erkek çocuk sağlıklıydı. Aile ikiz gibi büyütmeye çalıştıkları çocukları ile çok mutluydu. Anne ev hanımı olmasına rağmen çocuklarına daha fazla zaman ayırmak için eve hizmetli almıştı. Çocuklar beraber uyuyor, beraber oynuyor, beraber yıkanıyor hatta beraber tuvalete giriyordu. Aile çocuklarını aynı renklerde giydiriyor üzerlerine titriyordu. Baba çok meşgul bir insandı. Gece gündüz çalışıyor evine vakit ayıracak vakti olmadığı halde sevgisini onlar üzerinden esirgemiyordu. Baba yalnız bir genç olarak büyümüştü. Kendi babası uzun yıllar yurtdışında çalıştığı için hayatta her şeyin üstesinden kendi gelmişti. Kendi çektiği özlemi çocukları çekmesin diye onların üzerine titriyordu. Anne ise ev işlerini bile bırakmış sadece çocuklarıyla ilgileniyordu. Hamurdan oyuncaklar yapıyor. Portakal kabuklarından minik kurabiyeler yapıyor, çocuklarının yaratıcılıklarını geliştirmesi için çaba gösteriyordu. Aile dış dünyadan izole edilmiş kendi içine kapalı bir sitede oturuyordu. Çocuklar dışarı hiç çıkmıyor, bütün vakitlerini evde anneleri ile beraber geçiriyordu. Çocukların hiç arkadaşı yoktu. En yakın arkadaşları birbirleri idi. Kız çocuk büyümüş anaokulu çağına gelmişti. Erkek çocuk ablasından ayrılmıyor onunla okula gitmek istiyordu. Erkek çocuğun parmak emme alışkanlığı vardı. Aile sevimli göründüğü için üzerine gitmiyor, içten içe mikrop kapacak hasta olacak diye üzerine titriyordu. Kız çocuk anaokuluna başlayınca erkek çocuğun dünyası yıkıldı. Evde yalnız kalmıştı. Ablası okuldayken vakit geçiremiyor, bütün gün camda ablasının gelmesini bekliyordu. Her fırsatta evden kaçıyor, ablasının yanına okula gidiyordu. Bir seneyi böyle atlatan erkek çocuk nihayet anaokuluna başladı. Arkadaşlar edindi. Sene olarak okul çağına gelmesine rağmen yaşıtlarından çok küçüktü. Erkek çocuk birinci sınıfa başladığında, aile çocuğun okuldan soğuduğunu hissetti. Okumayı zor öğrendi. Yaşıtlarından küçük olması ise en büyük şanssızlığıydı küçük çocuğun. Yaşıtlarıyla oynuyor fakat incinme korkusu ile geride kalmayı tercih ediyordu erkek çocuk. Aile çocuklarının en iyi şekilde eğitim alabilmesi için akşamları eve öğretmen çağırıyor, ödevlerine yardımcı olmasını sağlıyordu. Kız çocuk çok başarılıydı. Sınıfında birinci, öğretmenlerin gözdesiydi. Erkek çocuk vasat bir öğrenciydi. Çok zekiydi fakat ders çalışmayı sevmiyordu. Hala parmak emme alışkanlığı devam ediyor, kendisini savunmasız ve mutsuz hissettiğinde parmak emiyordu. Çocuklar izole bir sitede zaman zaman dışarı çıkıyor fakat evlerinin önünden ayrılmıyorlardı hiç. Aile bu konuda çok hassastı. İki kardeş sürekli beraber ders çalışıyor beraber oynuyorlardı. Aynı küçüklüklerindeki gibi hiç ayrılmıyorlardı. Beraber bebek oynuyor beraber örgü örmeye çalışıyorlardı. Erkek çocuk artık ilk okulu bitirmiş orta okula başlamıştı. Eğitim sistemindeki değişiklik yüzünden ablası bir sene önce Anadolu lisesine gitmiş ve ayrılmışlardı. Hayatlarında ilk defa ayrı kalmışlardı. İki kardeş büyümüş artık ergenlik çağına gelmişlerdi. Erkek çocuk yaşıtlarından hala küçüktü. Arkadaşları ergenliğe girmiş ve erkek erkeğe