|
 | YENİKAPI MEVLEVİHANESİ
MEHMED ZİYA
DER-SAADET
KİTAPLIĞI |
Yenikapı Mevlevihanesi, Galata
Mevlevîhanesi’nden sonra kurulan İstanbul’daki ikinci
Mevlevihane olup (Recep 1006/ Şubat 1598) zamanla tarikatın
İstanbul’daki en büyük merkezi haline gelmiştir.
Tasavvuf kültür ve düşüncesi yanında, dönemin siyasi
gelişmeleri açısından da ayrı bir öneme sahip olan
dergâhın 19. asrın sonlarındaki müdavimleri arasında,
tanzimatın iki büyük sadrazamı Keçecizade Fuad Paşa ile Âli
Paşa yanında Kamil Paşa, Midhat Paşa gibi isimler
sayılabilir. Ayrıca 19. asırda II. Mahmut, Abdülmecid,
Abdülaziz, II. Abdülhamid ve Mehmet Reşad da Mevlevîhanenin
ziyaretçileri arasında olup Sultan Reşad, Abdülbâki
Baykara’nın Dedesi Osman Selahaddin Dede’ye müntesiptir.
1285/1868’de kurulan Meclis-i Meşayıh’ın ilk başkanı olan Osman Selahaddin Dede, bu görevini 1297/1880’e kadar
sürdürmüş, onun siyasilerle kurduğu yakın ilişki,
mevlevihaneyi II. Abdülhamid döneminde özgürlük
fikirlerinin tartışılabildiği başlıca merkezlerden biri
haline getirmiştir. Sonradan “ihtifalci” lakabıyla ünlenecek
olan Mehmed Ziya Bey’in “Yenikapı Mevlevihanesi”
isimli eserinin Arap harflerinden Latin harflerine
aktarıldığı bu çalışma, tarihi bir eseri yeniden
canlandırmak ve günümüz okuyucusunun istifadesine
sunmak maksadıyla hazırlandı. Kitabın en başında, Mehmed
Ziya Bey hakkında değerli ilim adamı Semavi Eyice Bey’in
makalesi yer alıyor.
Yenikapı Mevlevihanesi’nin
son postnişini Abdülbaki Baykara Dede ve dergâhın 1925’te
kapatılmasından sonraki serüveni hakkında yine değerli ilim
adamı Mustafa Erdoğan Bey’in çalışması da kitabın
sonuna ilave edildi. Farça ve Arapça bölümler orjinal dilden
tercüme edildi. Kitaptan istifadeyi en üst noktaya çıkarabilmek için son kısma 1000’i aşkın kelime ve
deyimden oluşan bir sözlük ilave edildi, Mevlevilikle ilgili
özel kavramlar açıklandı; yine ayrıntılı bir indeks eklendi. Yeri geldiğinde bazen metin içinde ve bazen de
dipnot olarak açıklamalar yapıdı. Köşeli parantezler […]
arasında göreceğiniz bilgiler, kitabın orijinalinde
olmayıp, lüzumuna inanıldığı için ilave edildi. Mustafa
Erdoğan Bey’in özet olarak değindiği 1925 sonrasında
Mevlevihane’nin durumuna dair i nternet üzerinden
yürütülen bir araştırma da ilginç sonuçlarıyla ve önemli
anekdotlar hâlinde sunuldu. İstifadeye vesile olması
dileğiyle …
|
  | BİR
İSLÂMBOL HAYALHÂNESİ Alaturka
Öyküler Yazarı: Serkan
Özburun Sayfa
: 176 Ebat
: 13.8
x 21cm ISBN
: 975-256-045-8 Barkod
: 9799752560450 Fiyat
: 8,00
YTL. Kaknüs / Roman & Öykü |
BİR
İSLÂMBOL HAYALHÂNESİ Alaturka
Öyküler Bu
kitap, bir yandan İstanbul’un bildik mekânlarına karakter
kazandıran yaşanmış hatıratları
canlandırırken, öte yandan da dilimizde çok kullanılan
deyimlerin ve
sözlerin, bir tarafıyla gerçeğe dayanan, kurgulanmış
hikâyelerini sunuyor. Hikâyeler
tarih kitaplarına, ansiklopedilere, İstanbul üzerine
yazılmış metinlere ve
sohbetlerde dinlenenlere dayanıyor. Kimileri ikişer üçer
cümleden oluşan kimileri
de muğlak olabilen bu ana malzemenin kurgulanıp eksik mekân
ve zaman
bilgilerinin araştırılarak tamamlanmasıyla desteklenmiş
hikâyeler bunlar. Bu
çalışma, “diplomasi bilgilerine gömülmüş bir tarih ve gramer
bilgilerine endekslenmiş
bir dil yerine, hikâye edilen ve insani durumların içinde
olduğu bir
tarihi ve bir dili sevmek için” yapıldı. Kullandığımız
kelimelerin çağrışımlarını, hikâyelerini,
arka planlarını bilerek dili gerçekten yerli yerinde