sohbetlerde hep bunlardan bahseder olmuşlardı. Çocuk içten içe kendisinde neden bu değişiklikleri görmediği için üzülüyordu. Bu sıkıntıları yaklaşık bir yıl çocuğa büyük bir sıkıntı yaratmış oldu. Bu sıkıntısını ne ailesi ile nede arkadaşı ile paylaşabilmişti. Baba bu dönemleri yalnız başına atlattığı için çocuğa nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu bu konuda. Zor bir dönem geçiren çocuk içine kapanmıştı. Liselere giriş sınavı için artık geri sayım başlamıştı. Ablasının okuduğu liseye gidebilmek için ders çalışıyor bir yandan da arkadaşlarına zaman ayırıyordu. Sınav zamanı gelmişti. Fakat erkek çocuk sınavı kazanamamıştı. Babası çocuğu Anadolu lisesine girsin diye ek sınıf açtırmış fakat çocuk o sınıfa da girememişti. Hayatta karşılaştığı en büyük darbeydi çocuk için. Artık hiç bir şeyden zevk almıyordu. Babasının önerisi ve zoru ile endüstri meslek lisesine gitti erkek çocuk. İlk defa izole olduğu ortamdan dışarı çıkmıştı ve nasıl davranması gerektiğini hiç bilmiyordu erkek çocuk. Yeni girdiği bu çevre çok farklıydı. Kültür düzeyleri, ekonomik düzeyleri , fiziksel yapıları ile her şeyiyle çok farklı bir ortamdı erkek çocuk için. Ailesi ve öğretmenleri yardımı ile kısa sürede uyum sağlamış olmasına rağmen mutlu değildi. Fiziksel olarak normal fakat ruhsal olarak narin büyümüş bir çocuktu. Endüstri meslek lisesinin şartlarına pek uymuyor fakat bunu belli etmemek için sürekli çaba gösteriyordu. Arkadaşlarından ve çevresinden farklı düşünüyor ve farklı hissediyordu. Zaman içerisinde okuluna alışmış ve ÖSS sınavına çalışmaya başlamıştı. Hayalindeki liseye gidebilmiş olmasa bile istediği üniversiteye gitmek için çabalıyordu. Okulun başarı durumu standardın altında olduğu için okulun gözdesi haline gelmişti. Öğretmenleri tarafında seviliyor, bilgi ve proje yarışmalarına katılıyordu. Sınav zamanı gelmişti ailesi bu konuda çok baskı yapıyordu çocuğa. Sınava girerken bu sınavın hayatının dönüm noktası olacağını biliyordu. Sonuçlar açıklandı ve kazanamadığını öğrendi. Orta okula başlarken yaşadığı gibi ikinci bir yıkım oldu çocuk için. Ablası başka bir şehirde üniversiteyi kazanmıştı. Aile belli etmese de içten içe kızmıştı çocuğa. Bir sene daha sınava hazırlanmak çok zordu ama bunu başarmak zorunda olduğunu hissettiği için başka çaresi yoktu. Zorlu geçen bir yılın ardından büyük sınav tekrar gelmişti. Çocuk istediği puanı alamamasına rağmen tercih yaptı ve ailesinden ayrı bir şehirde üniversiteye başladı. Aile çocuğunun rahat etmesi için bütün imkanlarını kullanmaya hazırdı. Çocuk yurtta kalmadan bir eve çıkmış ve ev hayatına başlamıştı. Kendisini artık özgür ve çok güçlü hissediyordu. Ailesini kararları olmadan kendi kararları ile yaşama fikri bile çok sevindiriyordu çocuğu. Yeni bir ortam yeni bir sosyal çevre farklı olsa da kısa sürede uyum sağlamıştı çocuk. Ailesi daha gitmeden hiç kimseye güvenmemesi konusunda çocuğu doldurmuştu. Çocuk her tanıştığı kişi ile mesafesini koruyor ailesine günde 5 defa rapor veriyordu ne yaptığını. Aile çok düşkündü çocuklarına ve hiç rahat bırakmıyorlardı. Çocuk birçok