kullanmamıza katkıda
bulunması için tasarlandı. Hikâyeler
tarihe de pencere açıyor. Tarihin bugünü belirleyen bir
yaşanmışlık olduğunu,
bizim hikâyemiz olduğunu anlatıyorlar. Zira tarih
ansiklopedik bilgi
olarak dayatılınca ne bilgi akılda kalıyor ne de anlatılanla
bir yakınlık sağlanabiliyor. Kimi
güldüren, kimi düşündüren, kimiyse insanı hayrette bırakan
hikâyeler bunlar. Ortak noktaları, hepsinin İstanbullu
olmaları. |
  | BİR
BÂB-I ÂLÎ KAHVESİ Yazarı: Serkan
Özburun Sayfa
: 160 Ebat
: 13.8
x 21cm ISBN
: 975-256-012-1 Barkod
: 9799752560122 Fiyat
: 7,00
YTL. Kaknüs / Roman & Öykü |
BİR
BÂB-I ÂLÎ KAHVESİ Alaturka
Öyküler Bazen
bir toplumun hafızası, bir kahvehanenin saçı sakalı
birbirine karışmış, bir
şahsiyetinde uyur. Ve o uyandığında, kimileyin kahvesinden
bir yudum alıp alaturkalığa
dair öyküler anlatır. Zamanının bayramlarından, hamam
sefalarından, sobabaşı
sohbetlerinden dem vurur. Tarihi
Kişiliklerin İlginç Özellikleri Tarih
hiçbir zaman yalnızca zaferci imparatorların yevmiye defteri
olmadığı gibi,
dil de sadece filologların kuşattığı bir sesler toplamı
değildir. Bu yüzdendir ki
bu kitap, Kanuni’yi yengilerinden çok mezarına koyulmasını
vasiyet ettiği çekmecesiyle,
Sultan I. Ahmed’i ibrikçiliği yönüyle ele alırken; diğer
yandan, dilimize
yerleşmiş kimi sözcük öbeklerini tarihsel kurgusu içinde
hikayelendirme yoluna
gidiyor. Deyimlerin
ve Sözlerin Hikayesi Bu
kitapta Dingo’nun Ahırı’ndan bir at alıp tramvaya koşmak
istediğinizde, Kırk Yıllık
Kani’nin bir Rum güzeline aşkı sizi ve yüreğinizi çarpacak.
Sarı Çizmeli Memmed
Ağa bu harman mevsimi yine borçlarını ödemeye gelmediğinde,
gelecek
yılki harman mevsimini
bekleyeceksiniz. “Bir
Bâb-ı Âlî Kahvesi”,
kulağa çalınan elli öyküden oluşmakta ve sizleri bu
kahveye
buyur edip kırk yıllık bir hatır yaşamaya davet
etmektedir.
|
  | ÂSİTÂNE
EFSANELERİ Eski
İstanbul Hanımefendilerinin Ağzından Eski İstanbul'un Halk
Kültürüne Işık Tutan
Hikâyeler Masal
Metinleri: Işık
Sükan Sayfa
: 192
Ebat
: 13.8
x 21cm ISBN
: 978-975-256-152-6
Barkod
: 9789752561526
Fiyat
: 9.00
YTL Kaknüs / der-sadet kitaplığı
|
ÂSİTÂNE
EFSANELERİ Eski
İstanbul Hanımefendilerinin Ağzından Eski İstanbul'un Halk
Kültürüne Işık Tutan Hikâyeler Üniversite
öğrenimi gördüğüm yıllarda, eski İstanbul hanımefendilerini
sık sık ziyaret ederdim. Bu zarif hanımefendilerin çoğu,
Cumhuriyetten evvel sarayla da ilişkisi bulunan
anneannem tarafından akrabalarımdı. İstanbul’un hızla
değişen çehresi içerisinde hiç ummadığınız bir sokak
arasında karşınıza çıkıveren köşklerde, konaklarda
yaşarlardı. Ziyaretlerim boyunca büyük teyzelerimin
dizlerinin dibinden ayrılmaz, elimden geldiğince gönüllerini
hoş tutmaya çalışırdım. Osmanlı’nın son dönemlerindeki
sosyal hayatın nasıl olduğunu, gençliklerinin nasıl
geçtiğini, nasıl eğlendiklerini sorar, notlar alırdım. Eski
İstanbul hanımefendilerinin uzun kış gecelerinde nasıl
vakit geçirdiklerini dinlerdim. Bu yaşlı hanımların
geçmişten bahsederken gözlerinin dolduğuna, âdeta gençlik
günlerine geri döndüklerine şahit olurdum.Eski
İstanbul’da yaşamış bu nadide hanımlar, zaman içinde birer
birer hayata veda ettiler. Tabiatıyla onların tanık
oldukları eski İstanbul folklorunu tespit etmek de
artık imkânsız bir hâle geldi. Bu ziyaretlerimin özgün bir
mahsülü olarak kaleme aldığım Âsitâne Efsaneleri adlı
eserin, eski İstanbul yaşam tarzını yeni nesillere
aktarmada önemli bir rol üstleneceğine inanıyorum.