zayıf ile birinci sınıfı tamamlamıştı. Sınıfta kalacağını öğrendiğinde büyük bir boşluğa düşmüştü. Yaz tatili ege sahilinde güzel bir tatil yerine gitmişlerdi. Aile çocuğu bu tatilde de rahat bırakmamış, başarısız geçen bir senin ödülü hak etmediğini savunmuştur. Tatil sonunda kız çocuk hastalanmış ve hastaneye yatmak zorunda kalmıştır. Kız çocuk hastanede iken anne ve baba sürekli onunla ilgilenirken erkek çocuk başı boş kalmıştır. Zamanını internette geçirmeye başlamıştır. Günlerden bir gün tesadüfen bir gay sitesine rastlamış ve siteye üye olmuştur. Erkekliğinde bir eksiklik olmamasına rağmen ergenlik döneminden kalma bir his ile bu siteye girmiştir. Sitede uzun süre vakit geçirerek tanımadığı birisi ile sohbet etmeye başlamıştır. İçinde olduğu boşluğu siteden tanıştığı bir arkadaşı ile giderdiğini zannederek onunla iyice samimi olmuştur. Onunla konuştukça farklı hissediyor, onunla daha çok görüşmek istiyormuş. Bir yandan da erkekliğini düşünüyor ve bu yaptığının yanlış olduğunu düşünüyormuş. Arkadaşının ilgisine ve onda bulduğu farklı özelliklere iyice kendini kaptırmış biz sevgiliyiz demeye başlamıştır. Uzunca bir süre bu böyle giderken bu sırada gay dünyasını tanımış ve kendini o dünyadan bir adım uzakta tutmuştur hep. Ne kadar uzak dursa da internet sayesinde bir parçası da o dünyada kalmıştır. Zaman ilerledikçe çocuğun yaşadığı sıkıntılar artmaya başlamıştır. Gelecek kaygısı, başarılı olma iç güdüsü ile savaşırken birde gay olma korkusu çocuğun okul ve sosyal hayatını tamamen olumsuz etkilemiştir. Bir yandan ben erkeğim diyerek kızlar çıkıyor, diyer yandan gaylerle sohbetlerine devam ediyordu. Bu sıkıntılar atık o kadar büyümüştü ki uykularını kaçırmaya bile başlamıştı. Günün birinde bunun bir hastalık olduğunu fark eden çocuk tedavi yöntemleri olup olmadığı araştırmaya başlamıştır. Okuduğu bir çok yazı bunun bir hastalık olmadığını, genetik bir problem olduğunu belirtse de çocuk bundan kurtulacağını ümit ederek çözüm yolları aramaya devam etmiştir. İçinde bulunduğu ruh hali o kadar ağır gelmeye başlamıştır ki çocuk her fırsatta dua ediyor ve bir kurtarıcı istiyor olmuştur ALLAH’tan. Ve bir gün bir siteye attığı mail ile hayatı değişmiştir çocuğun. Attığı mail de gay olmakla alakalı olabileceğini düşündüğü sıkıntılarından bahsetmiş ve yollamıştır mailni. Birkaç gün cevap beklemiş fakat cevap gelmeyince umudu kesmiş ve bunalımlı yaşantısına devam etmeye başlamıştır. Bir gün msn adresini birisi eklemiştir. Çocuk netten tanışmaya çalışan bir gay olduğunu düşünerek temkinli yaklaşmıştır bu kişiye. Kısa bir konuşmanın ardından bu kişinin bir gay değil yardım etmeye çalışan birisi olduğunu anlamıştır çocuk. Fakat şüpheler ve soru işaretleri bu kişiye güvenmemesi gerektiğini işaret etmektedir her seferinde. Günler geçtikçe, konuşma ilerledikçe çocuk anlamıştır ki ALLAH’tan istediği dilek gerçek olmuştur artık. İstediği kurtarıcı ALLAH tarafından HÜSEYİN K olarak gönderilmiştir çocuğa. Çocuk için çok zor bir süreç olmuştur bu insana güvenme aşaması. Çocuk hiç kimseye güvenmezken birden tanımadığı bir adama güvenmiş ve her şeyini anlatmaya başlamıştır. Anlattıkça rahatlıyor, rahatladıkça anlatmaya devam ediyormuş. HÜSEYİN K ’ da hiç kimsede göremediği, bu güne kadar hep peygamberlerde bulunan kişilik özellikleri diye anlatılan bütün özellikleri görmüştür çocuk. Artık onu bir yabancı olarak değil kendi ailesinden birisi olarak görmeye başlamıştır. HÜSEYİN Beyin tavsiyelerini dikkatle dinliyor, her önerisini yerine getirmeyi kendine bir borç biliyormuş. HÜSEYİN Bey’in önerdiği “ONARIM TERAPİSİ” kitabını okuduktan sonra çocuk artık sorununun ne olduğunu anlamış ve hayata başka bir bakış açısı ile bakmaya başlamıştır. Kendi sorununun homoseksüellik olmadığını anlamıştır. Sorunun aşırı aile ilgisi ve kontrolü, gelişim yaşlarında ( 3 – 5 yaş) iken yanlış temas kurulması, ergenlik döneminde bir takım konuları kendi iç dünyasında eksiklik olarak algılamasının sonucu olarak bugün yaşadıklarının aslında psikolojik etkiler olduğunu anlamıştır. Kendini yeniden sorgulayıp, hayatında ki eksik taşları yeniden yapılandırarak yeni bir değişim ve gelişim sürecine başlamıştır. Bu süreçte karşısına nasıl bir engel çıkarsa çıksın yenilmeden, tökezlemeden her şeyin üstesinden geleceğine inanarak kendi çocuğunun gelişim döneminde kendi ailesinin yaptığı hataları yapmadan onu en iyi şekilde yetiştirme hayalleri ile yeni bir birey olarak hayatına devam etmeye başlamıştır…

www.huseyin kacin.com alameydaaa@hotmail.com

yoruma itirazım var

Şunu gözardı etmeyin ki bazı hastalıklara karşı uygulanan tedavi yöntemleri, kişiye göre farklı sonuçlar elde edebiliyor. Lütfen insanlara deneme şansı tanıyalım. Sizde başarılı olamadığı, diğer yardım bekleyen insanlarda da aynı sonuç nüksedecek demek değildir. Kurtulmak isteyen birçok insandan biriyim. Bazı eleştiriler o kitabı daha görmeden kesin hüküm vermemizde etkili oluyor.Bence bu bir hastalık.Tıpkı sigara tiryakiliği gibi.Gerçekten yardıma ihtiyacım var.

Nicolosi!

Kitap homofobiye yüzleşmekten bahsettiğini iddia ediyor ama komple bir homofobi destanı. Eşcinsellik ne bir hastalık ne de sonradan edinilen bir yaşam tarzıdır. Bu yanılgıya adının önünde "Dr." tanımlaması bulunan sözde bilim insanlarının düşmesidir asıl acı olan. Derdi nedir ki Nicolosi'nin hayatını eşcinseller erkeklere adamış. Unutmamak gerekir ki, homofobinin en büyüğü kendi içindeki homofobiyi yenememiş, kendini kabullenememiş eşcinsellerdedir. Nicolosi önce kendi içindekini çözmeli!

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML kodları: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Yukarıdaki harf ve rakamları yazınız. Bu soru sizin gerçek bir ziyaretçi olup olmadığınızı anlamak içindir.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image without spaces.
Kızkulesi Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri
Merkez:Kızkulesi Kültür Merkezi Mimar Sinan Mah. Selami Ali Efendi Cad. No:5 Üsküdar/İstanbul
İstanbul Tel: +90 (216) 341 08 65 Faks: +90 (216) 334 61 48
Dağıtım: Çatalçeşme Sokak Defne Han No.27/3 Cağaloğlu İstanbul
Tel: +90 (212) 520 49 27 Faks: +90 (212) 520 49 28
E-mail: info@kaknus.com.tr
sfy39587f11