Yazar,
kitabının öyküsünü işte bu şekilde anlatıyor. Bu kitapta
okuyacağınız 23 hikâye, Osmanlı kadınlarına dair zihninizde
son derece enteresan ve bir o kadar da gerçek bir
resim oluşturacak. Kadın haklarının çokça tartışıldığı ve
geleneklerimizde kadınların yeri üzerine çeşitli
önyargıların dile getirildiği günümüzde, bu eğlenceli
efsaneler sayesinde eski İstanbul'un kadınlarını daha
yakından tanıma fırsatı bulacaksınız. Kadın-erkek
ilişkilerinin yanı sıra Osmanlı toplum yapısına ve
değer yargılarına dair çok şey öğreneceksiniz. Halk arasında
kullanılan dilden, evlerde bulundurulan eşyalara, âdet ve
âdâba kadar, unutulmaya yüz tutmuş ayrıntılar
yakalayacaksınız.İstanbul'un geçmişten günümüze kullanıla
gelen birçok adından biri olan “âsitâne” (başşehir)
atmosferinde yaşanmış hikâyelerle k eyifli dakikalar
geçirmeniz dileğiyle...
|
  | EDEBİYATIN
BELLEĞİNDE YAŞAYAN BEYKOZ Yazarı: Âlim
Kahraman Sayfa:
352 Ebat
: 15,5x22cm ISBN
: 975-256-051-2 Kaknüs/Der-Saâdet Kitaplığı |
EDEBİYATIN
BELLEĞİNDE YAŞAYAN BEYKOZ Bu
kitapta bir semt, yazı’nın/yazın’ın belleğinde birikenlerden
hareketle, zaman ve
mekan boyutu içinde yeniden inşa ediliyor. Sosyal yaşantı ve
insan hallerinin sıcaklığı,
duyuş ve seziş kanalları izlenerek bir kent dokusu
oluşturuluyor. Okuyucu,
duyuş ve seziş kanallarının içindeki uzantıları yoluyla, bu
canlı dokuyla bütünleşmeye
çağrılıyor. Kitap,
bir Beykoz tarihi değildir. Fakat fetihten bugüne uzanan,
beş yüz yılı aşkın bir
zaman dilimi, hareket alanı olarak kitabın arka planını
oluşturuyor. Derinlik kazanmış
bir yaşantı alanı halinde Boğaziçi’nin bir köşesi
canlanırken, şehrin genç
Fatih’inden; bir gazi-derviş olan Akbaba Mehmet Efendi, şair
Nev’î, lezzetli anlatımıyla
Evliya Çelebi ve dikkatli bir gözlemci sıfatıyla Antoine
Galland, Türk edebiyatının
en renkli simalarından olan ve ömrünün yarısını Beykoz’da
geçiren Ahmet
Midhat Efendi’ye kadar gittikçe genişleyen, zengin bir insan
kadrosu, bu yaşantının
aktörleri olarak hayatımıza
katılıyorlar. Beykoz’la
ilgili şiir, hikaye, roman gibi edebiyat kaynaklarından
faydalanılarak sanat,
kültür ve toplum adamlarına ait hatıralardan yararlanılarak
oluşturulan kitap,
dönemin sosyal yaşantı ve insan halleriyle ilgili hiçbir
ayrıntıyı gözardı etmeden
bir semti canlı bir doku olarak kendi sosyal yaşantısı
içinde yeniden inşa
ediyor. |
  |
|